Ev Genel UcuzHikâyeler7

UcuzHikâyeler7

dirilten lezizceset Mart 11, 2012

“Yeni yazacağım şeyleri sana göndermeye çalışırım. Aşağıdakiler 2003 kışında Ada’da yaşadıklarımdan kısa bir kesit”

Atölyemiz çingeneler mahallesindeydi.

Deli dolu insanların arasında yaşıyordum anlayacağınız. Deriden defterler, mozaikler, masklar yaparak yaşıyordum. Bir anı, tek bir kişiye ait olmadığından birinci tekilin çoğuluna geçip anlatmalıyım, bundan sonrasını.

Onun için bir kış gecesi sabahlara kadar çalışılan Kayıp Düşler Zamanı Atölyesi: Küçük, yalnız bırakılmış ama sıcak sımsıcak bir yerdi.

Hayallerimiz vardı ve ellerimizle yaptıklarımıza can verdiğimize inanıyorduk. Kuzine sobasının üstünde demlenen çay, tanrıların ölümsüzlük nektarıydı. Her şeyin farkındaydık. Anın içinde ve her birimiz çoktan bir anı olmuş halde.

Şaraplar açıldı. Âşık olunundu. Sabah güneşinin doğuşu izlenildi. Yemekler yendi. Ağlanıldı. Uykuların en güzeline dalındı. Uyanıldı. Sevgiliniz sizden bir bardak su istedi. Götürdünüz. Ne mutluluk! Arka arkaya sıralı. Sade. Hafif.

Belki pek fazla para kazanmıyorduk ama huzurluyduk. Her insan biraz huzuru aramaz mı onu çevreleyen duvarların ortasında? Mutluluğu.

Arar. Hem de deli gibi. Bulabilir mi?

Bulur. İçi ısınır. Engellerin hepsi yokluğun içinde erir.

Her anı gibi bizimkisi de rastlantıların tuzağı.

Akşam yemeği için pideciye gitmiş ve atölyeye geri döndüğümüzde elektriklerimizin kesilmiş olduğunu fark etmiştik. Neden basitti: Elektrik faturalarınızı ödemezseniz, elektriklerinizi keserler: Şaka gibi bir cümle ama gerçekti. Paramızın hepsini eğlenmek için, yemek için, içmek için harcıyorduk. Elektrik faturalarını ödemek unutulabilir, ama sonucunda insanı sersemletici bir etki yaratır. Elektrikleriniz kesilir. Şansımızı deneyelim dedik, şaraptan esrimiş olarak. Farkında olanların dostudur, derler balıkçılar. Gece karanlığında denize açılıp görkemli boşlukta kaybolmayı göze aldıklarından, yabancılarla sahip olduklarını paylaşmaktan çekinmezler, diye düşündük. Her şeye rağmen Balıkçılar Barınağı’na gittik. Işığa ihtiyaçımız vardı. Resim yapabilmemiz için. Huzur için. Delirmek için. Bir çok şey için.

Gölgeleri ışık olmadan yakalayamazsınız. Lüks lambalarını ödünç istedik ve gülümseyerek bira şişeleri tokuşturup, göbeklerini kaşıyıp, boklu balıklarından yiyerek uzattılar lambalarını bize. Hani şu ışık verirken ses çıkaran şeyler. Bir tüpün marifeti. Yemek yapabilirsin. Çay demleyebilirsin. Aydınlanabilirsin. Lüks bir hayat içinde olmadan lüks içinde yaşayabilirsin. Korkmadan! Delirmeden! Yaşamak gerekli.

Eğer o gece atölyemiz elektrik kesintisi yüzünden üretemeseydi ve yetiştirmemiz gerekenleri tamamlayamasaydık. Sonsuz bir açlık bizi bitirecekti. Maddi açlık değil, manevi açlık ölümcüldür. Hiçbir zaman, yalnızlığa ve karanlığa itildiğimiz yerden çıkma cesareti gösterememe durumu.

Ses çıkaran lambanın aktında sabaha kadar çalıştık. Ne ağladık ne bağırdık. Sevgililerimiz dudaklarına birer öpücük kondurduk, daha da ısınabilmek ve huzura kavuşabilmek için. Mutluyduk. Gece oldu. Bir kez daha gece oldu. Sonra bir kez daha. Bir kez daha… Aynı geceler miydi bunlar? Bir hediye? Bir kadeh daha.

Şundan emindim, bizimkisi ne umutsuzluktu ne de insanın boğazına yapışan tıkanmaydı.

Çözüm bulduk, hüzne, mutluluğa, bir şişe şarabın tadına. O sabah, yıllar sonra, ilk kez kâr da yağmıştı Ada’ya.

Gece oldu. Bir kez daha gece oldu. Sonra bir kez. Bir kez daha… Artık elektriği kullanmıyorduk. Balıkçıların verdiği lüks hayata inanmaya başlamıştık. Denizde kaybolmayı seçmiştik biz de. Başa dönüşler yaşamıyorduk. Çünkü hiç başlamıyorduk. Hiç ama hiç. Sadece derileri küçük parçalara ayırıyor ve yarım kalmış bir tanrının portresini yapıyorduk. İçimiz-de. Ya da. Dışımız-da. Birdik.

Kaybolmuş.

Kayıp Düşler Zamanı Atölyesi.

Bir ada.

Bir iki adam ve bir iki kadın.

Sokak köpekleri ve kediler.

Çingeneler.

Huzur.

Ben, belki hâlâ buradayım ama gece olduğunda. Sonra Bir kez daha olacak. Sonra bir kez daha. Bir kez daha… Elektrik değildi, içimizdeki. Bir parıltı, sonsuz bir ışık, sönmesi imkansız bir alev.

Yaşama hoş geldiniz! Hoş olarak terk ediniz!

2003 kışı aradan tam 9 yıl geçmiş

Ve ben kaldığım yerden benzer bir yaşamı sürdürmeye çalışıyorum.

İlgini çekebilir

Sataş