Home Genel UcuzHikâyeler13

UcuzHikâyeler13

written by lezizceset Mart 13, 2012
UcuzHikâyeler13

Ne kadar başarılı olduğunu gördük. İnsanların içindeki en iyi yalancıyı oynadığında herkes sahte gülümsemene inandı. İşte bu yüzden bu kadar başarılı oldun. Akşamın çatısına çıktın ve kaltağı tokatladın. Sığ insanların taktıkları isimlere sığındın. Yalnızlığını kullanma sıranın geldiğinin farkındaydın. Dibine kadar tek başınaydın artık. Tam da istediğin gibi… cep telefonunu kapattın, kapıları çalmalarını umursamadın. Tıpkı Perec’’in UyuyanAdam adlı romanına girişi gibi bir atmosfer yakaladın kendine. Tıpkı bir film karesi gibiydi.

Ama kendi özgünlüğünü yaratmaktan hâlâ acizdin. Bozuk bir çamaşır makinen, atman gereken kutular var, kitaplarını onlar yardımıyla bu tavan arasına taşımana rağmen. İçini kirlettin ve yeniden içeri girme yolunu bulamıyordun. Herkes o kadar korkak ki en iyi korkak nasıl oynanır onlara öğretiyordun. Şaçma sapan içeriklerle dolu edebiyat dergileri okuyor, geçmişin talihsiz yazarlarını daha fazla anlamak istiyordun. Foça’da esen rüzgarı hatırlıyordun, ufak bir kediye sarılışını ve gece ayazını unutuşunu…. Kendi ülkenin kapanları senin kolunu bacağını öyle bir parçalıyorlardı ki anlam veremiyordun bu yüzden sarhoş olmanın güzel acizliğine bırakıyordun kendini çünkü sen yeniden birşeylere bağlanmanın değerini anlıyordun, ne yazık ki beş yıldızı hak etmeyen çürümüş otellerin ışıkları bile içini aydınlatmaya yetmiyordu. Para biriktiriyordun, biriktirdikçe yüzüne küfretmek istediklerine domalıyordun. İşte oğlum, insanlardan nefret etmeyi onlara zevkle yalan söylemeyi bu şekilde öğreniyordun. Geleceğini vaad ettiğin hiç bir toplantıya gitmiyor hiç bir partiye katılmıyordun. Kendini kapatıyordun ya da öyle yapabileceğini umuyordun. Pencerenin gerisinde zeytin ağaçlarında mırıldanan baykuşların gençliğine yanıyordun. Yaşlanıyordun be oğlum. İşte bu yüzden de fazla takmıyordun o dergilerde yazan çizen yazarları eliştirmenleri… çünkü dünya çoktan düzdü onları ve bu yüzden bu kadar saldırgan takılıyordun. Avrupaymış, Orta Doğuymuş, Amerikaymış hep aynı düzücü yaygara vardı her yanda, hiç bir yere kaçamazdın. Çatı katında kış uykusuna yatmış bir ayı gibi homurdan karnını kaşı ve yalnızlığı düz. Yeterince eziliyordun para için. Evleniyordun, karını aldatıyordun, onu düzmek için eskisi kadar kaldıramıyordun arzunu tavanlara, ne tür yalanları üzerine çekiyordun ve bu yorganı seviyordun soğuk gecelerde.

Evet, oğlum saldır karşındakine çünkü nefretin seni adam akıllı çileden çıkarıyor. Bu insanların herşeyi üzerine ne güzelce sıçtıklarını anlayamıyorsun. Şimdi bir kadının kollarında sızma lüksünden başla bir şey istemezsin. Kendi seks objeni bulamamak seni altüst ediyor, tek kişilik yataklardan telefonun çaldığında açmamaktan sıkıldın. Geceyarısını bulamamaktan. Aptal ve sersem takılmaktan enseye tokat sabahlardan dolup boşalan odalardan, içi boşlardan… sanki içini doldurmam gereken boşluklar var da birilerini yersizce bu yüzden pompolamam gerekiyor. İşinin olmadığı gecelerde kendi zihnimle eğlenmekten büyük zevk duyarsın. Güzelce yalnızlaştırdığın ahmaklığınla. Batan bir güneş bile yeni umutlar doğuramaz artık yüreğinde. Çöreklendin bataklığa. Battıkça balçıkla dilin sürçtü. Yaratıcılık dediklerine .arağını doğrultmak istedin ama çoktan aldılar onu içeriye. Ah be oğlum büyümek dedin, siktir dedin, küfürlerini biriktirdin içinde her dilden aman ne de matağ bir şey. Ucuz şiirler okumaktansa antik yunan’a geri döner yeniden başlardın herşeye, yeniden keşfederdin dünyanın herşeyin merkezi olmadığını ve Güneşin insanlığı çoktan terkettiğini. Ne kavga edesin var orospu çocuklarıyla ne de kolunun altına alasın var orospuları. Çoktan battı o güneş yavrum. Çoktan geçti bir gece daha ve sen hala Ada’’da beklemektesin, aynı boş havuzun üzerine düşen yaprakları izlemektesin. Çoluk çocukla bisiklete binmek sana göre değil, arabalara doluşup tatil beldelerine gitmek de… paranı sıkı bir motor için biriktirmeli ve sonra da tıpkı atalarımızın yaptığı gibi göçebe topraklara atmalısın kendini. Beş para etmez batıdan, hayalinin içine bulanmış doğundan, soğuk kuzeyden ve onun donuk bakışı zavallı ruhsuz kadınlarından, açlıktan aidsten ve güneşten kavrulan güneyden sıkıldın. Dünya sana hep daha fazlasını bulmalısın diyor her zaman, bu yüzden umutsuz Olric’’ten daha içli bir gece yaratmayı başarıyorsun kendine. Zihnini bu yolla açıyorsun, eski yöntemler, bir şişe bira, iki şişe bira, üç şişe bira…işe… işe gitmek. Gerçek dünyanın araya girmesi işte böyle bir tuvalet ortamı yaratıyordu. Domalacak yerler vardı. Domaltacak insanlar ve işte bir yazarın zalimliği de buralarda başlıyordu. Çatı-katlarında, otel odalarında, zemin katlarda, bar tuvaletlerinde…
En izbe düzüşme yerlerinde.
Zihninin ne kadar açık olduğunun farkındaydın. En sonunda. Göbeğinin üzerinde ağını kurmaya başlamış örümceğin gözlerine bakabildin.

You may also like

Leave a Comment