Lobi Genel Kat 20

Kat 20

dirilten lezizceset Mart 16, 2012
Kat 20

 

Yalnızlık havuzumuzu doldurmaya devam ediyordum. Kışın insanın üzerine yıktığı düşünceler aleminden bir şeyleri gerçek hayata taşımaya uğraşıyordum. 2012’nin The Doors yılı olduğunu bir derginin sayfalarını karıştırırken öğreniyor ve Jim’in ardından hala onun sözlerini ve sesini tüketime sunmalarına üzülüyordum. Jim Morrison’un şarkılarından dünya bir anlam çıkaramamıştı. Bir dergi pazara hitap eden basit The Doors tanıtım yazılarını basmıştı. Birilerinin sadece The Doors‘u keşfedip şarkıların derinliğine süzülebileceklerini umuyordum, dergiyi okurken…
When You’re Strange adlı filmi anımsadım. Arabadaki yol sahnesi işin özünü kavramama yardımcı olmuştu.
Geçen bir kaç güne rağmen biraz daha iyimserdim, kendime bir teenage gibi zarar vermemek için sosyalleşme yalanına katıldım ama her deneyişimde çuvalladığımı düşünmek canımı acıtmaktan başka bir işe yaramadı. Başkalarına verdiğim sözleri tutmamıştım, artık kendimle de çelişkiye düşüyordum. Dinlediğim müzikler, okuduğum kitaplar ve izlediğim filmler biraz olsun işimi kolaylaştırmıyordu. Sanki dünya bu haliyle yorucu olmaktan öteye gidemiyordu. Yazacak birşeyler bulursun diyordum kendime, oysa sorun yaşamak için bir şeyler bulmaktı. Aileme sırf endişelenmemeleri için mutluluk nidaları atıyordum, her telefon görüşmesinde. Tanışıp aynı ortamı paylaşmak zorunda olduğum her insanla muhabbeti sürdürüyordum, onlar için eğlenceli, benim içinse sıkıcı günlere merhaba diyip duruyordum. Hayatımın bu ergenlik dönemini “kusursuz yalancı” olarak belliyordum.
Beni çılgına çevirecek, duyguyu damarlarıma pompalayacak, beni kendime getirecek, asiliğimi en son bıraktığım yerden devam ettirecek, gerçek bir aşka ihtiyacım vardı. Bu anlamsız dünyada anlamlı bulabileceğim ufak bir iz bana yeterliydi.
Hayatla dalgamızı geçmek için mi, objektife sırıttık Jim?
Yoksa gerçekten bir anlığına yanımızdaki kadının gözlerinde mutluluğumu yakaladık?
Antik şehirlerin yamaçlarında değişmeyen tek şey yalnızlık, dostum. Yalan Çağı’na saplandı kaldı insan, artık kendi yarattıklarına bile güvenmez halde. Geriye sadece çöp yığınları, iliğine kadar emilmiş boş zihinler… En azından üçüncü dünya ülkesinde doğmuş olmanın çelişkisiyle kendimi oyalayabilirdim. Saatlerce, günlerce, haftalarca… Yıllık sayımları sonlandırmalıydım. Ama insanlık için hiçbirşey yeterli olmazdı. Ne acı ki biliyordum bunu.
Kendi yumruklarıma güvenip bu çıkmaz sokağın dibindeki dövüşü kazanmanın tam zamanıydı. 2012 The Doors yılıysa, köpek havlamalarının ardından sıkı bir kapıyı aralayıp arınmalıydım. Yalan dönemim beni uykumdan uyandıracak ızdırabı taşıyordu zaten. Son sözü Jim söyledi:

Bedenlerimizi Laflarla Sakatlıyoruz

Sex, yalanlarla dolmuş,
Beden, gerçeği görmeye çalışsa da,
Kurallarla bastırılmış olduğundan,
Beceremiyor! !

Bedenlerimizi, laflarla sakatlıyoruz,
Toplum, gerçekten hissettiğimizi,
SÖYLEYEMEMENİN, başarı olduğunu,
öğretmiş bize.

Jim Morrison

 

bi bak istersen

bir iz bırak