Home Genel Kat 24

Kat 24

written by lezizceset Mart 21, 2012
Kat 24

Paris’te Bir Kedinin Günü Nasıl Geçer?

2010 yapımı bir animasyon filmi Une vie de chat, iki yönetmenin elinden çıkma, Jean-Loup Felicioli, Alain Gagnol. Bu ikili Paris’in çatıları üzerinde öyle bir dünya yaratıyorlar ki, Dino ve sevimli kız Zoé’nin mükemmel arkadaşlığına da tanıklık ederken eğleniyorsunuz. Otuz yaşını devireceğim neredeyse ve bir saatlik bu animasyonla çocukluk günlerime döndüm. Kedilerle birlikte çatı üstlerinde zıplayan bir çocuktum ben, belki de hırsız Nico’ydum. Büyüyüp her şeyi berbat edeceğimi nereden bilebilirdim.

Film olağan bir Paris atmosferinde başlar, gece şehre çökünce çatıların üzerinde zıplayıp duran kedimiz Dino’ya Nico adında, işinde uzman bir hırsız eşlik eder. Nico, çocukluğunun büyük bir kısmını hayvanat bahçesinde geçirdiğinden hayvanlarla arası sıkı bir hırsızdır.

Sabahın ilk ışıklarında Dino, babasını kaybetmiş Zoé’nin evinde koltukların, yatağın üzerinde uyumasını sever, miskinlik yapar, gece olduğunda gizemli kedi karakteriyle, çatıların üzerinde bütün miskinliğinden kurtulur, Nico ile hırsızlık yapar, mücevher aşırır, balıktan bir bilekliği Zoé’ye armağan eder.

Zoé’nin annesi Jeanne, ufak kızı ve Dino arasındaki ilişkiyi kedinin ona sürekli armağanlar getirmesinden dolayı tuhaf karşılar. Babasının ölümünden beri hiç konuşmamıştır Zoé. Dino her sabah nedendir bilinmez, ağzında yakaladığı kertenkelelerle gelir ona. Zoé’nin bu kertenkeleleri bir kutunun içinde saklamasını garipser annesi. Ailenizden fazla önemseyip bir şeyler biriktiriyorsanız ebeveynler için her zaman problemdir bunlar, bir kaygı dünyasının yaşam parçacıkları, bunlar kertenkeleler, pul kolleksiyonları, deniz kabukları,kelebekler olsa bile garipsenir. Eğer etrafınızdakilerle konuşmuyor ve sadece kedinizi okşayıp mutlu kalabiliyorsanız.

Azılı düşmanımız, Jeanne’nın kocasının ölümüne yol açan Costa’dır. Zoé’nin annesi de babası gibi polistir. Kötülüğün, tüketmenin ve yok etmenin ne zevki varsa Costa karakterinin içinde yaşar. Costa, Jeanne’nin sevdiği adamı ve Zoé’nin babasını öldürmüştür. Kötülük Costa ve çetesiyle birlikte Paris’in arka sokaklarında nefes alıp verir. Büyük bir soygun peşindedir, Costa. Louvre müzesinde sergilenecek önemli bir sanat eserini kaçırmak için planlar yapıp durmaktadır.

Filmin sade ve güzel kurgusu buralarda düğümlenecektir.

Sadece Zoé’nin annesi değil, Zoé de kedi Dino’nun geceleri neler yaptığını merak etmektedir. Bir gece kedinin peşine takılır, duvarların üzerinde, gece havlayan ahmak köpeklerin yanından geçer. Ve Dino’nun ünlü hırsızımız Nico ile gece aşırmacılığına çıktığını keşfeder.

Eve dönüş yolunda, Costa ve adamlarıyla bir rastlantı eseri karşılaşır Zoé ve filmdeki kovalamaca başlar. Ahtapot kollarıyla Jeanne’nın rüyalarına giren Costa bu kez Jeanne’ın kızının peşine düşer. Bu kovalamaca sırasında Zoé, Nico’nun evine sığınır ve aşırıcılıktan eve dönmüş olan Nico durumun farkına varıp küçük kızla gangsterlerden kaçmaya başlar.

Burada Fransız sinemasının animasyon filmlerinde de farklı bir bakış açısıyla seyircisine yöneldiğini görürüz. Filmi izleyen yetişkin ya da çocuk hırsız tipinin iki türüyle karşılaşır. Küçük kızları ve çocukları koruyan hırsızlar ve amaçları sadece kötülük yapmak olan hırsızlar.

Filmde Jeanne ve Nico arasında kısa bir diyalog şöyle gelişir:

Nico: Ne zamandan beri polisler hırsızları kurtarıyor?

Jeanne: Hırsızlar çocukları kurtardığından beri.

Jeanne bir yanlış anlamadan ötürü Nico’yu tutuklar, Zoé’nin kötü dadısı Claudin bu durumdan yararlanıp Zoé’yi yakalayıp Costa’ya götürür. Ama Nico farklı bir hırsız karakterinin temsilcisidir. Sanki yaşamdaki legal olan kuralların her zaman geçerli olmasında bir sorun var, der, bazen illegal davranıp özgür olmayı istersiniz. Kışkırtıcıdır.

Nico, Zoé’yi Dino’yla birlikte Costa’nın elinden kurtarır. Costa filmin sonunda aklı dengesini yitirip kendini bir vincin tepesinden boşluğa bırakacaktır, onu kurtarmaya çalışan Nico ve Jeanne’e rağmen. Kendini boşluğa bırakan ahtapot kollardan kimse tutmaz. Nico ölür. Bunu görürüz. Film bir animasyon olmasına rağmen dünyanın karanlık yanlarını göstermekten korkmaz. Bu yüzden film gece başlar, gece son bulur.

Ardından güzel bir kış başlar, Paris sokaklarında kimsecikler yoktur. Kedimiz Dino, ayak izlerini çatıların üzerinde bırakır. Kâr her yerdedir. Sıcak evin içine süzülür, kediniz kucağınıza oturur, mırıldanır. Hediye paketlerini açar ve Paris’i avucunuzda sallarsınız. Kâr işte bu kadar basit yağar oralarda. Paris’te bir kediyseniz çöp kutuları bile daha zengin karşılar sizi. Bir asilzade, modern bir hırsızsınızdır, aşıracak kadar hayalgücüne sahipseniz eğer.

Bir kış günü içinizi ısıtmak istiyorsanız ve biraz gülümsemeye ihtiyacınız varsa, bu animasyon filmini izleyin. Çocukluk asla kapatamadığınız bir sayfadır, o sayfaları göz tembelliğiyle geçip büyümeye lüzum yok. Aşağıdaki film tanıtımını izleyin. Filmin tamamını da izlemek isteyeceksiniz.

httpv://www.youtube.com/watch?v=-UM8h0kp_KU

You may also like

Leave a Comment