Ev Genel Kat 25

Kat 25

dirilten lezizceset Mart 22, 2012

Rüyalar, aşk, cinsellik, ölüm ve sapkınlık üzerine bir film A Dangerous Method, Cronenberg psikolojik hastalıkların, saplantıların, çarpışmaların derinliklerinde dolaşmayı seviyor. Hayli tehlikeli sularda yüzüyor film. Tabu olmayı günümüzde de sürdüren konuları eleyip geçiriyor avuçlarından. Hasta doktor, ilişkisi. Tek eşlilik, çok eşlilik. Rüyalar, seks. Bilinçaltı, sapkınlık. Ölüm ve varoluşla sonuçlanıyor her şey.

Genç Carl Jung ve psikanalizin kurucusu, baba Sigmund Freud’u karşı karşıya getirip, filmin dağılmasını önlemek, yüksek bir yönetmenlik tecrübesi gerektiriyor elbette. Ama yine de film seyri bakımından gayet poetik gelişiyor. Aynı zamanda, insanın zihinsel süreçleri ile bilinçdışı unsurları arasında psikoterapi tekniği olan psikanalizin sinematografik bir tarihini de gözler önüne seriyor.

A Dangerous Method, Genç Carl Jung’un (Michael Fassbender), hastası, öğrencisi ve aşığı olacak Sabina Spielrein’le (Keira Knightley) hasta doktor ilişkisiyle başlar.

Filmdeki karakterlerin özel isimlerini bir kenara kaldırın. Şiddete maruz kalmadan doğan Mazoşist bir hasta ile karısı Emma (Sarah Gadon) tarafından baskı altında tutulan bir doktoru izleriz. Her iki karakterde kendi yaşam süreçleri esnasında zihinsel, hatta fiziksel baskı altında tutulmaktadırlar. Hasta, ne kadar güdüleriyle yaşamayı beceremiyor ve utanıyorsa, doktor da karısıyla sevişmeyi ve baba olmayı kaldıramıyordur.

Emma cezalandırıldığında haz duyar ve bu tutku onun sapkınlığı ve hastalığıdır.

Jung düşüncelerini baskı altında tutar ve bir başkası gibi davranır. Örneğin karısıyla sevişmek bir tutku meselesi değil, bir zorunluluk bir toplum dayatması ve bir beklenti haline dönüşmüştür.

İyi bir baba olmak, ama anlarız ki Jung’un baba figürüyle ilgili sorunları vardır. Bu sırada karşımıza, baba figürüne dönüşecek olan Freud (Viggo Mortensen) çıkar. Freud çok akıllı ve iyi bir gözlem yeteneğine sahip bir doktordur. Film boyunca Jung’un baskı altında bıraktığı zihnini ortaya çıkarmaya uğraşır. Jung bu yüzden kısa bir süre sonra Freud’dan uzaklaşır, hatta doktor olarak aynı kulvarda ilerleyen düşünce yapıları, birbirleriyle olan çekişmeleri yüzünden tamamen kopar.

Freud‘dan uzak durması gerektiğini anlayan Jung, bir başka doktordan yardım almaya başlar, Otto Gross (Vincent Cassel) Jung’u günümüzde de büyük bir entelektüel soru olan aşk kavramına yaklaşımında, onu sarsar. Cinsel dünyamızın saplantıları bizi iyileştirme panzehirini üzerinde taşır mı? Belki çok kısa bir anlığına, bir paltonun yere düşme ve doktorun paltoyu temizlemek için bastonuyla onu temizlemeye çalışma anı, hastanın mazoşist tepkisinin ilk ortaya çıktığı andır da. Sabina cezalandırılmaktan hoşlanır. Jung’a bir hasta olarak gelen kadın, onun tarafından bir kadın olarak beyaz perdede izleyici önünde çırılçıplak kalır. Bir kadın ve bir erkek olmanın, karşıtların zıtlığının altın kuralının serbest kaldığını görürüz. Hastanla birlikte olacaksın der, Otto. Eninde sonunda kadının kollarına onu iyileştirecek bir şeytan olarak yapışacak, onu düzmen gerektiğini anlayacaksın.

Sabina‘nın o zamana kadar bakir olmasının önemi yoktur. Evet, her toplum için kadının bakireliği bir tabudur. Erkek egemen toplumda ise baskı altındaki zihin hüküm sürer. Jung’un saplatıları ve bastırdığı duyguları sebebiyle onunla aşk yaşadığını sanması, aşkından ötürü şüpheye düşmesi onun sınırlarını zorlar. Zincirlerini kırmış bir birey olarak birbirlerine saldırır, Jung ve Sabina. İkisi de zihinlerinde çıplak, fiziksel olarak diğerlerinden, özellikle içinde yaşadıkları toplum ve onun dayatmalarından ötededirler. Evli bir adam bir metrese tutulur, metres ise bakirliği kaybederek benliğini özgür hisseder. Artık ne doktor vardır, ne hasta. Cinsellikleriyle var olduklarının farkına varan iki insanı izleriz. Biri diğerini kırbaçlar, biri diğerini sırf onu terk ettiği için yaralar ama saplantılar olmadan yaşamanın, öğrenmenin ve nefes almanın anlamını da sorgular, seyirci. Aşk’ın bir parçacığı.

Otto Gross sadece dönemin tek eşlilik kavramını aşmış, çokeşliliğin insan zihnini hür bırakacağına inanan, ahlak kurallarının yarattığı duvarı tınlamayan bir doktordur. Film bir çok kez bize yaşadığımız dünyanın ironisini gösterir. Otto, Jung’ı kışkırtmamış olsa Sabina kendisinden utanmaktan vazgeçemez ve karakterini var edemezdi. Olumlu bir dönüşüm olmayacaktı. Jung bastırdığı zihnine yeniden geri dönüş yaşadığında hem Sabina’yı kalbinden ve içinden yaralayacak, hem kendinden ve ailesinden uzaklaşıp savunduğu değerleri kaybedecekti.

Toplumsal normların dışında filme yönelirsek, aslında evliliğinden kurtulmuş olmak Jung’un tam da istediği şeydi. Karısını sevmiyordu, evini sevmiyordu, her şey ona gereksiz bir gösteriş, saçma bir gülümseme, yitirilmiş bir mutlu aile portresi gibi geliyordu.

Bu durum izleyeni tuhaf bir şekilde Otto’nun düşüncesine geri döndürür. Tek eş seçiminin aşkın doğasına aykırı olma düşüncesi. Ama film seyircisini sürekli şaşırtmak ister, Cronenberg zihnimizle oynar, kendi kişisel deneyini gerçekleştirir. Filmin sonlarına doğru, Jung‘a Sabina’ya aşağı yukarı şunları söyletir, senin kadar bir başkasını asla sevemedim. Yaşam süremiz boyunca insan kusursuz aşkı sadece bir anlığına yaşayacak, lanetli bir varlıktır sanki.

“Aşık insan delidir.”

Sigmund Freud

“Her birimiz birer çılgın bilim adamıyız, ve yaşamlarımız bizim laboratuarımız. Bütün deneylerimizi yaşamanın bir yolunu bulmak, sorunlarımızı çözmek, kaosu ve çılgınlığı defetmek için yapıyoruz.”

David Cronenberg

Büyük soruyu, cinselliğimiz, tutkumuz ve aşkımız için birlikte olduklarımızı düşünürüz. Kimliğimizi arama ve kanıtlama yarışı nefes alıp verdiğimiz her an sürer. Kimimiz cesaretlidir ve bir kırılmayı yaşar, kimimiz rutine alışmış hastalıklı yaşamını bir diğer güne taşır. Talihsizce bir başkasına bulaştırır. Sıkıntımızın varoluş sebebini çözemeyiz, ölüm, aşk ve seks. Karmaşıklaştırdığımız evrenin içinde sıkıntılarımız, boğazımıza bilerek attığımız parıltılı bir bilye gibidir, nefes almamızı zorlaştırır, acı verir, boğar ve onu yutmamıza bir türlü izin vermez. Acıyarak, zevk alarak yalnızlaşırız. İnsan kendisini nasıl sevmesi gerektiğini öğrenene kadar birini gerçekten sevmekten yoksun, tutkusuz önüne bakacaktır. Tükendiğimizde zihnimizi kurtaracak bir yöntem olur mu bilinmez.

Cronenberg her zaman insan zihnini kurcalamayı seven, düşünür bir yönetmen olduğunu kanıtlamaktan vazgeçmek istemez. A Dangerous Method kimi eleştirmenler tarafından olumsuz eleştirilse de böyle güçlü bir konuyu seyirciye aktarmak kolay değildir. Yürek ister ve Cronenberg gerçekten deli cesareti sergiler. Dönüp çoğu filmini izleyin yeniden izleyin A History of Violence, Spider, eXistenZ, Crash, M.Butterfly, Naked Lunch, Dead Ringers, The Fly, Videodrome, The Dead Zone, Scanners,, The Brood, Fast Company, Rabid, Shivers, The Victim, Crimes of the Future, Stereo, Frem the Drain, Transfer.

David Cronenberg, insan zihnine, onun psikolojik saplantılarına, rüyalarına, hayalgücünün karanlığına takıntılıdır. Evet son filmi ne Naked Lunch kadar parçacıklı bir yapıya ne de Crash gibi gözlerinizden içinize akmaz. Ancak A Dangerous Method, günümüzün en büyük hastalığı üzerine derin bir düşünme serüvenini başlatır. Kimliğimizin parçaları rüyalarımız, arzularımız, tutkularımız, acılarımız ve hislerimiz olmadan ne kadar insan, ne kadar bir beden, ne kadar bir bilinciz.

Filmler üzerine dağınık ve parçacıklı yazmayı seviyorum. Çünkü kurgulanmış dünyamızın en güzel görüntüleri içimizdeki ben’e öyle akışını sürdürüyor. Kimimiz başarılı oluyor, kimimiz başarılı olamıyor. Kimi filmler gözden kaçıp gidiyor, büyük yönetmen Cronenberg’i görmezden gelmeyin…

Film hem psikoterapinin tarih içindeki kurulumunu anlatıyor, hem de yıkıcı bir aşkı filmin birincil karakterlerine yayıyor. Kim olduğumuzu bilmeden sevmeyi ve sevişmeyi öğrenebilseydik keşke. Bu düşünce de benim karanlık saplantım olarak kalsın, burada. Bir kadının zihniyle bir erkeğin zihni her zaman fiziksel bir tepkimeyi doğurduğu sürece, yönetmenler, yazarlar, şarkıcılar, ressamlar ve şairler aşklarını, ölümlerini ve rüyalarını kurgulamaktan vazgeçmeyecektir.

İzleyiciler, okuyucular, dinleyiciler kendilerini işte bu parçaların içinde bulacaklar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=rMM2fpdtP_U

İlgini çekebilir

Sataş