Home Genel Kat 32

Kat 32

written by lezizceset Mart 27, 2012
Kat 32

Güneşin zamanları geri geliyordu. Etrafındaki her şey iki kişilik ve o zamanını bilemediği ölçüde seveceği kızdan uzaktaydı.
Karşısındaki masanın üzerinde susuzluğu gidermek üzere alınmış iki boş su şişesi iki sevgili tarafından bitirilmiş, şişelerin etrafını çikolata poşetleri sarmış, onlarında çift olması onu şaşırtmamıştı. Çikolataların büyük bir zevkle yenildiğinden hiç şüphesi yoktu. Ya da o, anlamları çöpleşmiş şeylerin üzerine yükleyerek özgürleştiğini sanıyordu. Ayın altında yapılmış bir yürüyüşü hatırlıyor, gece karanlığında avcıdan kaçan yaban tavşanını hatırlıyordu. Geceleri yazmayı sürdürüyordu. Yaratıcı eller için güçlü olacağını biliyordu. Gerçekten hissederek yaşayan ve aklını özgür bırakan çok fazla insanın olmadığına inanıyordu. Nadir olan değerliydi ve bunu hiç unutmadı. Mektuplar ve yazılan yazılar o öldükten sonra da yaşamasını bilecek, hatta ondan daha iyi başaracaklardı bu işi.

Başlangıçta sadece rastlantının çıplaklığına alışmak ve sonrasında onu çılgınca istemek. Yeraltında yaşayan onca yaratıcı beyin, günü geldiğinde birbirini keşfetmenin kıvancını yaşayacaktı. İSTEMEK. İHTİYAÇ DUYMAK. SEVMEK. SAVAŞMAK. AŞIK OLMAK. Artık konuşurken sadece fısıltılara ihtiyaç duyduğu anda, arkasında hissettiği tatlı bir nefes olacaktı. AŞIĞIN NEFESİ. Karanlık gece ona bütün arzularını anlatmak için varlığını koruyacaktı.
Yaşamda çoğunluğun gerçekleri bireysel baş dönmelerine yol açardı. İnsan kendini düşünen yırtıcı bir hayvan olmasını sürdürdükçe tavşan gece karanlığındaki koşusunu bir yemek olarak tamamlayacaktı.

“Kutsal kitabı okumuş olsaydın birşey dikkatini çekerdi. Tanrı önce Adem’i yarattı, sonra da cenneti. Daha sonra Adem’i cennete koydu. Adem cennette olmasına şaşmıştı, bu ona doğal gelmemişti, değil mi? Havva’nın durumu başkaydı. O Adem’den sonra yaratıldı. Cennet’te yaratıldı. Cennet’in yerlisi. Sonra ikisi de cennetten kovulduklarında bu Adem ve Havva için aynı şey değildi. Adem ilk çıkış noktasına geri dönüyordu. Havva ise tersine doğduğu ülkeden sürülmüştü. Eğer bunu unutursanız, kadınlardan yana hiçbir şey anlamazsınız. Kadınlar cennetin sürgünleridir. Tümü…”
Michel Tournier, Meteorlar

20120328-012526.jpg

You may also like

Leave a Comment