Ev Genel Kat 33

Kat 33

dirilten lezizceset Mart 30, 2012

Salinger‘ın Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı romanıyla karşılaşmamdan bu yana tam sekiz sene geçmiş kitabı tekrar tekrar yeniden okumalarıma rağmen hâlâ o inanılmaz etkisini bana veriyor. Ölüm döşeğinde olsam bana okunmasını istediğim kitap yine Çavdar Tarlasında Çocuklar olur.
Kitapla karşılaşmam tam olarak şöyle olmuştu, güzel sanatlar fakültesindeki son yılımdı, mezun olduktan sonra özgür olacağımı umuyordum. Güneşli ayların sonuna gelmiş, İzmir’de bir vapurdan öbürüne, bir sokaktan ötekine dolaşıyor, hafta sonları Aklımızdan Gidenler adında bir radyo programını yayına hazırlıyor ve sunuyordum. Etrafta o zamanki sevgilim için fotoğraflar çekip bir takım görüntüler kaydediyorum. Kitapçılara girip çıkıyor E.E.Cummings’in baskısı neredeyse çok zor bulunan bir şiir kitabını sahaflarda arıyordum. Şiir kitabını o zamanlar bulamamıştım ama raflarda sevgilimin okumamı istediği kitabı kolaylıkla bulmuştum. Çavdar Tarlasında Çocuklar’yla karşılaşmam güzel bir aşkın ortasında olmuştu. Kitabın finali gibi beni altüst etti, insanlara ve duygularıma karşı bütün inancımı tüketti.
Şimdiyse Salinger’ın bu romanıyla neden karşılaştığımı çok daha iyi anlıyorum. Salinger’ın dilindeki yakınlık onun yaşam tercihlerindeki cesaretine büyük bir bağ içindeydi. Onu okumak, görmeye hiç alışık olmadığım bir kahramanla karşılaşmak, bütün dünyadan soyutlanmak gerektiriyordu. Yaşamımıza soktuğumuz her anın bir nedeni vardı. Geceler boyunca Salinger’ın yazdıklarını düşünürüm, hâlâ da… Tek bir roman koca bir cümle gibi aklımda. Romanın bir çok paragrafını radyoda okudum, sevdiğim arkadaşlarıma tereddütsüz armağan ettim ve her bir insan bu dünya üzerinden bu romanı okumadan göçerse büyük bir cümleyi de hiç yaşamasına izin vermeden toprağa dolduracak.
Romanın içeriği hakkındaki düşüncelerimi daha ayrıntılı yazacağım, şimdi kitabı yeniden rafından kaldırıp okumanın tam zamanı.

İlgini çekebilir

Sataş