Lobi Genel Bölüm 6 (Sonilk Durağı)

Bölüm 6 (Sonilk Durağı)

dirilten lezizceset Nisan 18, 2012
Bölüm 6 (Sonilk Durağı)

Sevişenleri Yakalayın Örgütü, yeryüzünün komik insanları arasında geniş çaplı bir arama operasyonu başlatmıştı. Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı’nın tekrar bir araya gelmesi bir hayli güç gözüküyordu. Ama aşkın mucizevî buluşları vardır. Bir kere aşkın içine düşüldü mü zihin ve beden iç içe geçti mi söz konusu mucize kendiliğinden oluşur.
Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı ilk sevişmelerini rüyanın derinliklerinden gerçekliğin içinde yaşadılar. Ve dinlerini SEVİŞMEK olarak tanrılarını da SEVİŞME olarak kabul ettiler. Tapınmalarını yatakta gerçekleştiriyorlardı.

Mevsimler aşkı kıskanır bu yüzden onu üşütmek için kar yağdırır. Aşkı ağlatmak için yağmur yağdırır. Mevsimlerin kıskançlığı o kadar acımasızdır ki nice aşklar, mevsimlerin vurgununda rüzgârla birlikte sürüklenip parçalanmışlardır.
Masalımızın kahramanları eşsiz uyumlarını bir arada tutabilmek için gayet kolay bir yöntem uyguluyorlardı. Zihinleri ve bedenlerini birbirlerine karşılıksızca sunuyorlardı. Ne yazık eşsiz uyumun formülü hiçbir zaman kâğıt üzerine yazılamayacaktır.

Sular Prensesi yeryüzünün komik insanlarını taşıyan otobüse binip Sabahkahvaltısı’ndan uzaklaştıktan sonra onu özlemeye başladı. Ne kadar süre Sabahkahvaltısı olmadan dayanabileceğini bilmiyordu. Sabahkahvaltısı’nın içinde yarattığı ürperti o kadar baş döndürücüydü ki; yeryüzünün komik insanları arasında olduğu zaman gizlediği karanlık kanatları uçmasına neden olacaktı. O zaman Sular Prensesi tehlikeli bir durum içinde kalabilirdi. Yeryüzünün komik insanları bir Prenses’in çok para edeceğini bildiklerinden onu kaçırabilir, saklayabilir Sabahkahvaltısı’na bir daha asla göstermeye bilirlerdi. Bir şeyler yapılması ve tehlikenin âşıklar tarafından ört bas edilmesi gerekiyordu.

Bir alfabe bir dans bir keşif ve tanıdık kokular yeni bir devrimin haberciydi ve tarih bir kez daha böyle bir devrimle karşılaşmamak için araya Sevişenleri Yakalayın Örgütü’nü sokmuştu.
Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı’nın aşkı birden bire dünyayı özüne döndürecek bir güce ve saflığa ulaşmıştı. FREELOVERS GENERATİON. Tam anlamıyla yeraltından yayılacak sevişmenin birlikleri masalımız aracılığıyla dünyaya yayılacaktı.
Saf bir aşkın başarılı birleşmesi, yeryüzünün komik insanları için kafalarında oluşacak bir ampul ışığı olacaktı.
İşin en zor kısmı FREELOVERS GENERATİON’ını tanım içine sokmaktır. FREELOVERS GENERATİON aşkı aramaya çıkmış her özgür ruh için farklı anlamlara gelir. Onun tanımı için iki saf zihne ve bedene ihtiyaç vardır. FREELOVERS GENERATİON’ın tanımı zorlu arayış ve bekleyişlerle kendisini ifade eder. Özgürlüğün kendisi fedakârlık duygularınıza bağlıdır. Ve birinin birine sevgiyi fısıldaması kesinlikle gereklilik ya da zorunluluk gibi saçmalıklarla açıklanamaz.

FREELOVERS GENERATİON yatakta yaratıldı ve dünyanın dönüşümü için tek kurtuluş yolunun masalcılar açısından bu olduğu düşünülür. FREELOVERS GENERATİON yaşadığına bakar, dünyanın geri kalan inançsız kesimiyle ilgilenmez. SEVİŞMEK dininden değil SEVİŞME tanrısına yatakta tapınmıyorsanız. Artık bu masalı okumamalısınız.
Çünkü masalının bu kısmına kadar Sabahkahvaltısı ve Sular Prensesi’nin arasındaki çekimi, onların dileklerini karşılıksızca sunmalarından zerre kadar bir şey anlamadığınızı görmekteyiz. Sefil ve ölü ruhunuz için bir şey yapamayız. Özür dileriz.

Sabahkahvaltısı, Sular Prensesi’nden ayrıldıktan sonra Camevin yakınlarındaki kumsalda bir yürüyüşe çıktı. Amacı biraz denizi izlemek ve kafasını toplamaktı. Sular Prensesi’yle çok özel olduklarını fark etti. Dünyayı değiştirmek için yıldızlardan geliyorlardı. Güneşin yakınlarından…
Günü geliyor ve bir Merkürlü ve bir Venüslü dünyaya yaşamı getirmiş oluyordu.
Sabahkahvaltısı büyülü geçmişlerini ve şimdilerini nasıl yaratmış olduklarını düşündükçe ağzı bir karış açık kalıyordu. Ağzını kapa balık kaçar! Kumsalda yürürken ayağına bir şey çarptı. O da nesi?
Sabahkahvaltısı kumların arasında bir İÇ BENİ LIKIR LIKIR Tekila şişesi buldu. Elinde evirdi çevirdi şişeyi ve içinde bir şeyler olduğunu fark etti. Ne olduğunu anlamak için orta halliler mahallesindeki evine geri dönmesi gerekliydi. Sular Prensesi’yle denizin üzerinde koşuşturmalarını hatırladı ve bunu bir kez de yalnız başıma deneyim dedi. Denize doğru koşturdu. O da nesi denizin üzerinde koşturamıyordu. O da elinde İÇ BENİ LIKIR LIKIR Tekila şişesi yüzmeye başladı. Kulaçlarını gülümseyerek atıyor. Yanından geçen Balık Avcısı teknelerine el sallıyor, Balıkçılara hareket çekiyordu.
Islak bir halde Değirmenlere Karşı deresinden Orta Halliler Mahallesine geldi. Sokak araları Sevişenleri Yakalayın Örgütü’nün elemanlarıyla kaynıyordu. Islak ve sessiz bir şekilde evinden içeri girdi. Olta takımını açtı. Misinayla şişenin içindeki kâğıdı çıkardı ve okumaya koyuldu.
“Sevgili Sabahkahvaltısı,
Benim evim yok sizin çadırınızda uyuyabilir miyim? Ben çok aşığım seni bilmem. Seni istiyorum. Sadece seni. Özlüyorum.
İmza: İlk özgür aşk’ın.”

Sabahkahvaltısı çok heyecanlandı. Sular Prensesi’ni otobüse bindirmişti ve ondan evine gidiyor düşüncesiyle uzaklaşmıştı. Ama bulduğu şişenin içinden çıkan mektup her şeyi açıklıyordu. Sular Prensesi bir homeless’tı ve Sabahkahvaltısı ne kadar da âşıktı o homeless’a ne yapacağını bilemez oldu. Yıldızların ve ayın ışığı altında mektubu okurken ne yapacağını bilemedi. Birden bir damla Sabahkahvaltısı’nın burnuna düştü, sonra bir diğeri mektuba, bir diğeri bir diğeri derken yağmur yağmaya başlamıştı.
Sabahkahvaltısı ne yapacaktı? Sular Prensesi yağmuru hiç sevmezdi ve bir homeless olarak yağmurda dışarıda kalmak çok zordu. O krallığın yolunu kaybetmiş küçük Prenses’e mutlaka bir şekilde yardım etmesi gerekiyordu.
Yazılar, Sevişme’ye şükür silinmiyordu. Sular Prensesi ıslanmayan kâğıt kullanmıştı. Islanmayan kâğıt ne tuzlu ne de tatlı sudan etkilenirdi. Sabahkahvaltısı mektubu cebine sokuşturdu. Ve devamlı olarak şunu tekrarladı. Özlüyorum. Özlüyorum. Özlüyorum.
Sular Prensesi özledi Sabahkahvaltısı’nı.
Sabahkahvaltısı özledi Sular Prensesi’ni.
FREELOVERS GENERATİON çok zor koşullarda örgütleniyordu.

Sabahkahvaltısı hiç korkmadan, sokaklar Sevişenleri Yakalayın Örgütü’yle dolmuş da olsa Sular Prensesi’ni aramak için sokaklara çıktı.
İÇ BENİ LIKIR LIKIR Tekila şişesi’ni yatak odasında bırakmıştı ve içine çoktan yağmur damlaları hapsoluyordu. Sular Prensesi’ni bulunca yağmurları sevmiyordu yaaaa, Sabahkahvaltısı Sular Prensesi’nin karşısında bir dikişte yağmur damlalarını içip karizma yapacaktı. Belki böylece ateşli bir öpücük kapabilir. O öpücüğün gazıyla Sevişme tanrısına tapınabilirlerdi.

Sular Prensesi eve adımı atar atmaz. Radyoyu açtı. Evinde televizyon yoktu. Onun yerine kocaman bir sinema salonu ve sevdiği filmlerden oluşturulmuş bir arşiv vardı. Ve düşündüğü şey başına geldi. GÖRÜLMEZ ÇARPIŞMA yeryüzünün komik insanları arasında bir başkaldırış yaratmıştı ve SEVİŞME tanrısının ünü dalga dalga denize kıyısı olan ülkelerde daha hızlı olmayanlarda biraz yavaşca yayılmaya başlamıştı. Söz konusu SEVİŞMEK dininin bir kutsal kitabı yoktu. Yayılmasını sözden duyguya duygundan bedene şeklinde gerçekleştiriyordu.
Çok hızlı bir yayılım içerdiği için Sevişenleri Yakalayın Örgütü ördek adımlarıyla koşturarak ne kadar taze donmuş spermle âşıkları kandırmaya çalışsa da başarılı olamıyordu. GÖRÜLMEZ ÇARPIŞMA olayının sanıklarını Sevişenleri Yakalayın Örgütü hâlâ bulamamıştı. Aşk çığırından çıkmıştı.
Sular Prensesi- gülümsedi Alt tarafı Sabahkahvaltısı’nın Pipi’si benim kukumun derinliklerine girdi. Dedi.

Duyguları o kadar zarif ve yıkıcıydı ki Sabahkahvaltısı’yla başlattıklarının ne olduğunu fark bile edememişlerdi.
Sular Prensesi dışarıda yağmurun sesini duyunca heyecanlandı. Sabahkahvaltısı ne yapmıştı acaba Sevişenleri Yakalayın Örgütü’ne yakalanmadan evine ulaşabilmiş miydi? Kafası karman çorman oldu. Sabahkahvaltısı’nı özledi. Hayallerini hatırladı.
Sabahkahvaltısı da yağmurun altında yürürken hayallerini hatırlardı.
Sular Prensesi yağmur yağdığında onları hatırlardı çünkü hayallerinin ıslanacağından kayıp ellerinden kaçacağından çekinirdi. Hiçbir şeyden korkmazdı Sular Prensesi çok güçlü bir kızdı. (Masalcının notu: Kendimizi masalı anlatmaya fazla kaptırmış olduğumuz için Sular Prensesi’nin Sabahkahvaltısı’nın kadını olduğu bir saniye için unutulmuştur.)

Sular Prensesi yağmurlu günleri sevmemesi rağmen bozuk şemsiyesini aldığı gibi (çalışan şemsiyeleri sevmiyordu.) yağmurun altında yürümeye başladı. Hedefi Sonilk Durağı’ydı.
Sabahkahvaltısı da bir şekilde bir şeylerin yolunda gitmeyeceğini anlayacak ve onu bulmak için Sonilk Durağı’na gelecekti. Sular Prensesi, Sabahkahvaltısı’nı her an hissediyordu ve bu yüzden onun ne yapacağını telepatik-aşk sayesinde tahmin edebiliyordu.

Sabahkahvaltısı, Sevişenleri Yakalayın Örgütü’nden gizlenerek yeryüzünün komik insanlarını taşıyan otobüslerden birine atladı.
Yeryüzünün komik insanlarını taşıyan otobüs, yani büs-büs’lerin en büyük özellikleri bütün sokaklardan geçmesiydi. Giremeyeceği bir durak yoktu ve durakları yolcular belirlerdi. Sabahkahvaltısı ıslak ıslak bindiği büs-büs’e buyurdu.
Sabahkahvaltısı- Sonilk Durağı. Sular Prensesi’nin beni beklediği durak.

Sular Prensesi bu sırada bir tehlike yaşıyordu. Bir ispiyoncu-sapık tarafından Sevişenleri Yakalayın Örgütü’ne ihbar edilmek üzereydi. İzini kaybettirmek için Sonilk Durağı’nın karşısından Küçük Park denilen yere girdi.
Küçük Parklar, Sevişmek dinine mensup olan insanların kutsal mabedlerinden ve bütün çocuk parkları, terk edilmiş, yarım kalmış vesaire bütün parklar kutsal mabet özelliklerini taşırdı. Küçük Parklar, Sevişme tanrısı tarafından içine giren inançlıları görünmez kılmaktaydı.
Sular Prensesi paçayı zor kurtardı ve Küçük Park’ın yakınlarında Sabahkahvaltısı’nı beklemeye koyuldu.
Yağmurlu havalar trafiği akışkansız bir duruma getirdiği için Sabahkahvaltısı’nın bindiği büs-büs çok yavaş hareket ediyordu. Hızlan dedi Sabahkahvaltısı. Büs-büs aşkın mucizesiyle yağmur çamur dinlemedi hızlandı.

Sabahkahvaltısı, Sonilk Durağı’nda indi ve Sular Prensesi’ni göremeyince telaşlandı ve gözlerini kapatarak hisselerine güvenerek yağmurun altında yürümeye başladı. Ayaklarının onu Sular Prensesi’ne götüreceğine emindi ve bir Küçük Park’ı gözleri seçmeye başladığında Sular Prensesi’nin onun yakınlarında olacağını sezinledi. Adımlarını hızlı bir şekilde oraya yöneltti.
Ve umduğunuz gibi sevgili çocuklar ve âşıklarının peşinden koşturanlar!
Sular Prensesi kılık değiştirmişti ve Sabahkahvaltısı’nın karşısına alevli saçlarıyla çıkmıştı. Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı dudak dudağa öpüştüler, kısacıklarından çünkü her an bir ihbar olayı ya da Sevişenleri Yakalayın Örgütü’nün ajanlarına yakalanabilirlerdi. Küçük Park’da ancak birkaç dakika bulunabilirlerdi. Onun için Sular Prensesi, Sabahkahvaltısı’nı elinden tuttuğu gibi zenginler mahallesinin en güvenli kahvehanelerinden birine onu soktu. (Masalcının notu: Kahvehane isimlerinden bazılarını reklâma girdikleri için belirtmemekteyiz.)
Hemen bir masanın başına yerleştiler. Yan yana. Elle elle kaldılar. Sular Prensesi, Sabahkahvaltısı’nın ellerini ve parmaklarını tanımlamaya başladı. Sabahkahvaltısı’nın sol elindeki bir dericiyi kopardı. O parmakları öyle seviyordu. Sabahkahvaltısı’nın sağ elindeki yara izinin sebeplerini sordu. Sabahkahvaltısı anlattı. Sular Prensesi gülümsedi. Sabahkahvaltısı’nın elindeki yüzükleri sordu. Çiftyüzükler adını takmıştı onlara ve uzun zamandır parmaklarındaydı. Sevmediği insanlara hareket çektiğinde parlayarak onların gözlerinde geçici körlük yaratıyordu.
Sabahkahvaltısı, Sular Prensesi’nin ellerini ve parmaklarını tanımlamaya başladı. Sular Prensesi’nin ellerine çok yakışan tırnakları vardı ve sol elinin işaret parmağının tırnağı özellikle kesilmişti.
Sular Prensesi’nin parmağının bu görüntüsü mucizevi bir işaretti ve ayrıntının küçük parçacıklarını veriyordu. Neydi ayrıntı?
Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı’nın elleri birbirlerinin içinde terliyor ve birlikte yaşamak onları mutlu ediyor.

Zaman çok hızlı geçti. Charles Chaplin ve homeless bir çocuk onları izledi.
Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı birbirlerine gülümsediler. Kaçamak öpücükler kondurdular birbirlerine çünkü camevdeki gibi rahat olmaları çok zordu. Yine de duygularını konuşarak birbirlerine rahatlıkla geçirmeyi başarıyorlardı.
Sabahkahvaltısı- Mektubunu okudum
Sular Prensesi- Ne düşünüyorsun?
Sabahkahvaltısı- Seni özlüyorum her an. Ben de.
Sular Prensesi- Seni özlüyorum.
Sabahkahvaltısı- Aşığım sana. Seni çok seviyorum.
Sular Prensesi- Benim ikiz aynam. Seni seviyorum.

Böylece kendilerine zamanı mutlu bir şekilde geçirecekleri bir başka mekân yarattılar. S.O.S. Dışarıda yağmur yağıyordu ve ayrılık vakti yaklaşıyordu. Konuşarak, tutuşarak, gülüşerek, hayal kurarak, yaşayarak, dar koridorlara çişlerini yaparak geceyi nefes alıp verdikleri şehre getirdiler.
Yeryüzünün komik insanları bir şeyden etkilenmiş olacaklar ki Sevişenleri Yakalayın Örgütü’ne ihbar yapmışlardı. Ve şehir içinde alarm zilleri, bir kadın ebeveynin sesleri şöyle yankılanıyordu: Nerede kaldın. Eve gel hemen.

Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı telaşlandılar. FREELOVERS GENERATİON’ın sokaklarda yayılmasını sürdüre bilmesi için bir kez daha izlerini kaybetmeleri gerekiyordu. Sonilk Durağı’na doğru adımlarını yönelttiler. Sabahkahvaltısı’nın elinde Sular Prensesi’nin bozuk şemsiyesi…
Yeryüzünün komik insanları etrafta komik gülüşleriyle bir olmuş özgür aşkla dalga geçiyorlardı. Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı’nın umurlarında bile değildi. Boş söylentilerdi bunlar, inançsız laf gevelemeler, başarısızlıklar… Sabahkahvaltısı ve Sular Prensesi’nin yanına boş söylentiler yaklaşamazdı.
Küçük Park’ın yanından geçtiler. Sonilk Durağı’na ulaştılar.
Sabahkahvaltısı- Benimle geliyor musun? Sen yağmuru sevmezsin.
Sular Prensesi- Gelemem.
Sabahkahvaltısı- Neden? Sen bir homeless’sın ve yağmur yağıyor.
Sular Prensesi- gülümseyerek. Ben homeless değilim. Benim bir evim var. Zenginler
Mahallesinde.
Sabahkahvaltısı- gülümseyerek. Hadi yaa. Peki, mektuptaki o çadır meselesi?
Sular Prensesi-kıkırdayarak. Cameve bir daha ne zaman gidip senin şu meşhur pipini göreceğiz? Onun için yazdım öyle.
Sabahkahvaltısı-kıkırdayarak. Kuku’nu özleyeceğim. Her şeyinle seni özleyeceğim.

Ne olduysa başlarında kapüşonları yağmurdan gizlenerek öpüştüler. Yağmurlu elleri birbirlerine Sonilk Durağı’n tentesinin altında dokunuyordu. Sabahkahvaltısı, elindeki bozuk şemsiyeyi yere bıraktı.

Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı birbirlerine yaklaştılar. Öpüştüler ve bir yıldırım çaktı. Kalpleri duracak gibi oldu. Sabahkahvaltısı, Sular Prensesi’nin yağmurlu elini kalbinin üzerine götürüp kalp ritimlerini Sular Prensesi’nin zihnine kaydetti.

Orta Halliler Mahallesine gidecek olan Büs-büs, Sonilk Durağı’da kapılarını açtı. Ayrılık vakti. Kokunu Tanıyorum. Dudaklarını tanıyorum. Seni tanıyorum. Böylece birkezliğine sonkez öpüştüler. Dayanamıyorlardı. Orada soyunup sevişebilirlerdi. Sevişme tanrısı adına sevişmeyle gerilmek. Neyse ki böyle bir şey olmadı.

Unutmayacakları öpüşleri. Tenleri en kısa zamanda bir kez daha tanışmak istiyordu. Defalarca iç içe geçmek. Zaman o zamana kadar zor geçecekti.

Sabahkahvaltısı büs-büs’e bindi.
Sular Prensesi camın arka tarafında kaldı. İkisi de camın üzerine ellerini yapıştırdılar. Dokundular birbirlerine…
Dışarıda yağmur yağıyordu ve Sular Prensesi yağmuru sevmemesine rağmen fedakârlık edip Sonilk Durağı’nın önünde ıslanıyordu.
Büs-büs hareket etmeden camdan birbirlerine dokunarak şöyle dediler. Ses yoktu. Sadece dudaklar kıpırdıyordu.
Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı- Seni seviyorum.

Böylece otobüs uzaklaştı. Şehir hâlâ alarm sesleriyle yankılanıyordu: Evinize Dönün!
Sular Prensesi telaşından Sabahkahvaltısı’nın yere bırakmış olduğu, bozuk şemsiyeyi orada unuttu ve yağmuru seven biri o şemsiyeyi bulup çöpe attığında Sular Prensesi evinde tenini tazeleyen duşunu alıyordu.
Sabahkahvaltısı Sonilk Durağı’nda indi ve Sevişenleri Yakalayın Örgütü’ne gözükmeden üstü açık evine daldı. Islak yatağına uzandığında Sular Prensesi’ni düşünüyordu. İÇ BENİ LIKIR LIKIR Tekila şişesi ağzına kadar yağmur suyuyla dolmuştu.

Sular Prensesi ve Sabahkahvaltısı FREELOVERS GENERATİON için bir daha ne zaman karşılaşacaklarını rüyalarında kararlaştırmak için uykuya daldılar.
Sular Prensesi tazelenmiş teniyle yatağında gözlerini yumdu.
Sabahkahvaltısı evine yeni taktırdığı otomatik çatısıyla yağmurdan korundu ve Sular Prensesi’nin yazdığı mektubu düşündü.
Odanın içinde haykırdı.
Sabahkahvaltısı- Seni özlüyorum! Seni istiyorum! Seni seviyorum!

Sular Prensesi gerçekten rüyada da olsa masalın içinde Sabahkahvaltısı’nın sesini duydu ve aynı duyguları ona geri gönderdi. Böyle bir yansıtma durumu kusursuz uyumu yarattı.

FREELOVERS GENERATİON korkusuzca başkaldırmıştı.

Sabahkahvaltısı da uykuya daldı ve denizkızını beklemeye koyuldu. Şöyle diyecekti ona: Sen Sular Prensesi’sin hadi gel tapınalım!

İkisinin bedeni yataklarının içinde titredi.

bi bak istersen

bir iz bırak