Ev Genel Kat 39

Kat 39

dirilten lezizceset Nisan 20, 2012

“Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.”
Jose Saramago, Körlük, sf. 75

Niye bile bile pişmanlık duyacağı şeyleri yapmıştı. Sonunu bildiği iğrenç bir gerçekliğe kendini katmıştı. Kırık dökük şeyler hakkında yazmak, düşünmek, tasarlamak, paylaşmak, mutluluğu engelleyen şeylerden değildi, cahil toplumun genellediği yaşam standartları sadece para kazanamaya yönlendirirken, bireyin tercihleri dünyayı şekillendirirdi. Yatmadan önce gözlerini bir kez daha beyaz ışığa alıştırmaya çalıştı. Çevresinde onu saran anlamsızlığı anlamak için herşeyi yeniden tasarlaması gerektiğini biliyordu. Gözlerini güzel bir kızın kokusuna yumduğunda, özlediği teni sarmak ve orada uyuya kalmak istiyordu. Aşka rağmen umutsuzluğu ve yalnızlığı aşmak, resepsiyonun arkasında yalandan gülümsemeler dağıtmak. Günümüz gerçekleri geriliyor ve yüzeysel durgunluğu insanın içini acıtıyordu. Gerçekler sıcak bir duvara başını dayattığında, yaşamın ve ülkesinin ona sunduklarına bakıyordu. Yorgun gözleri ağır ilerlemekte ve içindeki közlerden koca bir ateşi tekrar parlatmaya kasıyordu. Yaz sıcaklarını ensesinde ve her gün sağlıksız büyüttüğü göbeğinde hissediyordu, sevginin tükenmesi ölümcül mastürbasyonlar yapmasına yol açard ve Dali’nin bir kaç resmi belleğinden akıp geçerdi, yeniden sigaraya başlamak gibi kadınsızlığa alıştı ve durumun korkunçluğu bir tek o hissederdi. Bir şeyler yapamadığını hissetmek, kendini vasata yaklaştırmak, bölük pörçük kelimeleri hızlandıran şaraptan bir yudum almak ve damağındaki buruk susuzluğu gidermeye çalışmak, topuklarındaki yorgunluğa aldırmadan şişenin içindekileri bardağa boca ederdi, gençlik esintisinin özgürlüğünden uzaklaşmaya başlamak ona paranın üstünlüğünü pompalardı. Düzüşmekte olan kırlangıçların uzağında, hergün başını önüne çevirip önündeki gerizekalanın ödemesini beklerken denize bakmak, arkadaki maviliğin görkemini koca bir boşluğa çevirmiş olurdu. Yazarak yaşatmaya çalıştığın karakterlerin parçaları her yanına yapışmış, kimliğini şaşırmış olurdu. Sayfalarca yaşamak isterdi, rüzgarın sayfaları kendiliğinden havalandıracağını umardı. Sıcak gerçekliğini değiştirirdi. Yeni başlangıçlara gecikti, kendine değil yaşama yeni isteklerini kabul ettirmekten aciz durumda, günlerce değişen odaları sattı, yan yana gelmesi imkansız karakterleri yatırtı, ama kendi yönünü bulamaz oldu.
Yoğun geçen çalışma saatlerinden sonra kendi başına oturup zaman geçireceği çatı katında topu topu üç-beş saati iyi değerlendirmeye uğraştı, Bret Easton Ellis’in Sıfırdan Az romanını karıştırdı, Amerikan edebiyatının haşarı çocuklarının kelimeleri artık yaşadığı topraklara daha yakındı, özellikle Ada’nın farklı ırklardan insanları yanyana düşürdüğü akıllara getirilirse aslında yabancıların içinde daha gerçekti. Yaşamın hızı onun bozulmasına ve günlerce sofranın üzerinde beklemiş bir ekmek gibi bayatlamasına çürümesine yol açıyordu. Asla yaşayamayacağı anllar için yapay alanlar yaratmıştı. Ne güzel.
Değişim yazla birlikte gelmişti. Otelin lojmanından, kendi deyimiyle kumarhanenin tozlu cehenneminden çıkış biletini garantilemişti. Göle yakın bir evin çatı katında yazmayı sürdürüyordu. Saçmalıkların uzağında kendi krallığını, kendi kalesini inşa etti, uykusuz çalışma saatlerinin ardından biraz yazmayı ve okumayı becerdi. Zaman kendi ölümsüzlüğünü dudaklarından içeri bırakırken, çatının aralıklarından sızan dolu ayın parlaklığına, cırcır böceklerinin geceyle içiçe geçmiş ritmine, dağın ortasından geçip giden arabaların sesine rağmen, derin bir nefes aldı. İstediklerinin bir kısmını gerçekleştirdiği sandı.

“Bu dünyayı tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi, aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz.”

Voltaire

 

İlgini çekebilir

Sataş