Lobi Genel Kat 53

Kat 53

dirilten LezizCeset Ocak 11, 2013
Kat 53

Kelimeler. Film tam olarak böyle başlar:

“Yaşlı adam yağmur altında durdu. Rory ve Dora Jansen’i limuzinlerine doğru giderken seyretti. Sanki yağmur onları ıslatmıyor gibiydi.”

The Words Filminden Açılış

Hepimiz değil belki ama bir kaçımız eminim istemişizdir. Dünyaca ünlü bir yazar olmak ya da ne bileyim en azından arkamızda kusursuz bir iz bırakmak. Ama aslında önemli olan hikayenin anlatılış tarzıdır. Bir gece ansızın aklınıza düşen bir anının acıttığı yan. Nasıl böylesine bir acıyı tasarlamışlar ve yazmışlar. Elinizde kelimelerden başka bir şey yoktur. İçinizdekinin dışavurumudur kelimeler ve çoğu kez yeterli olmaz.
The Words’ün / Kelimeler’in yönetmenleri Brian Klugman ve Lee Sternthal yüreğinizi ve zihninizi açacak bir filmin altına imza atmışlar. The Words’ün kurgusu o kadar temiz meydana getirilip filme çekilmiş ki sanki anlatılan kitabı okuduğunuzu hissediyorsunuz. Aslında The Words bir kaybolup da ortaya çıkmış bir romanın hikayesi. Tıpkı Bukowski’nin unutulmuş yazar John Fante’nin romanlarını Amerika’da yeniden keşfedilmesine yol açtığı… Kayıp ve unutulmuş bir romanın hikayesi. (Filmde John Fante’ye gönderme de bu yüzden yapılmış sanırım.)
Filmin altyazılarını Lost’tan hatırlacağınız Pınar Batum yapmış, sayesinde güzel yapımları anlam eksikliği olmadan izleyebiliyoruz. Ona buradan teşekkür etmeyi bir kez daha borç bilirim.

 The Words Filminden 1

The Words Filminden 2

The Words Filminden 3

The Words Filminden 4

Film her ne kadar üç farklı yazarın bir kitap ve hikaye çevresinde yaşamlarının kesişmesini anlatsa da onda daha fazlası var. İkinci dünya savaşı yıllarında doğmuş ve talihsiz gitmiş bir aşk romanının, Rory Jansen’ın (Bradley Cooper) karısı Dora Jansen (Zoe Saldana) tarafından ona hediye edilmiş bir çantanın içinden çıkmasıdan tutun, hayatının romanını yazan Rory Jansen’ın aslında hiç basılmamış bir hikayeyi çantanın içinden harfi harfine hiç değiştirmeden kendi adıyla yayınlatması, hikayenin asıl yazarı adını dahi bilemeyeceğimiz yaşlı adamla (Jeremy Irons) Central Park’ta karşılaşmaları ve bütün bu hikayenin Cly Hammond ağzından (Dennis Quaid) Daniella’ya (Olivia Wilde) anlatılması, bütün algınızı ekrana vermenize yol açacak ve hiç pişman olmayacaksınız.

The Words Filminden 5 The Words Filminden 6 The Words Filminden 7 The Words Filminden 8
Mutlaka olmuştur, okumaya başladığınız bir solukta bitiridiğiniz ve bu romanı keşke ben yazmış olsaydım dediğiniz anlar. Rory’in aklından geçenler de tam olarak bunlardı. Karısıyla Paris’te yaptıkları balayından dönen, genç tutkuları olan bir yazar. Üç senesini verdiği kitabını bastıramayacak olan Rory’in hayatı, karısının ona hediye ettiği deri çantanın içindekilerle değişecektir.

“Böyle küçük kitabın bu kadar insanı etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.”

İnsanlar birbirlerini bir şekilde etkilerler yalanla, tutkuyla, ikna ederek kendimizi adayacağımız şeylere çok fazla inanırsak onun bir yalan ya da tutku olması gerçekliğini değiştirmeyiz. Sadece yaşamımıza farklı yoldan müdahale etmesine yol açarız. Kitabı çalan Rory’in meşhur olmasıyla kitabın karanlık dünyasının yaşlı adamdan ona geçişi gibi. Kitabı okuan Clay’ın hangi hikayeyi kimden çaldığını asla bilemeyişimiz gibi. Daniella gibi genç bir kızın neyin peşinde olduğunu anlayamaması.
Yalan ve tutku birbirine çok iyi eşlik eder bu yüzden artık neyin hikaye neyin gerçek olduğunu birbirine karıştırırız.

The Words Filminden 9 The Words Filminden 10 The Words Filminden 11 The Words Filminden 12 The Words Filminden 13
Film başından sonuna kadar kurgusuyla aklınızı oyalacak. Ve aynı zamanda çok derin bir dramın içinde çözüleceksiniz. Fazla abarttığımı sanmıyorum ya da varsın olsun abartayım. Ölmeden önce izlenilmesi gereken filmlerden birisi The Words. Sinemadan ve hikaye anlatıcılığından beklediğim bu benim. İçimi yıkıp yeninden toparlamama yardım edecekler. Tek gecelik bir aşk gibi… ya da uzun süreceğini düşündüğünüz ve bir günde yitip giden bir aşk gibi. Ne fark eder.

“Hepimiz hayatta seçimler yaparız. Zor olan onlarla yaşamaktır.”

Filmin beni etkileyen kısımlarını anlatmaktan çekinmeyeceğim. Geriye dönüp baktığımda hatırlamak istediğim ayrıntılar olur bu da onlardan birisi, özellikle Rory’in para konusunda sıkıntı çektiği dönemlerde babasından borç istediği ve babasının ona söyledikleri.

“-Düzenli bir iş bulup kendine bakmalısın. Adam olmanın bir parçası budur.
-Adam olmaya çalışıyorum baba.
-Adam olmanın diğer bir parçası da ne kadar acı olursa olsun kendi sınırlarını kabullenmektir.”

Çok basit cümle öbekleri gibi dursa da herkes için geçerli bir gerçeği vurgular bu diyaloglar insan kendi sınırlarını kabullenmelidir ama işin aslı bu sınırların nerede bulunduğundan pek bir haberimiz yoktur. Tutkularımız kişinin egosunu hep aynı yere taşır, unutmayacak bir iz bırakacağım ve bu iz benim izim olacak. Aslında Rory’in kitabı çalması ve yaşlı adamla karşılaşması onun içindeki gerçek ben’i bulmasına yol açar. Hep inandığı şeye dokunur aslında. Ün onundur ama hikayenin acısını ve sırrını toprağın altına gömmek hiç kimse için yeterli olmaz. Acı için özür. Yalan için özür. Bu hayatta olmak isteyip de olamadığımız her andan dilenmek ve uzaklaşmak. Gerçek yaşam hayal dünyamızı çoktan dağıtıp geçmiş bizi .ok gibi ortada bırakmıştır.

“O kelimeleri doğuran sevinç ve acı. Kelimeleri alınca acıyı da aldın.”

The Words Filminden 14The Words Filminden 15The Words Filminden 16The Words Filminden 17The Words Filminden 18The Words Filminden 19

Filmin kurgusunda belki de en çok hoşuma giden şey. Rory’in hikayesinin ve yaşlı adamın hikayesinnin anlatıcı ve yazar rolündeki Clay tarafından bize aktarılması. Üç yazarda yetenekli ya da yeteneksiz olsun kendi hikayesini aynı anda seyirciye anlatmaktadır. Yaşlı adam hariç diğer iki yazarın istedikleri tam olarak aynı şeyler değil miydi?

“O hikâyeyi düşünmeden edemiyordu. Nereden çıkmıştı? Kim yazmıştı? O kelimelerde bugüne kadar peşinden koştuğu her şeyi somut olarak görmüş ve hiçbir zaman sahip olamayacağı gerçeğiyle yüzleşmişti.”

Filmin dramatik yapısındaki gücünün kaynağı. Hiçbir zaman sahip olunamayacak bir yeteneğinin gerçeğiyle yüzleşmekti. Rory aslında başkasının hikayesini çalmak istemedi. Sadece böyle bir hikayeyi yazmış olmayı diledi. Yaşlı adam, acı bir aşk hikayesini ve evliliği saf acıyla yazdı ve kaybetti, Clay hepsini yazdı ve bize okudu. Aslında seyirci olarak bunu tam olarak anlayamayacağız. Filmi iki kere seyretmeme rağmen Clay’ın gerçeği mi yalanı mı yoksa hayalgücünü mü kullandığını anlayamadım ve bu hoşuma gitti. Sarmal bir kurgunun içinde zamanın bize aktardığı öykünün dramıyla boğuştum durdum. Sinema insanın üzerinde sarsıcı etkiler bıraktı mı yüceliyor bence.
Clay Hammond yazdı ve okudu, Rory Jansen aşırdı, yaşlı adam başından beri zaten hikayesini kaybetmişti.

The Words Filminden 20

Filme geri dönelim. Rory’in karısı Dora’yı bir akşam yemeğinde yalnız başına bırakıp gidişine geri dönelim. Filmin o diyalogları bir yazar travmasından daha çok varolmakla ilgilidir. Dünya üzerindeki gerçekliğimiz neye hizmet eder? Başkaların hayatlarına dokunmayıp onları değiştirmeyip onlarla paylaşmadan yaşamaya devam etmek neyimize yarıyor? Başarısız olduğumuzu hissettiğimiz anları nasıl aşacağız? Cevabını merak edenler filmi izlemeli. En azından unutmak istemeyecekleri bir hikayeyi izlemeliler.

httpv://www.youtube.com/watch?v=gjmrDDD9o_k

“- Gerçekten şu an konuşamam, tamam mı?
– Neyin var senin?
– Ben… Nasıl oldu da bu hale düştün sen?
– Rory… Kendi hayatıma, seninkine, onlarınkine, babamınkine, herkesin
hayatına bakıyorum. Herkes olduğu yere nasıl geldi hiç bilemiyorum. Bilmiyorum.
– Bilmen gerekmez.
– Bilmiyorum!
– Tamam. Bilmen gerekmez. Çok vakit var Rory.
– Ben hayatımdan bahsediyorum be!
– Hayatına ne olmuş?
– Hiç doğru değil! Hiçbir şey doğru değil!
– Rory, bu durumda ne hissetmem gerekiyor? Kendimi nasıl hissetmeliyim?
– Düşündüğüm gibi biri değilim, tamam mı? Değilim. Hiç olamayacağımdan korkuyorum. Özür dilerim.
– Tamam”

Rutin hayat hepimizi köşeye sıkıştırdığında ardından gelen patlama anını iyi değerlendirmemiz gerekli. Bu bizim ya kaçış biletimiz olur ya da kendi idam hükmümüz. Kararlarımız içinde bulunduğumuz anın başından sonuna kadar her şeye etki edecektir.

“Rory Jansen seçimini yaptı. Sonra yaşlı adamla karşılaştı.”

Seçimlerimiz ne olursa olsun eninde sonunda onunla yüzleşme anımız gelir ve en önemlli gerçeği her zaman savuştururuz:

“Kelimelerin her şeyi mahvettiğini bilmiyor musun?”

İki romanını hikayesi vardır sanki Penceredeki Yaşlar ve Kelimeler ama seyirici yalı adamının ismini de romana hangi ismi koyduğunu da bilmeyecektir. Filmin sonunda size sadece bir bakış kalır. Kendi zihniniz ve baktıklarınızla başbaşa bırakılırsınız.

“Ama bir yerde hayat ve hayal arasında seçim yapmalısın. İkisi çok yakındır ama
birbirlerine değmezler. Çok farklı iki şeydir.”

The Words Filmi Kapanış

Olmak istediğimiz kişi değilsek kelimeler ne işe yarar?

(Not: Bu yazıda, The Words filminin diyalogları ve Pınar Batum‘un türkçeye çevirdiği altyazıları kullanılmıştır.)

bi bak istersen

bir iz bırak