Ev Genel Kat 56

Kat 56

dirilten LezizCeset Mayıs 23, 2013

20130525-005930.jpg

Yaz sıcaklarında izleyecek film bulamadıysanız, Isaac Marion’un romanından Jonathan Levine’ın kamerasından Warm Bodies‘i izlemenizi önerebilirim. Tipik zombi filmlerinin uzağında bir romantik komedi filmi olmasına rağmen insani olarak kaybettiğimiz bütün duygularımızı yeniden hatırlatacak bir hikayeye sahip.

httpv://www.youtube.com/watch?v=x3ErWNBX9Rc

Hayattan bezmiş onu bunu ısıran zombi’yi Nicholas Hoult, namı değer R, R’ın aşık olduğu kızı Teresa Palmer canlandırıyor. Film bu iki kahraman üzerinden ilerlese de anlattığı dünya bir bakıma bizim dünyamız.

Hayatım neyden ibaret ki? Çok solgunum. Dışarıya daha çok çıkmalıyım. Daha sağlıklı beslenmeliyim. Berbat haldeyim. Daha dik durmalıyım. Daha dik durabilseydim insanlar bana daha çok saygı gösterirdi. Benim sorunum ne? İnsanlarla iletişim kurmak istiyorum. Neden insanlarla iletişim kuramıyorum. Doğru ya. Ölüyüm de ondan.

20130524-012813.jpg
20130524-012837.jpg
20130524-012852.jpg
20130524-012908.jpg
20130524-012922.jpg
20130524-012935.jpg

Yeni dünya böyle. Yeni açlık çok güçlü bir şey. Eğer tamamını yemezsem, beynine dokunmazsam, ayaklanacak ve benim gibi bir ceset olacak. Ama yersem, anılarını alırım, düşüncelerini, hislerini. Beyin en iyi bölüm. Beni tekrar insan gibi hissettiren bölüm.

20130524-012947.jpg
20130524-013001.jpg

Çevremize ve dünyamıza karşı o kadar izole olmuş ve yabancılaşmış bir güruh içinde yaşama mücadelesi. Çoğu kez yatağımızdan zor kaldırdığımız bedenimiz ve kişiliğimiz. Berbat bir dünyanın kuralları içinde ölüyor ve çürüyor. Aslında arada sırada komik bir oyunun yitik karakteri bile olabiliyoruz. Kalbini kaybeden insan her şeyin farkında aslında. Alt tarafı zamanı iyi değerlendirmeye çalışıyoruz.

20130524-013013.jpg
20130524-013027.jpg
20130524-013045.jpg
20130524-013059.jpg
20130524-013115.jpg

Seni incitmek istemiyorum. Sadece ne hissettiğini hissetmek istiyorum. Biraz daha iyi hissetmek. Biraz daha az ölü olmak.

20130524-013128.jpg
20130524-013141.jpg

Ummadığımız anlarda ister istemez karşılaşmalar yaşıyoruz. Tüm karmaşanın içinde hayatta kalabilmek ve biraz insan hissedebilmek için duygularımızı serbest bırakıyoruz. Sevebileceğimizi düşündüğümüz kişiyi saklandığımız mabetimize de böylece davet etme yürekliliğini gösteriyoruz.
Bedenimiz çürümüz, beynimizi sakatlanmış olsa bile bizi gülümsetecek bir yürek arıyoruz, onun görüntüsüne takılıp gidiyoruz. Berbatlığı boşvermemizi ve mücadelemizi uzatan şey de bu oluyor.
Rutin hayatın çürüttüğü kısımları sıvazlayıp yaşadığımız dönüşümle yenileniyoruz.

20130524-013154.jpg
20130524-013206.jpg
20130524-013222.jpg
20130524-013235.jpg
20130524-013253.jpg
20130524-013307.jpg

Belki de en güzel anların hiç ses çıkarılmadan takip edilen zaman olduğu hiç şüphesiz kusursuz bir gerçek. Ayrıntıyı hafızamıza kazıyoruz. R, Julie’nin sevgilisinin beynini yerken hafızaların ve anıların güzelliğine takılıp gidiyor ve kızı sevişini hızlandıran hafızaya bir anda sahip oluyor. Havalanına yerleştirilmiş iki yürek, dışarıda birbirini parçalayan ve yiyen dünyaya aldırmadan sahiplendiklerini ve kurtardıklarının paylaşıyor.
Gün batımında bomboş bir havaalanında terkedilmiş bir uçağın içindeki tutsaklık bir anda bir özgürlük mücadelesine, hayal kurma yürekliliğine dönüşüyor ve işte o anda yüreğimizin yeniden çalışmasına izin veriyoruz. Saatler ilerliyor, zaman geçiyor, çürüme devam etsede hayat bir yerden ensemize yapışıyor.

20130524-013318.jpg
20130524-013330.jpg

-Dünya çok berbat durumda. Tamamı değil.
-Aptal!

20130524-013342.jpg
20130524-013355.jpg
20130524-013406.jpg
20130524-013421.jpg
20130524-013437.jpg
20130524-013454.jpg

Anıları korumak önemli, değil mi? Özellikle de dünyanın devri kapanırken. Gördüğün her şeyi son kez görüyor olabilirsin.

20130524-013507.jpg
20130524-013522.jpg
20130524-013536.jpg
20130524-013549.jpg
20130524-013559.jpg

O bedenin içinde sıkışıp kalmak çok zor olmalı. Ve çabaladığını görebiliyorum. İnsanlar böyle yapar. Daha iyi biri olmak için çabalayıp duruyoruz. Bazen bundan usanıyoruz. Ama sen şehirdeki herkesten çok daha fazla çabalıyorsun. Sen iyi birisin, R.

Eğer bütün dünya oyununu bu şekilde sürdüre dursun iki kişi, bir kız ve bir erkek yalnız bırakıldığı takdirde kendi özgürlük alanlarını çok kolay bir şekilde yaratmaya başlarlar. Olağan bir durumdur bu, bir zorlama olmadan kişilerinin biribirlerini algılayabildikleri tek düzlem belki de bu yalıtılmışlık içindeki eşleşmedir. Bir R, bir Julie’yi bu yüzden seçmez. Durum onların yanyana gelmelerini olanaklı kılar. Yıkılmış ve vazgeçilmiş her şey buradan devrimini gerçekleştirir. Özgürlük isteği, aşkın tutkusu, savaşmanın cesareti ve yenilenmenin saflığı.
Evet, bir komedi filmi hiç umulmadık bir şekilde insanı cesaretlendirip mezarından çıkmasına yol açabilir. Tüm dünya dize gelip toprağın içine sıkışmış bedenini çıkartabilir. Çünkü bütün bedeller ödendi. Çünkü bütün kayıplar istiflendi.

20130524-013615.jpg
20130524-013630.jpg
20130524-013645.jpg
20130524-013701.jpg

Uyumak güzel olsa gerek. Keşke bende uyuyabilseydim. Rüya görebilseydim keşke. Benim için gerçekten bir seçenek değil bu artık. Ölüler rüya görmez.

20130524-013711.jpg
20130524-013721.jpg
20130524-013744.jpg

Bütün mutsuzluğumuzu ve iletişimsizliğimizi çözümleyen müzik olur. Bir yerlerde bir şarkı başlar, eski bir pikabın ışığında uykuya daldığımız anlar olur ve evet evimiz artık uçmasını beceremeyen bir uçak olabilir, bir romanı okumaya başlayabiliriz orada ya da yeni bir geceyi bir diğeriyle paylaşırız. Zaman bize istemeyi unutturur ve tatlı bir esintiye kaptırırız içimizdekileri. Her şey için yeterlidir bulduğun yer. Uyumak istemediğimiz anlar vardır, evet. Diğerinin uykuyla dalaşması o kadar tatlı bir his bırakır ki bize bunu izlemek için gece boyunca uyumayız. Zombi olmamız, bir ceset olmamız. Durumun olağanüstü güzelliğini zedelemez. İnsan canlıyken o kadar çok şeyi zedeledi ki… Suçu bedenimiz üzerine yıkmak denenebilecek en basit kaçış yöntemidir.

20130524-013754.jpg
20130524-013803.jpg
20130524-013816.jpg
20130524-013832.jpg
20130524-013842.jpg

Yürekten yüreğe, gözden göze varoluş yitirilmiş zamanı hatırlatır. Bizi üzen ne varsa uzaklaştırır bir elin dokunuşu. Böyle basit bir anlatımla anlatılmış Zombiler diyarı. Canlı olan yüreği kavramayı kolaylaştırır, anılar için ödememiz gereken bir başkasının beynine sulanmak ne de olsa.
Sonunda gerçek kendini var eder ve önlerinde kalabalıklaşan güruh ne kadar yırtıcı ve tüketici olursa olsun, içlerindeki müzik geçmelerine izin verir. İkili bir güven el ele bütün karanlığı deler geçer. İnsan ruhunun gücü şaşırtıcı bir şekilde süprizlerle doludur. Aynı ruha sahip olup da dünyayı çürümeye ve yasaklara hapsedenlerin canı cehenneme. Onların yapay dünyaları, Kemiklilerin iskeletinde hareket kazanır, ama galip gelemeyecekleri tek yegane gücü es geçmişlerdir. Sevmeyi denemek ve buna çabalamak. Güven kazanmaya çalışmak, her şeyden daha önemlidir. Bir geçmiş sadece hatırlamamıza yarar. Ama yansıtmamız gereken bir ruh. Paylaşmamız gereken bir düşünce hep varlığını korur. Bir ceset olmanın ötesine böylece geçeriz. Lezizceset’i var ederiz.

20130524-013912.jpg
20130524-013926.jpg
20130524-013937.jpg

Ağır beton duvarlarla çevrili kasvetli şehrin dışında boş reklam panoları altında yürümek, bir arınışı hatırlatabilir. Bir kimliği var etmek, çok zahmetli bir iştir. Bozulabilir, yanlış ellerde cürümesi bile mümkündür.
Günümüz dünyası, Zombi dünyasından daha korkutucu bu yüzden. Birbirimizin yüzüne baka baka yemeyi sürdürüyoruz etimizi ve geriye kemikleri bile kalmıyor tükettiğimiz her neyse.

20130524-013951.jpg
20130524-014003.jpg

Bir çok defa hep düşündüğümüz gibi. Her gün bir yanılgıyı içimizde yaşattığımız gibi. Yalnız olduğumuzu varsayarız. Bütün güzel yalanları uydurup öylece yuvarlanıp gideriz. Yolun bizi bize benzeyenlere çıkardığını gördüğümüzde önce şüphelenir, sonra da çoğalmaya devam ederiz. Aslında içimizdeki isyanı başlatan birbirize bakışlarımız, birbirimizi kollayışımız ve tüm karanlığa bir siktir çekmemiz.

20130524-014014.jpg
20130524-014027.jpg
20130524-014037.jpg
20130524-014047.jpg
20130524-014059.jpg

Bu cürümüş dünyada çürümemek için koşturmaya başlarız. Canlanmak için yavaşça birbirimize sarılıp kendimizi o kusursuz boşluğun içine bırakır, yavaşça düşmeye başlarız, yalnız olmadığımızı bildiğimiz için korku hissinin yarattığı travmadan habersiz, düşeriz, ta ki yere çarpana kadar, parçalanacağımızı bilsek dahi umursamayız.

20130524-014108.jpg

“Kemikliler” diyorlar. Ama kalbi atan
her şeyi yerler.

20130524-014119.jpg
20130524-014129.jpg
20130524-014139.jpg
20130524-014150.jpg
20130524-014200.jpg
20130524-014212.jpg
20130524-014223.jpg
20130524-014233.jpg
20130524-014245.jpg

Kaçışın sonucu bilmesek de öpüşmeyi hatırlarız ve bedenimizin yalnız dans etmesini böylece sonlandırırız. Çünkü çürümüşlüğün içindeki yaşamı hatırlatır bu öpüş. Tüm yalanları ve lanetleri eritmenin yolu bulunmuştur. Yürümeye ve koşturmaya böylece rahat başlanır. Tek bir adım, tek bir cesaret anı seçim yapmamızı kolaylaştırır. Hissedilmesi gerektiği gibi.

20130524-014259.jpg
20130524-014309.jpg

Öpüşmeyi yeniden hatırladığımız gibi…
Yaşamak için de zamanı gelmiştir.

20130524-014319.jpg

Şehri karşımıza tam alacak bir köprünün üzerine otururuz ya da buluruz işte sıkışacak bir yer. Önemli olan bundan sonra fırlatacağımız bakış. Keskin bir şekilde kusursuz bir ışıkla duvarları paramparça eder. Umutsuzluğumuzun ardından gelen gülümseme bu yüzden kurşunların geçmesini ve kanamamızı engeller.
Berbat dünyanın berbat çocukları mezarlarından çıkıp sokaklarda dolaşmaya başladığında güzelliğin bütün çamurunu üzerlerinden atarlar. Bir beynin anılarına sahip olmak değildir önemli olan bir kalbe sahip olmaktır. Kendine has bir ritmi ve yönelişi olan bir yürek. Bir bedeni kızartmaya yetecek görkemli bir küfür gibi.

20130524-014335.jpg
20130524-014349.jpg
20130524-014358.jpg

Boooom!

20130524-014409.jpg

Bazı basit filmler, sandığınızdan fazla gülümseme ve umut hissi verir. Tatlı bir uyuşukluk yüreğinizin hala atıyor olduğunu anımsatır.

İlgini çekebilir

Sataş