Lobi Genel Salon 138

Salon 138

dirilten LezizCeset Ekim 23, 2013
Salon 138

Sadece bakıp,durup izlemek, çekilir şey değil şu hayatta. İçindeki hayvan gün boyunca ona böyle fısıldamıştı. Bir halt değil, zamanın geçmesini beklemek, sıkıntının anlamını bulamamak. Her şeyin basit olduğunu hissettiği ender anlardan birisiydi. Geceyi delip geçen radyo yayınlarının kişisel bildirimlerin arasına sıkıştırılmış bir parça çaldı. Öylesine gökyüzüne bakıyordu. Uzun çok bir yol önünde uzanıyordu. Çekici anlardan biriydi. Konuşmanın gerekli olmadığı kısa anların bir toplamıydı. Ne kadar yer değiştirirse değiştirsin, çölün ortasında ilerliyordu, tozlu kasabaları, çorak toprakları arşınlıyordu. Yüzü eskimiş insanların hikayelerini dinliyordu. İnsanların anlatacak hikayeleri olup da bunları bir başkasına aktaramamaları olağandı. Geçtiği bilmem kaçıncı benzin istasyonuydu. İnsanlar birbirlerinin yalnızlıklarına bulaşmamalıydı. Hastalıklı mekanlardan uzakta dinlendiriyordu, yorgun bedenini. Hiç bir şekilde bilmek istemiyordu, zamanının hangi yanında aşık olacağını. Sıradanlaşmış gününün eğlencelerinden sıkılmıştı. Durup izlemek yerine. Hareket halinde olmayı tercih etmemiş miydi? Çok önceleri. Şimdi üç beş kuruşa satılığa çıkardığı zamanı, saatleri, günleri, ayları… harca harca bitiremiyordu. Ama çok korkuyordu, eninde sonunda bütün zamanı bir hiç uğruna tüketmekten çok korkuyordu. Kasabanın kırathanesinde çayını içen adamın anlattıklarına kulak kabarttı. Oğlunun onu aramamasından, sormamasından yakınıyordu. Ne büyük hayalleri vardı, o adamın ama belki de hiç hesaba katmamıştı, belki de oğlu hiç büyük hayallerin peşinden koşturmak istememişti. Bir adamın kulak kabartılan hikayesi, kırık dökük sandalyeleriyle rüzgarda sallanan ahşap kırathanesinde. Yürüyüp geçti uzun yoldan aşağı, yokuştan indi, yol devam etti.
Yaşlı adamın hikayesi tükenene kadar yürüdü. Büyük bir fırtına bütün anıları yüklenmiş, kasabanın üzerine doğru geliyordu. Uzaklaştı. Ta ki çöl fırtınası yaşlı kasabayı yutana kadar yürüdü. Uzun bir yoldan aşağı. Çağımızda güzel adamlara ve kızlara ihtiyaç yok. Birdenbire farketmişti bunu.

Lisbeth Scott
Uzun Yoldan Aşağı

Yas günümde
Tutuşan acı
Beni alıp taşıyacaksın
Mezarıma

Kırgın dağbülbülü
Daha fazla evcilleşemem
Soğuk bir rüzgar uğulduyor
Kapımın önünde

Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı

Güneşin beslenen bir hatırası
Şimdi göz yaşlarımı kurutuyorum
Gün tamam
Karanlık gökyüzünde
Yatağımı topluyorum
Soğuk geri geliyor
Kelleme ihtiyacı var

Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı
Bu uzun bir yoldan aşağı
Uzun bir yoldan aşağı

Çeviri: LezizCeset

httpv://youtu.be/Bn8Xzyav7bY

Lisbeth Scott
Long Road Down

On my sorrow
Burning pain
You’re gonna take me
To my grave

Broken sparrow
I can’t tame no more
A cold wind howling
At my door

It’s a long road down
A long road down
It’s a long road down
Long Road Down
It’s A long road down
A Long Road Down
It’s A long road down
A long road down

A feeding memory of the sun
I dry my my tears now
Tha Day is done
In the dark sky
I make my bed
The cold is turning
It needs my head

t’s a long road down
A long road down
It’s a long road down
Long Road Down
It’s A long road down
A Long Road Down
It’s A long road down
A long road down

bi bak istersen

bir iz bırak