Lobi Katlar Kat1

Kat1

dirilten lezizceset Ağustos 16, 2016
Kat1

İşten çıktıktan sonra karanlıkta yokuşdan aşağı indim. Bir yaz sezonu daha bitmişti. Eve ulaştığımda Lola beni kapıda karşıladı. Henüz ufak olmasına rağmen evi korumayı gün geçtikçe öğrenecekti.
Çatıya çıktım. Birkaç sayfa kitap okudum. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunları beni her sayfasında sarsıyordu. Bir “kendimizi nerede bulduk” değerlendirmesi yaptım. Güzel Sanatlar Fakültesi’nden karın ağrılarıyla mezun olmamdan bu yana iki yıl geçmişti. Bu geçen zamanda fransızcamı biraz ilerletmekten, kitap okumaktan başka bir bok yapmadım. Katlar’ı da sıkıntıdan patladığım bir günde yazmaya başladım. Bir iki gün önce, yastığımın kenarına ulaşan akrebin beni sokmak için planlar yaptıgı bir günde. Otel işi de her gerçek işin insan üzerinde hissettireceği o olağan hale dönüşmüştü: Tek düze, birbirini tekrar eden günler, sıkıntı.
Sene sonu askere gidip gelmek, küllerinden yeniden doğmak ve biraz da yenilenmek için geçirilecek bir zaman eritme etkinliğinden öteye geçmeyecekti. Çatıkatındaki odamı özleyecektim. Sevgili ülkemin bana öğrettiği sıkıcı bir dersin devamını yazıyordum aslında “yazarak bu ülkede para kazanıp keyfince yasayamazsın”a gelmiştim ve kendi ayaklarım üzerinde durmak için dünya vatandaşlarına anahtar hizmeti vermeye başlamıştım.
Güzel Sanatlar Fakültesi’nin gerçek dünyadan kopukluğuna kıyasla otel yaşantısı bana gerçek gelmişti ki altı sene boyunca gerçeklikle olan ilişkim pek iyi sayılmazdı. “Önce yaşa, sonra yaz” görüşünü benimsedim, düşüncenin öncüsü Amerika’nın beatnikleriydi ne de olsa. Kendi dünyamı tek başıma yaratmaya başlamıştım, kendi kurallarımı ve yaşama karşı tavırlarımı almıştım. İnsanların kaypaklığından ve onların yarattıkları yalancı dünyanın kenarında oturmaktan sıkıldım. Para kazandıgım bir kafesim, demir parmaklıklarını salladığım bir odam, okumak istediklerimi alacak param ve beni seven bir kaç insan, fazla kalabalığa gerek yoktu.
Arada sırada egom bana tuhaf oyunlar oynuyordu.
Yazdıklarımı yayınlamam gerekli miydi? Kim yayınlayacaktı? Kim okumak isteyecekti?
Yine kendimizle baş başa kalmıştık ki arada sırada kendimi güvende hissedeceğim kolları severdim. Yazdıklarım birilerine ulaşacak mıydı?
Yazmak için kalem ve kağıt kadar tuşlara da gerek vardı. Oldu.

bi bak istersen

bir iz bırak