Ev Genel Park6

Park6

dirilten LezizCeset Eylül 2, 2016

Nehir boyunca otostop çeken bir adamın, terk edilmiş bir barakaya ulaşıp düşünceleriyle boğuştuğu anların ayrıntılarla doluydu Amerika’da Alabalık Avı. Parkta oturup kitabı okurken iyi ki dedi iyi ki AltıKırkBeş Yayınları var bu topraklarda, arka sokaklarda ve pırıltılı dünyanın çok çok uzağında olduğu için sevindi.

Sonbahar, et yiyen bitkiler, porto şarabı ve bu koyu tatlı şarabı içip benim dışımda çoktan çekip gitmiş insanları bir lunapark treni gibi peşisıra taşırdı.

Richard Brautigan / Amerika’da Alabalık Avı / Ayyaşlar İçin Walden Gölcüğü hikayesinden / sf. 26.

Şehrin kötü çocukları parklarda oynarken ve ölürken kitabı elinde evirip çevirdi. Çevirmenler Kerem Kamil Koç ve Kaan Çaydamlı’ya şöyle bir göz kırptı, kutsal bir hazineyi, karşılıksız dağıtıyordu Kaybedenler Kulübü. Ne asil tripti. İçini yıkan hikayelerle karşılaştı. Her güzel kitabın ardından birşey anlatmak istedi şu boktan dünyaya. Oysa o sakat kedilerin, kuyruğu kopuk köpeklerin ve ölmüş karıncaların dostuydu. Bir şeyler yazdı. Bir şeyler karaladı. Dinlediği müziğin sonbaharı hazırlamasına izin verdi. Bir Alabalık gördü, suyun üzerinde seken, oysa böyle şeyler mümkün müydü suyun üzerinde. Çocukları taşıyan oyuncak trenin imajı gözünün önüne geldi. Ne kadar ironikti. Peşisıra taşınan insanların sondan yahut hiçbir şeyden haberlerinin olmayışı. Yakında– girmemizin yasaklanacağı nehirlerle son gez karşılaşmak. Ayaklarımızın götürdüğü yere kadar gitmek, bir deniz manzarasının önünü, koyu bir perdeyle örtmek. Ne kadar da yalnızdık. Ağaçların altında serinliğin kıpırtılarıyla Alabalığın yüzüşünü takip etti. Uzaklara doğru gidiyordu. Kıyıya yaklaştığı eski zamanları özlüyordu belki de… Hayatı bir yerlerden öğrenmişti. Ama hatırlayamadı.

Hayatı, 16 yaşındayken önce Dostoyevski’den sonra da New Orleans’taki fahişelerden öğrenmişti.

Richard Brautigan / Amerika’da Alabalık Avı / Deniz, Deniz Sürücüsü / sf. 32.

Ada’nın soğumasıyla sonbahar için ayırdığı bankın üstünde yavaşça gecenin gelmesini beklerdi ve arka sokaklarca ucuz otel odalarında bedenleriyle hayatı bir başkasına öğretenlerin azabını düşünürdü. Onların mutsuzluğuna yaklaşabilirdi, bazı geceler ya da en azından akmış rimellerinin hangi gözyaşını esir tuttuğunu hayal edebilirdi. Bir deniz sürücüsünün son aşkı olabilirdi, sokağın köşesindeki. Denize açılmış ama asla geri dönememiş bir denizcinin kadını. Dalgaların seslerini duyabilirdi, eğer rüzgarın yaptıklarını unutabilirse… vesaire. Kendine has garip bir insandı, parkın içinde. Onun için parkta otururdu. Yabancılardan uzakta çevresindeki ortama kulak kesilirdi. Ayak sesleri onu tedirgin ederdi, köpek havlarını ve kedi miyavlamalarını tercih ederdi. Orada uzun bir otostobun ardından saklanacağı barakayı inşa ederdi. Yılmadan. Evet, bir de Dostoyevski vardı, bir de New Oeleans fahişeleri… Yeraltından Notları okurlardı ona, sanki bir ödül gibi, her güzel sevişmenin ardından bir kez de kelimelerle dokunurlardı. 16 yaşında, dünya şimdikinden daha gerçekti.

Hayal gücümüzün tepesinde oturan bir baraka değildi. Gerçeklikti.

Richard Brautigan / Amerika’da Alabalık Avı / Porto Şarabından Ölen Alabalık / sf. 40.

Gerçeklikten uzakta olmayı severdi.

Ölümün Porto Şarabından gelişi onu şaşırtırdı. Şaraptan ölen bir balığın kıvrak zekasının ortadan kalkışı onu üzerdi. Sayfaları karıştıran rüzgara rağmen deniz demişti alabalıklar. Onların hikayesini balık tutarken dinlemişti, son nefesten, son kuyruk sallayıştan önce, cam gibi gözler boşluğu donduracak güçte. Üstündeki ağaçtan kurumuş bir yaprak daha önüne sallana sallana düşmüştü.

Büyük yazarların dünyayı bütün detaylarıyla delik deşik etmelerini izlerken, şöyle hissetti: Nehirde otostop çekmeyi bekleyen alabalıklardık ve tekrer teker avlanıyorduk. Avcımızın suratını bulanık bir gülümsemeyle görüp son nefesimizi sulu sulu veriyorduk. Tam olarak bunları düşündü. Gerçekliğe en büyük savaşı açanlar balıklardı sanki ve Richard Brautigan bir Av romanını bu yüzden yazmış olabilirdi. Parktaki adam düşünceleri konusunda yanılıyor da olabilirdi. Ah evet, ‘hayal gücümüzün tepesinde oturan bir baraka değildi. Gerçeklikti.’ Şehirden uzakta kasabanın tepesindeki parkta ayaklarının dibindeki Porta Şarabına gözü takıldı. Okuduğu hikayelerin içine karışıp nefes alışını bulandırması hoşuna gitti. Ah evet, gerçeklikti boktan olan. Yoksa güzel kadınların yanından geçip gitmesini engelleyebilir, onların doğrudan içlerine, derinliklerine dokunabilirdi.

Ne garip, çoğu kadının orospu olmak için isteği vardır ama o orospu ruhuna sahip olmayan ender kadınlardandı.

Richard Brautigan / Amerika’da Alabalık Avı / Amerika’da Alabalık Avı Oteli Oda 208 / sf. 91.

Parklarda kitaplarıyla dolaşmadığı zamanlarda, otel odası anahtarları dağıtan bir resepsiyonist olduğunu farkettirirdi gerçek ona. Öyle büyük bir yazar olma sevdasını bırakmıştı. Tutunamamış olmak, şöyle görkemli bir Kaybeden olmak sanki daha gerçekliğe karşı daha sert olmasını sağlamıştı. Otel odalarına girip çıkanları gördükçe yüreği biraz daha kırılgınlaştı. Yaşlandı. Genç ruhunun boğulduğunu hissetti, anahtarları her uzatışında, orospu ruhuna sahip olmayan ender kadınları bekledi. Hep yanlış yerde beklediğini bildi. Bazen parkta tuhaf bir umut doğardı içine, şarabından bir fırt çekerdi. Sonbaharın ardından gelen Kış onu parkından uzaklaştıracaktı. Güneşin arada sırada kendini göstereceği nadir kış öğlelerini kovalayacaktı. O zamana kadar kulaklarında Max Richter’in The Blue Notebooks albümü bitene kadar Alabalık avlayacaktı. Amerika değil, Ada’da… çıplak kızların terkettiği koylarda, onların teninin kokusunu içine çekmiş balıkları avlayacaktı. Parkta oturup kitap okumak, hayalgücünü zenginleştirmişti. Büyük yazarları düşündüren, büyük hikayeleri gördü. Okudu evet. Amerika’da Alabalık Avı’nı En Son Gördüğü Zaman’da sayfa 121’de Hemingway’in ölümü hakkında okudu. Richard Brautigan’ın avını sürdürdüğü nehre ulaşmak için parkı terk etti, elini karanlığın ortasına doğrultu ve bekledi, onu inşa ettiği baraka götürecek ender kadını bekledi. Bir Alabalığın bilgeliği vardı, gözlerinde. Cam gibi. Cam gibi keskin bir kitap yayınlamıştı, AltıKırkBeş Yayın.

İlgini çekebilir

Sataş