Ev Genel UcuzHikâyeler14

UcuzHikâyeler14

dirilten lezizceset Haziran 26, 2017

On Milyonuncu Kez.

Ne kadar da acımasızdın. Kimseyi takmadın. Kimseye bulaşmadım. Sokak lambalarının karşında olması içini rahatlattı. Hiç bir insan hiç bir konuşma hiç bir bakışma içini rahatlatmadı. Herkes ama herkes kendi çıkarını düşündüğü o kısa anda seni kurban belledi. Gençliğin güzelliği yıllarının art arda devrilmesiyle kafanı karıştırdı. O zaman anladın Bukowski’nin Kerouac’ın ve kimilerinin neden içtiğini neden her gece sarhoş yatağa girdiğini… Rutinin tutsaklığını kabul ettiğinde etinden bir parça koparacaklarını biliyordun. Soluğundaki alkol kokusu bir başka yerlere ulaştığında, bir sigara izmaritinin sönmemiş haline dönüşecektin. Başaramadın.
Anın karmaşasını seçtin. Gündelik isteklerin gündelik sevinçlerin peşinde olmadın. Bir arkadaş grubunda çok içip de eve taşınacak kişi olmayı yeğledin. Onun rahatlığında ve güveninde. Bir sevgilinin öpüşünden daha yumuşak.
Sana inananlar gecenin ortasında yanında olmazlar. Baban bir iki şarap alıp dolaba koymuştur. Çok içmediğin gecelerin çok içtiğin gecelere dönüşmesi. Özlediğin barların kapılarında tanıdık bir yüz aramak. İki kelimeyi bir araya getirip inandığın bir dostla konuşmaya çalışmak. Başaramamak.
İzlemediğin televizyonun karlanmaları, sevdiğin bir rock grubunun son klibi sessizce ekranda dönerken evin içinde uykusunu sürdüren yabancılar. Acımasızca başını döndüren sofra şarabı. Kahkahaları sana ulaşan tanımadığın insanlar. İnsanların uzağında olduğunu sanıp da onlara yakın durmak.
Kel kafanı gece karanlığında örten şapka. Bir ritmin olağandışı çağrışımları. Bir ortadoğu ülkesinden. Bir sahil kasabasında. Bir kızın dansı. Ateşin etrafında. Etrafında ateşin görkemi.
Herkesin bir hayaleti vardır. Bir efsane. Bir güzellik. Şehrin ya da kasabanın hangi noktasında çıkacağını bilemezsin. Bir haykırış. Bir yumruk. Bir kavga. Bir burun kanamasının ardındaki aşk.
Sokak lambasının altında uçuşan sinekler. Açlıklarını gideremediklerin ışığa bağımlı uçuşup dururlar.
İçmediğin gecelerde fazla konuşmazsın. Dans etmezsin. Şarkı söylemezsin. İçmediğin gecelerde artık bir görünmezsin.
Barlarda oturan insanları anımsarsın. Hepsini bir anda. En yalnızından. En dolusuna kadar. Günün sonu nedir?
Günün sonunda ne ister bu insanlar?
Ayık dolaşmak çok içtiğinde midenin yanmasından daha kötü olur. Artık o noktada. Bir sigara. Uzun bir koşu. İkisi birbirine girer. İkisi de soluksuz bırakır seni.
Bu gecenin ardından sabah olduğunda güzel genç bir kızla bir tekne gezisine çıkılacaktır.

Deniz fenerinin ışığı daha önce de yanıp söndü. On milyonunca kez. On milyonuncu öpüşten sonra.

İlgini çekebilir

Sataş