Lobi Genel Salon 156

Salon 156

dirilten lezizceset Ağustos 12, 2017

Zihin bulanık. Görüntü silik. Dumanlı balkon. Deniz feneri yanıp sönüyor. Strong Beer. Red. Kırmızı Tuborg. Büyüksün dünya. Silik yaşamların köşesinde boş egoların tuzağına düşmeden yürümeye çalışıyoruz. Uyukluyoruz. Bir müzik çalıyor. Gayet basit. Sözler sade. Yaşayamadığımız ormanın derinliklerine götürüyor. Orada koşturduğumuzu, orada özgür olduğumuzu sanıyoruz. Uzun süreden sonra yeniden yazma isteği sarıyor bir yanlarımızı. Yürek kaldı mı? İstek kaldı mı? Sigara kaldı mı? Bira kaldı mı? Hayalgücü deniz fenerinin gösterdiği yöne doğru devam etti mi?
Yapay yaşamlar, yapay aşkları üretmeye devam ediyor. Elimizden bir şey gelmiyor. Denizin görüntüsünün yanında, özel bir hastanenin havalandırma sesi, sigara içmeye yangın merdivenine çıkan acil servis çalışanları, yaşam sürüyor, yaşam ölüyor ve diriliyor. Son bir öpüş, son bir şarkı için geç değil.
İçimizdeki şiiri öldürmememeleri için elimizden geleni yapmalıyız. HA? Bir bok sineği ışığa doğru geliyor, lambaya çarpıyor, cızırdıyor ve yeninden uçmak için bir neden arıyor.

Büyük Aşk
Albin de la Simone

O ormanda yaşadı
Söylediği gibi bir kulübede
İstediği zaman uyuyordu
Hiçbir işte çalışmamıştı

Sırtından düğümlü pareosuyla
Meyveler, çiçekler ve kuşlar
Teninde tuzun tadı
O güzeldi, ben de öyle

Tül bir gölgeliğin altında
Bir mum, bir ay ışığı
Bir balonun içinde vücudumuz
Yürek ve talih

Aşk hakkında hiç konuşmadık
Aşk, o ne ki?
Aşktan hiç sözetmedik
Büyük bir aşk asla olmadı

Sigara içti, onu öptüm
Yemek yaptı, ona sarıldım
Dans etti, şarkı söyledim
İngilizce, cavaca

Göğsümün altında çıplak yeniden hatırladım
Öpüşlerin kokusundan vazgeçildi

Aşk hakkında hiç konuşmadık
Aşk, o ne ki?
Aşktan hiç sözetmedik
Büyük bir aşk asla olmadı

Kendimi biliyorum bu aşktı
Temmuz ayının sonlarında bu güne kadar
O gülümsüyordu, ama tahmin ediyordum
Rüzgar yön değiştirecekti

Korkuluk tarafından perişan
Ne kadar büyük bir hata
Aşk, gerçekler, güzellik
Dörtnala geçip gitmişti

La grande amour
Albin de la Simone

Elle vivait dans la forêt
Un cabanon comme elle disait
Elle dormait quand elle voulait
Ne travaillait jamais

Paréo noué dans le dos
Des fruits, des fleurs et des oiseaux
Le goût du sel sur la peau
Elle était belle, j’étais beau

Sous un baldaquin de tulle
Une bougie, un clair de lune
Nos deux corps dans une bulle
Le coeur et la fortune

On ne parlait pas d’amour
L’amour c’est quoi ?
On ne parlait jamais d’amour
Le grand amour ça n’existait pas

Elle fumait, je l’embrassais
Elle cuisinait, je l’enlaçais
Elle dansait, je chantais
En anglais, en javanais

Nu sous mon tablier je revivais
Abandonné sous les baisers parfumés

On ne parlait pas d’amour
L’amour c’est quoi ?
On ne parlait jamais d’amour
Le grand amour ça n’existait pas

C’était l’amour je m’y connais
Jusqu’à ce jour de fin juillet
Elle souriait, mais je devinais
Le vent avait tourné

Affolé par l’épouvantail
De quelle erreur monumentale
L’amour, le vrai, le beau
S’était barré au galop

bi bak istersen

bir iz bırak