Lobi Genel Salon 162

Salon 162

dirilten lezizceset Kasım 20, 2017

Merak ettiklerimiz neler şu hayatta? Merak ettiklerimize ulaştığımızda tatmin duygumuz doyuma ulaşmıyor mu? İçine kapatıldığımız toplumun değerleri canımızı yakmaya devam edecek. Bir iki dost çokça kitap kitap kaldı etrafında. Merak ettiklerinse tükendi. Merak edilen olununca ne değişiyor? İnsanlar her zaman bir karşılık bekliyordu. Sessizliğin güzelliğini bozmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Örneğin hiç karşılaşmadığın birinin ses tonunu merak edebilirsin? Neden ki? İçinde unuttuklarına daha kendin ulaşamamışken o dokunabilecek midir? Hiç şüphesiz senin düşündüğün gibi bir amacı yoktur. Yaşarken kurgularız. Hep bir kurgu. Yalnız başımıza oynadığımız dünyada oyuncaklarımızı kaybetmiş olmak. Bir kadeh bir şeyler yuvarlansın. Çizgiyi geçmek seni sevindirir. Eskiden bir yazar olmak isteyebilirdin. Ya da bir şarkıcı. Ya da bir yönetmen. Meraktan mı? Sadece ben bir şeyleri yaratabiliyorum demek istemek için. Öyle amaçsız dolaşmışsındır ki sokaklarda. Yeni bir şeyin özlemini kurmak kaçınılmaz olarak gerçekleşir. Zaman merak ettiklerini silip geçtiğinde bir kez daha amaçsız kalmışsındır. Işıkları söndürün. Sabaha kadar gecenin geçmesini bekleyin. Bütün despotluğun gelip geçmesini bekleyin. Rutin çalışma hayatını çevreleyen lobinin ortasında kuruyup kalmış bir ağaç. Rüzgarın uğultusu bir tek seni dinlendirir. Güneşin ilk ışıkları dağın arkasından henüz doğmadı. Henüz o dağda yürüyüp kaybolmadın. Başıboş dünyanın içini rahatlattığı masum zamanlar geride kaldı. Hep bir uyarıcının baskısı altındasın. Korkunla mücadele et ve adımlarını atarken düşüp ölme. Yazmak istemiyi, şarkı söylemeyi unuttun. Çevrendeki herkes de kendisini var edebilmek için bir evcilik oyununun içine hapsoldu. Oysa hepsi özgürdü bir zamanlar… Bir zamanlar hepiniz özgürdünüz. İkibin yataklı bir otelin lobisinde çalan müzik kadar özgür. Şimdi kimdi dünyayı satan? Sen mi onlar mı? (Us or Them? Bu da başka bir yazının parçası.)

Midge Ure
Dünyayı Satan Adam

Bakışlarımızı kaçırdık
Ne, ne zamandı konuşmuştuk
Orada olmadığım halde
Onun arkadaşı olduğumu söylemişti
Sürpriz olan
Gözlerine bakarak konuştuğumdu
Yalnız öldün diye düşünmüştüm
Uzun çok uzun zaman önce

Yo hayır ben değil
Asla kontrolü kaybetmedik
Karşında duran
Dünyayı satan adam

Güldüm ve onun elini sıktım
Ve eve dönüş yoluna koyuldum
Her yeri aradım
Yıllarca dolaştım
İlgisiz bir bakış takındım
Varolan milyonlarca insana
Yalnız ölmeliydim
Uzun çok uzun zaman önce

Kim bilir?
Ben değil
Asla kontrolü kaybetmedik
Karşında duran
Dünyayı satan adam

Kim bilir?
Ben değil
Asla kontrolü kaybetmedik
Karşında duran
Dünyayı satan adam

(Not: dünyayı boş vermiş bir adam olarak da düşünülebilir. Ki aslında satmış olmak biraz da boş vermişlikle ilgili. )

Midge Ure
The Man Who Sold The World

We passed upon the stair
We spoke of was and when
Although I wasn’t there
He said I was his friend
Which came as a surprise
I spoke into his eyes
I thought you died alone
A long long time ago

Oh no, not me
We never lost control
You’re face to face
With the man who sold the world

I laughed and shook his hand
And made my way back home
I searched for form and land
For years and years I roamed
I gazed a gazeless stare
At all the millions here
I must have died alone
A long, long time ago

Who knows?
Not me
I never lost control
You’re face to face
With the man who sold the world

Who knows?
Not me
We never lost control
You’re face to face
With the man who sold the world

bi bak istersen

bir iz bırak