anarchy !

dirilten lezizceset Eylül 24, 2018
anarchy !

SONRASI ANARŞİ

Love B’ye

Ya mutlu olmak yetmezse ? Çok çok uzak yerlerden ona yazdı. Kaybolduğu sokak aralarında. Dans ettiği barlarda. Onun yanında olmaması çok çok uzak yerlerde bir sürüngen gibi yaşamasına yol açtı. Hak ettiğini aldı. Bir sürü boş bira şişesi. Eskisi gibi onun yakınında olabilmek için. Çok şehirler dolaştı ama yine de unutamadı.  Unutmak için değil, ona ulaşmak onu anlamak içindi yolculukları. Bu kez ilk defa kaçmak istemedi birinden. Ondan uzaklaştıkça sayfalarca duyguyu biriktirdi. Onunla  Küba’ya gitmek istediğini hatırladı hep aynı şarkıyı çaldı, korkusuzca, esrimiş bir şekilde, ısınmak için, kızışmak için, onunla kuzey kutbuna da gitmek istedi, zamanla eriyip yok olanları hatırlamak için. Sıcak ve soğuğun hayalleri için. Gerçek buzun üzerinde kaymak. Yüreğinin atışını hızlandıran sadece onun bakışıydı. Donup kalmak istedi. Gülümsemesi hafızasına kazılı, gördüğü güzelliği tarif etmek imkansızdı. İyi ki öptü onu. İyi ki sarılıp uyudu onunla ufak  ama kutsanmış bir yatak odasında. Hiç pişman değildi. Hiçbir zaman pişman olmayacaktı. İyi ki karşılaştılar. İyi ki çarpıştılar. Hiç bir şeyi saklamak istemiyordu artık. Her şeyin gerçekliğinden emindi. Hayallerin gerçekliğinden. Gerçekliğin hareketinden. O kadar kirlenmişti ki ona sahip olmaya cesaret edemedi.   Hep istedi onu. Her an istedi onu. Artık tanınmıyordu. Fark etmediğini düşündü. Onun tarafından unutuldu ve defalarca başka yerlerde karşılaştı onunla. Her seferinde ona delice tutuldu. Onun uzaklara dalıp giden bakışları ve asiliği. Arada sırada ağzına dolanan küfürleri… Artık burada olmak istemedi. Elinde sadece ona hissettirdikleri kaldı. Hiç bir şeyi kaldırmadı onunla yaşamaya devam etti. Fırlatıp yok ettiği şeyleri tamamladı. Yarım kalmak istemedi. 

 

Yalnız bir adamın yalnızlığını sıyırıp atmasına hep tek bir kadın yol açmıştır. Sonsuza kadar sevecek olduğu. Yaşamın Aşkı. Gerçek -rutin- dünya dedikleri içindekilerini kuruttu. Onu gördüğünde G.G. Marquez’in sözünü ettiği yüzyıllık yalnızlığından uyandı. Onun için yeniden mücadele etmeye hazırlandı ama çok fazla acele etti ve bu yüzden yanına yaklaşan aşkı kirletti. Hızını bir türlü ayarlayamadı. Güneşin onun yanında doğuşu, sabahın yavaşça yanlarına gelişi ve ona hazırladığı filmler. Paha biçilemez müzik. Ayrıntıların hepsi onu ona ulaştırdı. Gülümseyişi, hayatla dalga geçişi, hayalleri ve yolculukları…   Hep onun için şarkı söyledi. Onunla birlikte olması gerektiği anı kaçırdı ve bundan böyle hiç kimse onun yüreğine bu kadar yaklaşamadı. Lanetlendi. Telefonlarına cevap alamadığı gün saçlarını kazıdı. Artık arınmış ve eskisinden de tehlikeli bir hale dönüştü. Derisini değiştirdi.  Ötekiler için en kötü ve en bencildi. En önemli parçası onunla birlikte kopup gitti. 

Bir gün  geldi yazdıkları önemsendi, en sade aşk mektupları onun sayesinde gün yüzüne çıktı. Hep ona yazdı. 

O yanındayken bir başkası gibi davranmak ve konuşmak zorunda değildi. Hep çok rahat hissetti. Çok rahat hissettiğinden ölümcül hatalar yaptı. Hiç bir şeyi saklamadı. Ona yazdığı kağıtların üzerinde neyse oydu ne yaşıyorsa ne hissediyorsa oydu. Çekip gitme isteğini yeniden içine yerleştiren oydu. Onunla yollarda, unutulmuş istasyonlarda, sınır şehirlerinde karşılaşma isteği. Çekip gitmek sadece yeniden karşılaşma umuduyla. Onun güzelliğiyle yeniden karşılaşsa ölüp ölüp dirilse, acele etmeden, tüketmeden onu sevebilseydi keşke. Ona sarılmak için bir şans diledi gökyüzünden, evrenden. Şansızdı bu yüzden aşkta kazanıyordu. Sesi dönüp dolaşıp kaç asır sonra onu bulacaktı acaba. Düşünmedi. Düşünemedi.

Yeni dünyanın insanları yazmıyor ve okumuyorlardı. Dolaştıkları şehirlerden, uyudukları banklardan ne anlamışlardı? Dünyanın her köşesine gitse hep aynı rutin. Onsuz yaşam ölümcül şekilde rutinleşiyordu. Söz vermişti, ölümcül olanı yaşama ve aşka dönüştürmeye. Onun zihnini bırakmayacaktı. En derinden ona baktığını, defalarca onu uyardığını biliyordu. İnsanların bu pişkinliği onu kahretti. Minibüse binişini hatırladı. Gidiyordu ama dönecekti.

Onu abartmadan sevdi, onunla olmadı, onsuz yollara düştü, sırf onu yeniden arayıp bulmak için. Onun olmamayı seçmek hayatında neleri değiştirdi. Bilemezdi ama hep onu merak etti. Endişelendi. Kıskandı. Duyguları karmakarışık yürüdü sokaklarda, onu göremediği, duyamadığı, ona ulaşamadığı için hep merak etti yaşadıklarını. Onun dileyip de yapamadığını yaptı o. Genç cesur yüreğinin üzerinden öpmek istedi. Kendisi hakkında ne düşündüğünü merak etti. Onu seviyor oluşu, ona aşık oluşu, ona katılışı, onu paylaşamaması… düşündü halbuki gözlerinin içine baktığında her şeyi sözcükler olmadan da anlatabildiğini biliyordu. Hep olmak istediği yerdeydi. Ona inanıyordu. Ona güveniyordu. Ne kadar sürecekti ki belki bir kaç ay daha buralardaydı. Sonra ona izini kaybettirecekti ve sarılabileceği tek duygu yine yalnızlık olacaktı. Gitmemesini istiyordu. Gitmemesi için kalmasını istiyordu. Uçağa binmeden önce onu durdurmuştu düşüncelerinde. İki aylığına çıkılan macerasında yalnız kalmasını istemiyordu. Ama ne yapabilirdi ki onu çılgınca sevmekten vazgeçmeyerek. Onun için her şeyden vazgeçmeye hazır olmak. Onu sevmek. Gururlu olacaktı elbette ki onun şefkatli kalbi. Onu yalnızlığından uyandırdığı için, onu sevdiği için… Yeniden gitar çalmasına yol açtığı için… Eline gitarını alıp ona seslenecekti bundan böyle. O onunla olmuyorsa, istemiyorsa duygularının derinliğiyle uyuşturacaktı kendini. Umutsuz aşk, en cesaret isteyenindendi. Umutlu olmayı başarabilecek miydi? Gitarı her çalışında, onun öpüşünü, saçlarının kokusunu, teninin kırılganlığını hatırlayacaktı. Koca bir günün ayrıntıları kaçımıza sonsuz bir mutluluğu hediye etmişti ki?

 

lezizceset’in music man olduğu andı bu. Love B’yi sevdiği geniş zaman. 

Anlatacağı hikayelerdeki, yürekten yaralayan, güzel kız. Oydu. En sivri oklara sahip. Ruhuna batmalarına da izin verdi.  Onun güzelliğiyle birlikte olamamak, onu değiştirdi. Delik deşik oldu. Deli dolu tavırlarına geri döndü. Dünyayı arkasında bırakıp normal olmaktan vazgeçmesini sağladı. Yıllar sonrasını düşündü. Nerede kiminle olacağını kestiremedi ama bilmesini istedi. Onu ne kadar çok sevdiğini bilmesini ve farketmesini. Ne kadar sürerse sürsün bekleyecekti. Gerçek aşk kendisini beklemesi gereken zamana mahkum hissetmezdi. Henüz gerçekleşmemiş bir hayalin parçaları olarak kalmak.

Özgür bir ruhtu ona çarpan ve onu yanında tutabilecek güce sahipti, sadece sevdiği bir kitaptan hatırladığı kadarıyla her şey şöyle gerçekleşti: onu hayatının çok tuhaf bir anında tanımıştı. Bir budala olabilirdi ama küstahlaşamazdı. Onsuz okyanuslara, çöle ve yeni dünyalara ulaşacak, onu bulduğunda sımsıkı sarılacaktı ona. 

Geçen onca süreden sonra ruhuna kattığı detaylar başını daha delice döndürecekti. Her olumsuzluğu yolunu açacak bir araç olarak kullanacaktı. 

Onun hakkında yazarken onu daha fazla tanıma şansı yakaladı. Ona bakışını, karamsar hissettiğindeki yüz ifadesini tanıma şansı. Onu unutmamak için hep ona söylediği şarkıları söyleyecek ve çalacaktı. Elleri gitarın tellerinden kesilip kanayana kadar aşkın umutsuzluğuna sarılacaktı. O kadar çok seviyordu ki umutlu olabilmek için umutsuzluğa hazırdı. Ne kadar vurursa vursun, kanatırsa kanatsın. Yığılıp yıkıldığı yerde aşkın ne demek olduğunu anlayacaklardı. Onun sadece tutkuyla sevilmek istendiğini bilecekti. En büyük tutkuyla bir tek bu adam sevmiş olacaktı. Adamın unutamadığı gibi kadın da unutamayacaktı. Çok yalnız hissettiğinde  çok karanlık olduğunda salon sadece onun için çaldığı şarkıyı söyleyecekti. Ona ağır geldiğinde yaptığı biralarla dolduracaktı içini. Dünyanın bir başka köşesinde o yeni yerler keşfederken aynı gündoğumu ve günbatımına baktıklarını hatırlayacak ve şarkıyı yalnız başına mırıldanacaktı. Ve kapı çalacak, ona geri dönmüş olacaktı. Artık hep yanındaydı. Hiç gitmemişti. Hiç terk etmemişti. 

Yeni yol hikayeleri yazacaklardı, okyanusu gemilerle geçen genç bir kız ve gemilerde şarkı söyleyen kendi başına buyruk bir adam hakkında… Tutkuyla aşkı anlayacak, öpüşecek ve sevişeceklerdi. Birbirlerine hep sadık kalacaklardı.

Ötekiler onları aç gözlerle izleyecek ve arzulayacaklardı. 

Acımasızlıkla yaraladı dünya onları. Son kez sevebilecekken gömüldüler. Ama Ada’da dirilmişlerdi. İkisi de bir an gelecek, bunu hatırlayacaktı. İşte umut buradan dokunuyordu onlara. Karşılığında da aynısını alacaktı dünya. 

Okyanusta, kuzey kutbu tamamen eridiğinde, buz gibi dünyanın derinliklerine inip onun için sakladıklarını su yüzüne çıkaracaktı. Özgür bir ada Küba, batık bir ada Atlantis. Mücadele etmek için savaşan uçan batan adalar… bir tek kuşlar özgürdür onların üzerinde.

Bir tek onların yüreği yeniden yaşamalarına yol açacak. Bir tek onların bedeni yeniden dirilmelerine yol açacak. Sadece onların elleri avutacak. Kayboldular. Birbirlerini gördüklerinde yollarını şaşırdılar. 

Çocuk peşinden koşturdu. Tekrar ellerini tutmak istedi. Masmavi yüzüğüne dokunmak.  Gezdiği dolaştığı şehirleri merak etmek. Ölmemek istedi. O yüzden yazdı, yazdı ve yazdı. O, onun yapamadıklarını gerçekleştiren yarısı, ona ait olmayı reddeden. Onu sevmeyen, onu istemeyen, o yüzden değişti. Aşk şarkıları onun için… Tüm tutkusu, tüm susuzluğu, tüm açlığı o. En özgür hissettiği an. Rüzgarın onun kokusunu fark ettirmeden ona taşıdığı anlar.  Çaldığı bisikletiyle rüzgarın önüne geçmek geceyi dalgalandırmak. Büyük otel lobilerinde gözleri yaşararak bir viskiyi yudumlarken, ufak bir yatağın köşesinde bir çocuk gibi mızmızlanıp sızarken… Telefondaki ses kayıtları, dijital sözcükler, penceresinin önünde onu işe yaramaz melankolisiyle yorduğu geceleri hatırlayacaktı. İşe yaramaz hissedecekti. Ama bir an. Tekrar yaşadığını hatırlattı ona. Normal insanlar gibi sevememişti onu. Sevemiyordu başka türlü. Ölümsüz bir aşka inanmak zamanı algılamasını alt üst etmişti. 

Dönmesi için bir umut var mıydı, ona verdiği sözlerden ve o duymadan kurduğu hayallerden fısıltılar. Onsuz yolculuk etmeye başlamak istemiyordu, bir şeylere sahip olmaya devam etmekten vazgeçti. Olmuyordu. Mutlu olamıyordu. Yarım kalmıştı. Sonsuz bir aşka kavuşmuştu. Gerçeği aşan. Ne bir ütopya ne bir distopya. Yaşa ve Sev. Mottosu buydu, geberene kadar. Sonrası Anarşi!

MUTLULUĞU ARADILAR.

bi bak istersen