anarchy !

dirilten lezizceset
anarchy !
 
Mazzy Star
Flowers In December
 
Before I let you down again
I just want to see you in your eyes
I wouldn’t have taken everything,
out on you
I only thought, you could, understand

They say every man goes blind in his heart,
And they say everybody steals somebody’s heart away
And I got nothing more to say about it
Nothing more (to you) or me

Send me your flowers, of your december
Send me your dreams, of your (candlelly wine)
I got just one thing I can’t give you
Just one more thing of mine

They say every man goes blind in his heart
And they say everybody steals somebody’s heart away
And I’ve been wondering why you let me down
And I’ve been taking it all for granted

 
Mazzy Star
Aralık Çiçekleri

seni yeniden yüzüstü bırakmadan önce
sana senin gözlerinden bir bakmak isterim
senden vazgeçmeden önce
tamamıyla 
anlarsın sanmıştım

derler ki herkesin kalp gözü kördür
derler ki herkes başkasının kalbini çalar
diyecek bir şeyim yok bu konuda
ne kendime (ne de sana)

bana çiçeklerini yolla, aralık çiçeklerini
bana düşlerini yolla, tatlı bir şarap gibi
bende sana veremeyeceğim tek bir şey kaldı
bana ait tek bir şey

derler ki herkesin kalp gözü kördür
derler ki herkes başkasının kalbini çalar
merak ediyorum neden beni yalnız bıraktın
her şeyi kabullenmiştim…

Bir mızıka çalıyor, müzik devam ediyor, anlıyorum seni. Seni anladıkça seni daha çok seviyorum ve saklıyorum sahip olduğum her şeyi, özgür bir aşkı ruhuma dağlıyorum, tuhaf bir ses çıkıyor, kızın çaldığı mızıkanın çıkardığı ses gibi, kolyeme dokunuyorum, sana dokunduğumu hayal ediyorum, sadece hayalleri bıraktın bana, seni anlıyorum, seni seviyorum, sevgini içime kapatıyorum, gitmesine izin vermiyorum. Sevgiyi bulduğum gibi mutluluğu bulamıyorum çünkü aynı şey değil, mutluluk ve sevgi, geç de olsa anlıyorum. Aşk.

Sana bir sözüm vardı. Bir hikâye sözüm. İlk sen okuyacaktın. Okumak istediğini söyleyene kadar hazinelerimi sakladığım yere bırakıyorum bu hikâyeyi el yazımla… şunu bilmelisin, seni ya da beni asla bir hikâyeye dönüştürmeyeceğim, birlikte olamıyorsak, birbirimizi anlamamıza ve hissetmemize rağmen evren birlikte olmamızı engelliyorsa, zamana bırakıyorum her şeyi, çünkü kafamın içinde seninle konuşmaktan vazgeçmiyorum, gitmeni istesem de gitmiyorsun, ne kadar – ironik – gitmeni hiç istememiştim ki… Bana kızgınlığını ve nefretini anlıyorum, iki yüzlüdür aşk o yüzden yapıyorsun bunları, birbirimizi incitmememiz gerekirdi, ama yaptık bunu değil mi birbirimize, asla yapmayacakmış gibi, ben mutluluğu arayacağım ama bulamayacağım öyle hissediyorum şu an. İçimde yaralanmalar var, izler var. Başkalarına acıyı bulaştırmak istemiyorum. Gerçek bu. Mutluluğu isteyip de başaramamak, seni çılgınca isteyip de alamamış olmak, ne yapmalıyım, özgür bir aşkı kafese kapatıp, evet sen benimsin diye mi haykırayım, kimse inanmaz bana. Seni ne kadar iyi anladığımı görmelisin. Zaman geçtikten sonra olur da okursan, okumak istersen. Bu neyi değiştirecek dersin belki, her şeyi değiştirebilir, hâlâ -diğerlerine rağmen- her şeyi değiştirebildiğimizi değiştirebileceğimizi görüyorum, tutkuyu, her şeye rağmen yolu ve yolda olma düşüncesini sevdiğimizi. Anarşist ruhlar bulaşıcıdır. Birbirimize bulanmayı biz seçmedik, öyle oldu, her şey olması gerektiği gibi… ben buna inanıyorum, yürekten.

Bazen sadece boyamazsın, kazırsın da… Evet, acı geçer, evet mutluluk geçer, her şey gelip geçer, bu yüzden anarşi var, inanmamak için, herkesin söylediği şeye inanmamak için, şüphe duymak, kararsız kalmak, doğru tercihleri yapmamıza yol açar. Ya da en azından yürürken ben böyle düşünüyorum. Aklımdan çıkarmam seni. Öyle yaparım, çünkü diğerleri seni mutlu görmek ister, bazen mutlu olurum evet, senin yanındayken sana sarılırken, seni öperken, seninle konuşurken ama en önemlisi seninle anı paylaşırken mutluydum ben, şimdi yüzüme bakıyorlar, beni terk ettikten sonra mutlu olduğumu görmek istiyorlar. Kendi kafesinde şarkı söyleyen bir kuştum. Ama artık değil. Kafesin biri bir kuş aramaya çıktı, tıpkı bu cümle gibi. Alaycı bir kuşum artık ben, dalga geçen, duygularını dışa vurma yöntemlerini değiştiren. Sonsuza kadar senden sürgün, yalnız.

Sen beni tanıyorsun, beni anlıyorsun, sana tanıdık gelen o yabancıyı tanıyorsun artık. Benim karanlığımı ve aydınlığımı tattın, pişmansın sanırım, bensiz mutlu ol, öyle diyecekler sana, sen de kendine, ama tek bir dileğim var, hissettiklerinden emin ol. Hissettiklerimden hep emin oldum. Öyle kazıdım seni içime, hiç çıkmayacaksın. Korkutucu. Bundan ben de korkuyorum. Beni istememeni, beni tercih etmemeni, sana saygı duyuyorum. Sonsuza kadar da duyacağım. Beni alt etmesini başaran tek kişisin sen.

Bu yüzden bencilce zamanın diğerlerine yaptığını, sana da yapmasına izin vermeyeceğim. Asla.

Bir hikaye sözüm vardı, onu yazdım, bilmeni isterim, ve sen okumak isteyinceye kadar asla yayınlamayacağım. Belki de onu yazdığımı hiç bilmeyeceksin bile. 

Sıradan olan dünyanın gerçekliğine inanmam ben. 

Anarşistler çiçeklere inanır, her türüne.

Anarşiyle…

(svbg)

bi bak istersen