dalgaların kısa valsi

dirilten lezizceset Haziran 22, 2018
dalgaların kısa valsi

Sabaha karşı bir yokuştan topuklu ayakkabılarla inen bir kız. Nasıl olduğunu bilmiyor. Nasıl hissettiğini anlamıyor. Rutin zamanın onu yalnızlaştırdığını hissediyor. Bir dans diliyor, dünyadan ve her şey başlıyor. Nasıl istediğini bilmiyor. Bir serinlik yakalıyor onu. Dans etmek istiyor. Bazen hayat tuhaf rastlantıları sunar önümüze. İçinden geldiği gibi yürüyor. Bir işi var. Hepimizin bir işi var. Hayatı ayarında tutmak için. Hepimizin hayalleri var. İmkansız bir dilek istemek hayattan. Bir süre sonra buralardan gideceğini biliyor. Sadece hissetmek istiyor. Bir kez olsun ait hissetmek. Onu anlamadıkları için öfkelenmiyor, evet, üzülüyor. Yeşil gözleri var. Ağaçların kutsadığı. Görmek istememeye başladığında etrafına ulaşılmaz bir duvar örmeye koyuluyor. Siyah topuklu ayakkabılarıyla yürüyor, karmaşalar şehrinde. Buraya ait hissetmiyor. Hiç ait hissetmedi. En sade duygularını çaldıklarını hissediyor. Bu yüzden özgür kalmak istiyor. Kimseye inanmıyor. Dünya yalan söylüyor, biliyor bunu. Ördüğü duvarı yıkabilecekler mi? Dans etmek istediği eşsiz ruhunu görebilecekler mi?
İnsanlığın yıldırıcı dönemleri. Geçmiş ya da geleceğin birbirinden farklı olacağını umuyoruz. Yanılıyoruz. Yanıldığını fark ediyor, bu kız da. Canını sıktılar. Yüreğini sıkıştırdılar. Öfkelenmiyor, sadece yürüyor. Gidiyor. Nereye mi? Nerede mi? Hiç gitmediyseniz nasıl anlatabilirsiniz ki? Şehri. İstanbul’u. Dans ediyor, insanlar. Dans ettiklerini sanıyorlar. Ölüyorlar orada. Bazıları hiç denizi görmedi. Bazıları hiç hissetmedi. Biliyor bunu. Çıkmaz sokaklardan korkmuyor kız. Ruhu olmayan görmeyen, duymayan, hissetmeyen insanlardan korkuyor. Anlaşılmak istemiyor belki. Sadece karşılıksızca dans etmek istiyor. Ruhu olmayan insanlara karşı. Başarabilecek mi? Sıyrılıyor hepsinden. Biliyor dans etmesini hep ait hissettiği yerde. Canlı. Kendi yansımasında.

Tam o sırada yalnızlığıyla sevişen başka biri. Başka bir çocuk. Yabancı. Kızın hareket halinde olmasına rağmen durağanlığa tapınıyor. Her şeyin kusursuz bir düzeni olduğuna inanmış bir kere. O da yanılıyor. Hiç dans etmedi. Bilmez dans etmesini. Şarkı söylüyor. Yavaş, melankolik şarkılar. Gitmek istediği zamanlar oldu. Durdu. Bir iki adım attı bazen. Ritimleri yavaş. Kızın tutkulu dansına eşlik edebilecek mi? Dans eden kızın var olduğunun farkında bile değil. Yalnız hissediyor. Öfkeli. İnsanları sevmiyor. Onları kandırmaktan zevk alıyor. Çoğu zaman denize yakın olmaktan keyif alıyor. Bir hikayenin kahramanı olmak istiyor. Henüz o kadar güçlü hissetmiyor kendisini. Bazen sabah olur. Bazen gece

Birbirlerini tanımıyorlar. Belki de hiç tanımayacaklar ama benzer hikayeleri yaşamışlar. Sevmek istemişler. Belki aşık olmuşlar. Bir kez mi? Bir kez. Anlaşılmak istemişler. Her ikisinin hikayesi nerede karşılaşıyor. Bir yokuşta mı? Gitmek isteyen bir kız, kalmak isteyen bir oğlan. Dalgaları duydular ve gördüler. Birbirleriniyse. Asla. Kız dalgaların dansına katıldı. Oğlansa çıkardıkları sese. Her ikisi de sarhoş oldu. Her ikisi de sevişti. Her ikisi de aşık. Oldu.
Zaman değişmiyor. Duygular değişmiyor. Sabaha karşı aşık olduk değil mi? Bekledik değil mi? Dans etmek için. Şarkı söylemek için. Sevmek için. Ait hissetmek için. Kız da ağladı. Oğlan da. Birbirlerini duymadılar. Birbirlerini görmediler. Bir gün zamanın en kısır zamanında karşılaştılar. Kendi yazdıkları. Biri dans etti. Biri bağırdı. Evet, hissettiler. Hissettikleri şeyi bildiler. Terk etmek istemediler. Ayrıldılar. Bir hikayenin nerede başladığını nasıl bilebilirler ki…
Yokuştan aşağı yürüdü kız. Maslak’ta. Yokuştan çıktı çocuk. Ada’da. Birbirlerini tanımadılar. Hiç karşılaşmadılar. Ama zaman birbirlerini tamamlamalarına izin verecekti. Evrenin tuhaf düzeni. Hikayeyi bildiğinizi sanıyorsunuz değil mi? Dans eden kız. Şarkı söyleyen çocuk. Boşluğu doldurmaya yaramaz: yalnızlık. Yürümek unutturmaz. Hatırlarsınız. Sabaha karşı şehirden uzaklaşırsınız belki? Belki kıtaları aşarsınız. Özgür hissetmek için. Güçlü. Yıkıcı. Vahşi. Sarhoş. Aşık. Son kez olmuşcasına. Evet, gözlerinin içine bakarsınız. İz bırakırsınız. Önce yürekten. Ve sonra herkes için sıradan. Selvi ağaçlarını süslemek istersiniz. Ölümsüzlük için. Ölümsüzlük mü? Yüreğimizi parçalara ayırmayacaksak. Karanlığın bütün görkemi nerelere gizlenir.

-Ve gökyüzü mavi olduğunda sevgilim, ben hep en morunu isterim. Sadece seni hissetmek için.

Sağdan sola doğru akar gökyüzü. Senin üstünde olduğun. Soldan sağa akar dalga. Benim battığım.

Sabaha karşı yokuştan aşağı inen bir kız. Sabaha karşı yokuştan yukarı çıkan oğlan. Bir aşk hikayesi okumak istedi, diğerleri. En ucuzu ve en bedavası. Ne kadar da karanlık ortalık.
Gözler yorgun. Beden hırçın. Savrulduk. Rüzgarın bize yapmak istediklerine izin verdik. Bir valsi başlattık. Sonunun neresi olduğunu ölçmedik. Bıraktık. Birbirimize geri dönmek için. Hissetmek için. Aşk için. Birbirlerinden uzaklaştılar. Hissetmek. İşte valsiniz başlıyor. Bu bir hikaye değil. Bu bir şarkı. Bu bir dans. Kimse bilmez. Kimse görmez. Kimse duymaz. Sadece hissetmeniz gerekir. Bir dalga vurur, o yaşlı kara parçasına. Keşfetmemiz gereken nedir dünyada? Evren büyür genişler, sevgiye eş değer. Sarhoş olun. Dans edin. Kırılın. Parçalanın. Size karanlığı sunuyor, bir kız ve bir oğlan. Anarşi başladı. Durduramazsınız. Oğlan şarkısına başlıyor. Kız dans ediyor.
İlk kez birbirlerine ait hissediyorlar
.Dalgaların kısa valsi.
Sarılıyorlar ve öylece kalıyor. Zaman önemsiz.
Kanatlar.
Uçmak için makineler icat ettik. Aşmak için kıtalar. Yüzmek için okyanuslar.
Bir dans.
Hiç bu kadar yakın olabildiniz mi?

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.