Salon 163

dirilten lezizceset Mart 11, 2018
Salon 163

Belki çok klişe olacak ama küçüklüğümde -büyüdüğünde ne olmak istersin?- sorusuna  iki hazır cevabım olurdu (cebimde): karınca avcısı ya da astronot olmak. Sonuca baktığımda bunun imkansızlığının nedenleri ortada. yine de en güzel tarafı insanlığın tuhaf dürtülerini yeniden uyandırmaya başlaması. Elon Musk insanlığa unutulmaz anlar sunuyor, uzaya kırmızı bir otomobil yollamak ve Otostopçunun Galaksi Rehberi’ni de onunla birlikte devasa boşluğa bırakmak. Otomobil kendi yörüngesinde ve belki de evrende buz kırılganlığında dolanıp duruyor. Bir kişinin hayalleri David Bowie’nin şarkısıyla birleştiğinde gelecekten geçmişe geçmiş geleceğe bir kapı aralanmış oluyor. Böyle anların  popüler olması kaçınılmaz ve gerçekten heyecanlanıyorum. Bir şeyleri aşma isteği hala çok muazzam geliyor bana. Yaşam tuhaf hediyeler sunuyor. Falcon Heavy’nin yolcuğu sanki Star Wars’un Millennium Falcon’nun karanlık tarafa karşı açtığı savaşı sürdürüyor. Bilimin büyülü bir tarafı var. Bir şeyleri incelemek ve keşfetmek. Bir müzik aleti, bir ton, bir frekans, her şeyin amacının yaşam ve ölüm arasındaki dengede olduğunu fısıldıyor. Şarkıyı defalarca dinliyorum. Canım sıkıldığımda ay’a gönderilen roketleri izledikten sonra Space X deneyleri beni heyecanlandırıyor. Youtube’da canlı yayının başlamasını beklerken yine o astronot olmak isteyen velede dönüşüyorum. Şimdilik bir insanın dünyadan en uzağa gidebildiği yer Ay’ken, bunun Mars olacağı günü görebilecek miyim diye merak ediyorum. Ama biliyorum görsem de görmesem de Mars’a gitmeyi hayal eden insanlar oldukça karanlık taraf daha bir çok savaş kaybedecek.

bi bak istersen

bir iz bırak