Salon 167

dirilten lezizceset Mayıs 14, 2018
Salon 167

Kendini kaybettiğinde senden ayrılmam gerekti. Geri dönüp kollarına koşturmam gerekti. Gözlerindeki kızarıklığı gördüğümde anladım. Pişmanlık değildi bu. Bir başkasının bir yabancının içindekileri okumaya başlamak, yabancı bir dil öğrenmek gibiydi. Uzun yürüyüşlerin beni geri döndürdüğü sahile baktım. Başkalarının haykırışlarını, köpeklerin suyun üzerinde yüzmelerini izledim. Çizgiyi her seferinde geçmek istedim. Yazın son içkisini henüz içmedim. Eski sevgilimi yolda gördüm, umursamadım, el salladı yalnızca. Yeniden hızlandım. Yeniden içtim. Bir tane daha içtim. Sonra bir tane daha içtim. Özledim, düşündüm, önce aşık oldum, sonra sevdim. Bir şarkı bütün bunlar hakkında olabilir. Gök gürültüsü, meteorlar, Londra, terk ediş, kaybediş, aklını yitiriş… Çizgiyi aşmak istediklerin fazla olamaz. Nadir şeylere tutunmaksa saatler ve yıllar alır… Peki ya sen? Garip bir klavye tonu. Garip bir ufuk çizgisi. Rüzgar ağaçların dallarını sallıyor. Açan çiçekler renklerini zamana vererek soluyor. Sahneyi kaçırdın. Acayip bir sahnede acayip bir şarkı söyleniyor. Şarkıyı bilenler çok değil. Bir iki kız sallanıp duruyor ritimle birlikte. Sonra başkalarının arasına karışıyorlar. Sonra kumlar, kumların üzerindeki kuşlar, sonra çöpler… insanların arkalarında bıraktığı tüketilmiş milyonlarca milyarlarca güzellik. Zalimleşiyoruz. Affetmiyoruz. Sevmiyoruz. Yok ediyoruz. İnşa ettiğimiz yıkımdan bizi ellerimiz kurtaramaz. Cesaretli yürekler yerleştirmeliyiz içimize. Cesaretli var oluş yollarını fısıldamalıyız kulaklarımıza. Kumların üzerinde sarılanlar var. Kumların üzerinde öpüşenler. Kimse ertesi güne kadar gitmek istemez. Ama sabah olduğunda. İşte her şey açıklık kazanır. Kendimizi kaybettiğimiz anlarda birbirimizden ayrılmayız. Birbirimize sarılırız.

Derinse boy ver. Boğulacağım yeri bilmek isterim.

Foals
Londra Gök Gürültüsü

ben hiç bir yere kırmızı göz uçuşunu iyi yapamam
peki ya sen?
saatlerce havada bulundum
havuzun kenarında meteor duşları
evet yaz için son bir içki
her zaman ayrılmak ama senden asla
Londra gök gürültüsüne geri dön
Odamda üzüntünün sesi, evet
Ve şimdi masalar dönüyor, bitti
Ve parmaklarım yanarken, yeniden başlıyorum
Ve şimdi geri geldim, daha yaşlıyım
Tutunmak için başka bir şey arıyorum
Yeniden hizalanmanın yolu yok
Her çizgiyi geri alırım döşeme derisindeki
San Francisco’dan aklımı kaybettim
Yıpranmış diskonun dışında öfke yatıştığında
Su yok orada, ses yok orada
Gelecek misin? Gelecek misin?
Boş alan yok orada, zaman yok orada
Çizgiyi nereye çizdin?
Ve şimdi masalar dönüyor, bitti
Ve parmaklarım yanarken, yeniden başlıyorum
Ve şimdi geri geldim, daha yaşlıyım
Tutunmak için başka bir şey arıyorum
ben hiç bir yere kırmızı göz uçuşunu iyi yapamam
peki ya sen?

Foals
London Thunder

I’m on the red-eye flight to nowhere good
How about you?
I’ve been in the air for hours
Meteor showers by the pool
So one last drink for summer
Always leaving never you
Come back to London thunder
The sound of sorrow in my room, yeah
And now the tables turn, it’s over
And with my fingers burned I start anew
And now I’ve come back down, I’m older
I look for something else to hold on to
There is no way to realign
Upholster skin I take back every line
Lost my mind in San Francisco
The worn out disco when tempers cooled
There is no water, there is no sound
Will you come around? Will you come around?
There is no space, there is no time
Where’d you draw the line?
And now the tables turn, it’s over
And with my fingers burned I start a new
And now I’ve come back down, I’m older
I look for something else to hold on to
I’m on the red-eye flight to nowhere good
How about you?

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.