kat 57

dirilten lezizceset
kat 57

Jarmusch’un filmlerini hep sevmişimdir ama bu filmi nereden gidip de beni şu anda buldu, işte bunu hiç bilmiyorum. 

Bir Jim Jarmusch klasiği daha Broken Flowers‘ı yeni izliyor olmak ve filmin bana hissettirdikleri.

Terk eden ya da terk edilmiş olmak üzerine bir film. Eski sevgililerinin peşinde bir Don Juan’a dönüşmüyor Don. Sevdiği her kadında yitirdiği parçalarını hatırlamak istiyor. Yalnızlığın bizi dönüp dolaşıp getirdiği yer, sevdiklerimize bir çiçek uzatmak oluyor. 

Jarmusch, her kadın karakterle idealize edilmemesi gereken aşkı anlatıyor. 

mutsuzluk neyi aradığımızla ilgili.
mutsuzluk, bir vazgeçişiştir.

Orta yaşlarını hayli geçkin bir adamın yolculuğu ve bu yolculuk kendisine gönderilmiş pembe bir mektupla başlıyor. Blogu takip edenler bilirler, spoiller vermekten çekinmem. Bir mektubun yolculuğuna da tanık oluyorsunuz. Daha doğrusu içinde yazılmış olanların yolculuğuna. Jim Jarmusch’un bu filminde pembeye takıntılı olduğunu görüyoruz. Pembe zarf, pembe mektup, pembe bornoz, pembe daktilo, pembe motor. Don’un sevdiği kadınların karakterleri değişse dahi her kadının yaşantısının büyük bir bölümünü oluşturuyor bu renk.  

bir gün okursun ve yola düşersin.
güvenli bölgenden ayrılmanın zamanı geldi.

Kapının altından bırakılıvermiş pembe bir zarfta. Eski sevgililerinden birinin ondan bir oğlu olduğu haberi vardır. Ama hangi kadın göndermiştir bu mektubu? Don’un yolculuğu da mektuptan sonra başlar. Kalbini kırdığı bütün kadınların kapısını teker teker çalıcaktır. Kendisini dedektifliğe kaptırmış kapı komşusu Winston sayesinde yolculuğuna başlayacaktır. 

İsim listesi yapılır. Kalpleri kırılmış olan kadınlar ve kalbi kırık adamımız.

Laura 

Dora

Carmen

Penny

Michelle

listeyi yapmalısın, Don.
en büyük kararsızlık, kiminle olduğunu hatırlayamamaktır.

Jarmusch’un hikayesini aktarma tarzı, romantik ama kırılgandır, hatta biraz durumun kendisiyle de kafa bulur. 

aklına bir şüphe düşerse, yandın dostum.

Don’un ilk kapısını çaldığı kadın Laura’dır. Eve uğradığında Laura’yla değil ama kızı Lolita’yla karşılaşır. Jarmusch, Don ismini seçerken Don Juan’a gönderme de bulunur. Don’un kadınlar üzerinde tuhaf bir etkisi vardır. Sanki tercih etmede bağlanmada ve hikayeyi devam ettirmekte bir sıkıntı yaşamaktadır. 

Lolita! İsmi ve genç kızın tipi boşuna seçilmemiştir. Annesini aramaya gelen bu adamın karşısında çok rahat hareket etmesinin sebebi de bu olabilir. Gençlik ve tecrübenin çatışması ve uyumsuzluğu. Laura’nın eve dönmesiyle durum değişir. 

Pembe Bornoz ilk kapının metaforu olur. Laura bir gardırop dizayncısıdır. Kadın güzelliğinin ve görünüşünün ön plana çıktığı bir andır. Laura’yla yatar Don. Sabah uyanır ve yoluna devam eder. Evden ayrılırken iki şey ona el sallar, gençlik ve özlem. Lo-li-ta. 

opss.

İkinci kapı Dora’nın kapısıdır. Burada evliliğin getirmiş olduğu düzene şahit olacaktır, seyirci. Emlakçı dora, Don akşam yemeğine kalır ve Dora’nın kontrol manyağı kocasıyla tanışır. Buradaki duygusal karşıtlık sunulan yemekle verilmiştir. Her şey çok düzenli, her şey kuralına uygun ama tat yoktur. Yapay bir kendini teslimiyet hüküm sürer. Dora, Don’un çektiği fotoğrafı gösterir. Gençlik yıllarında birlikte olmuş olduğu adama gülümser. Bir şeyleri yitirmiş olmaktan dolayı pişmanlık hisseder. Filmi seyrederken Dora’nın çaresizliğine üzülürüz. Gitmek istese de gidemeyen kadınlardandır Dora.

mükemmel evlilik
Don tarafından çekilmiş eski bir fotoğraf.
sıkıcı değil mi?

İşte, bildiğin gibi, çok garip insanların hayatı nasıl da değişiyor, değil mi?

Broken Flowers filminden.
düşünceler, düşünceler, düşünceler…
yolda
otel odalarında
havada

Hayatlarımız değişecek, vermiş olduğumuz kararlar, ya aldanmamıza yol açacak, ya da aldatmamıza. Bir yerlere savrulacağız, her birimiz, erkek ya ya kadın, her birimiz değişecek ve ilerlemek zorunda bırakılacak. 

Üçüncü kapı, Carmen, Dr. Markowski. Evlenmemiş bir kadın. Özgür bir kadın. Hiç bir erkeğe bağlı kalmamış. Hayvanların ne istediğini bilir, onlarla tuhaf bir iletişim içindedir. 

algılar açık

Tutku komik bir şey.

Broken Flowers filminden.

uyanmak

Pembe gülleri Carmen’e bırakmak ister, Don. Ama kabul edilmeyen çiçekler, olarak kalırlar. Sekreter kızın ilgisini çeker Don. Don’un da ilgisi çeker kız. Bu ilgi çekme durumu Jarmusch’un yarattığı karakterin kadınlara olan tutkusudur. Her birini başka türlü sevmek ister gibidir, Don. Her biri de onu başka türlü sevecekmiş gibi durur. 

Çiçeklerinizi unuttunuz.

Broken Flowers filminden.
kaybolduğunda çiçekleri kopar.
kırılmış çiçekler

Çiçekler filmin en büyük silahıdır. Pembe güllerin seçilişi nelerin kırılmış olduyla ilgilidir. Don’un hayatına girmiş olan kadın karakterlerin dünyalarını biçimlendirmek seyirciye bırakılmıştır. İlişkilerin nerede bittiği hakkında detaylar fazla değildir. Ama ayrılığın acı yanını ve buruk sevinci yaşar, her karşılaşma. Böyle olmak zorunda olmuştur, Don. Karaktersiz olduğundan, iki yüzlü ya da çok rahat olmasından kaynaklı değildir hiçbir şey. 

Dördüncü eski sevgili, Penny. Asi ve çarpıcı, motorcu bir kadındır. Oğlunu ararken iyice yolunu kaybetmiş olan Don. Yabandan kopardığı pembe çiçeklerle Penny’i bulur.  Pembe renkte bir motor. Pencereden fırlatılıp atılmış bir daktiloya kamera yakın plandan çekim yapar. Mutlu bir son arayışında yitip gitmiş bir kadındır Penny. Pembeye takıntılı olmuştur yönetmenimiz Jarmusch. Acaba neden? 

pembe motorsiklet
pembe daktilo

Penny – Pekala, bizim mutlu bir sonumuz olduğunu hatırlamıyorum, Don. Hayır… uzlaşma yok, hiç bir şey
Donny – Sen beni terk etmiştin, Penny. Hatırladın mı? 
Penny – Evet, çok net olarak. 

Broken Flowers filminden.
kapının önünde.
güzel Penny

Terk eden kadının neden terk etmiş olduğu üzerine kafa patlatmamız istenir. Bunun mantıklı tek bir açıklaması var gibi görünür: Erkek kadına yalnız olduğunu hissettirirse, terk edilen olur. Güzel bir şekilde pataklarlar Don’u. Bir tarlanın ortasında yalnız başına kendine gelmeye çalışır.

gecenin ortasında, dolunayın karşısında
sakin – taze – sabah
uyanış
hiçliğin ortasında

Filmin seyircide yarattığı ironi, ayrılmış olan her kadının hâlâ seviliyor oluşudur. 

Listenin sonunda Michelle vardır. Artık yaşamayan Michelle. Don onu ziyaret etmeden önce Sun Green adlı çiçekçi kızdan yeni çiçekler alır. Onun mezarının başına gider, çiçekleri bırakır. 

şeytan tüyü
sevgili Sun Green.
Michelle’in karşısında
Michelle’in dizlerinde
Michelle’in yanında

Bütün kadınlar sanki tek bir kadınmış gibidir, Don için. Geçmiş ve gelecek arasında kaybolmuş olmaktan daha fazlasıdır, anı yaşıyor olmak. O sadece orada var olmak ister, onların yanında. İyi hissettirir, farklı hissettirir, belki de fazlasıyla rahat hissettirir. 

Filmin finalinde kaybolmuş olan Don Juan’ımız Don asla oğlunun kim olduğunu bilemez. Şüphe içerisinde yaşadığı duyguları ona şüphe içinde bırakılmış bir hayat verir. Bütün acıların ve sevinçlerin başlangıcından sonuna kadar kırılmış bir şeyler kalır içimizde. Sadece sevmek istemenin ne kadar da zor olduğunu gösterir Jarmusch. 

Jarmusch’un aktarmaya çalıştığı düşünce belki de çok sade bir amaçtır. Sevgi emek ister. Onu korumak için mücadele etmemiz gerekir. Şüphenin bizi getirdiği yer, ayrılık ve kırılmış bir zamandır. Çiçeklerin yapmak istediklerine izin vermemiz gerekir, belki de kim bilir..

geri dönüş
şüphe kesinlikle pişmanlık değildir.

Geçmiş geçti bunu biliyorum. Gelecek ise henüz burada değil. Her ne olacak ise. Yani, burada olan tek şey… bu. Şu an.

Broken Flowers filminden.

bi bak istersen

Lezizceset