kat 84

dirilten lezizceset

uzun zamandan beri oyunculuk ve senaryo anlamında izlediğim en başarılı filmlerden biriydi “manifesto”. sanat tarihini şekillendirmiş ve şekillendirmeye devam eden kült manifestolardan oluşan bir kolaj. filmin bir çok yerinde “hiçbir şeyin orijinal olmadığının haykırılışı” ve filmi de oyuncuyu da özgünlüğe tırmandıran yönetmen Julian Rosefeldt. sinemadan beklentinizi değiştirecek bir film.

——–FLUXUS ——–

filmi izlemeden önce sanat tarihine izlerini bırakmış manifestoları incelemenizi özellikle öneriyorum. Julian Rosefeldt görsel göndermeleri sözcüklerin olağandışı yapısına işliyor. Cate Blanchett’in oyunculuğuyla birlikte seyirci kendisini bir rüyanın içinde buluyor. Kendinizi görüntülere ve sözcüklere bıraktığınızda filmin tuhaf bir akışla ilerlemesi üzerinizde yeni bir gerçeklik algısı yaratıyor. 

Manifesto’nun sinemadaki entellektüel açlığımızı doyurması bu yüzden olabilir. Anti-kapitalist bir bakış açısını modern bir ideolojiyle size sunuyor. kabul edip etmemek, sevip sevmemek size kalmış ve her izleyici kendi farklı çıkarımını yapacaktır da… 

Modernleşmiş kapital dünyamızda özgünlüğü aramanın umutsuz bir romantizmden kaynakladığını görmek de olası… Her şeye rağmen dünya yıkımın, çöplerin ve hiçliğin içinden yeniden ayaklanıyor. 

Duygular mı? Cate bağırıyor: Sanat gerçeklere ihtiyaç duyar, samimiyete değil. Cümleyi olduğu gibi de kabul edebiliriz onun tezini ters de çevirebiliriz. Sanırım parıltılı bir yıldız olmak ve yanıp gitmek hiç o kadar kolay olmuyor.

bi bak istersen

Lezizceset