Salon 165

dirilten lezizceset Mayıs 8, 2018

Günün sonunda bütün uyarıcılardan kurtulduğumuzda, özlemek için bir şeylere başvururuz. Evet, her hikayenin bir başlangıcı olmak zorunda. Bitirmekten korktuğumuz en güzel hikayenin sonunu son bir nefesle verebiliriz. Tutkunun bize yapmaya başladıkları. Durmak istemediğimiz anlar. Uyumanın imkansızlaştığı, saatlerce yataktan çıkılmayan anlar. Güneşin üzerinize düşmesi, onun teninde yaptıklarına izin vermek. Şüphelerin dağıldığı nadir anlar. Güneş için güneş gözlüğü takmanıza gerek yok. Denizin üzerine düşen altın renginin maviyle olan birlikteliği çok uzun sürmez, araya gece girer evet, zaman işe yarar, sabahın aydınlanması için. Ellere, dudaklara, dokunuşlara ve nefeslere olan özlem. Deniz kokusunun burnunuza çarpması ve yatakta gerinmek. Bir çok ayrıntı tutkuyu arttırmak için çalışmaya başlamıştır çoktan. Koca bir anlamsızlığın içinde tek bir anlamı bulmak işte bu yüzden zordur. Beklentilerinizi atın, kırılmış olan şeyleri, yaralayan şeyleri… Her birimizin içinde sarılmamızla başlayan izler var. Saatlerce öpüştüğünüzde dudaklarınızdaki uyuşukluk ertesi sabah peşinizi bırakmaz. Saatlerce sarıldığınızda kemiklerinizdeki baskıların yatıştırıcılığını düşünürsünüz. Düşünceler bu yüzden hızlıdır rüzgardan, savaşçı bir Vikinglinin söylediği gibi. Evet, vermiş olduğumuz savaşlarda yaralandık, parçalandık, kırıldık. Zamanın tek başına işe yaramadığını bildik. Bir başkasının yüreğinize farklı bir şekilde dokunuş şekli iyileşmemize yol açabilir. Şüphelerin olmadığı kıyılarda yürümek, güvenli bir kasabada nehir boyunca yürümek ve uyumak, doğayı dinlemek için çadırı oraya kurmak. Ne kadar çok hayal var değil mi? Mystic Queen. Ne kadar çok mösyöler, matmazeller, madamlar… Sokak kedileri hep hayatımızı kurtaracak. Bir şiir içimizi gıdıklayacak. Söyleyecek bir şey kalmadığında dokunuşlar olacak. Soluksuz kalındığında etrafımızdaki eşyalar bile bizimle birlikte yaşayacak. Güneş batarken birimiz kumsalda olacak, birimiz bir otel lobisinde… Zihinlerimiz arasında ne varsa her şeyi güzelleştiren hep gizemli kalacak. Yarım kalmayacağız. Laura Marling’in bir şarkısı çalacak, belki bu, belki bir başkası… hatırlayacağız, özleyeceğiz ve sarılmak için her şeyi yapacağız. Bazı yatıştırıcıların iyileştirici gücü vardır. Kumsalda yürü ve uyu. Koş ve çoş. Dans edip kendinden geç ve ben de seni sevmeye devam edeyim, sonuna kadar. Mısır’ın Tanrıları gibi yaşayacağız.

Laura Marling
Yatıştırıcı

Oh, benim umutsuz gezginim
İçeri giremezsin
Artık burada yaşamıyorsun
Oh, ürpertici bir afsuncu
Çıkıntıya kim dokundu
Kapıda kimin elleri var
Yatıştırıcıya ihtiyacım var
Dudaklarım hareket etmiyor
Tanrım sızlanıp duruyor
Zemine tebeşirle çizilmiş
Onu sen yaptın
Odam için özel kapın
Seni bulanlar pişmanlık bulabilir mi?
Elbette bir değişiklik, garip bir anlaşmazlık
Çözüldü
Yatıştırıcıya ihtiyacım var
Dudaklarım hareket etmiyor
Tanrım sızlanıp duruyor
Seni aşkla sürgün ediyorum
Seni aşkla sürgün ediyorum
Giremezsin
Artık burada yaşamıyorsun

Laura Marling
Soothing

Oh, my hopeless wanderer
You can’t come in
You don’t live here anymore
Oh, some creepy conjurer
Who touched the rim
Whose hands are in the door
I need soothing
My lips aren’t moving
My God is brooding
Drawn in chalk across the floor
You made it yours
Your private door to my room
May those who find you find remorse
A change of course, a strange discord resolved
I need soothing
My lips aren’t moving
My God is brooding
I banish you with love
I banish you with love
You can’t come in
You don’t live here anymore

bi bak istersen

bir iz bırak