Salon 170

dirilten lezizceset Haziran 21, 2018
Salon 170

Kilometrelerce yürüyorum. Fiziksel bedenim tükenecek ama zihnim ona ulaşmak için yürümeye devam edecek. Yağmur yağacak -belki- ama yağmıyor. Yoğun bir nem var, gökyüzünde asılı duran yarım bir ay bana özlediğim kızı hatırlatıyor. Evet, ruhu olduğu için bütün boşluğa haykıran o kızı hatırlatıyor. Işığın bir frekans çılgınlığından başka bir şey olmadığını biliyorum. Yürüyorum. Düşünüyorum. Sonra eski bir şarkıyı mırıldanıyor Nouela, Hello darkness, my old friend. Karanlık taraflarda dolanmayı, karanlık taraftan tatlar almayı neden sevdiğimizi anlıyorum. Yoğun bir nem. Terleten ve bütün pisliği yok eden. Sonra gitarı elime alıyorum. Sadece şarkının akorlarına basıyorum. Canlılık piyanonun sesine katılıyor. Gece yarısının ortalarını geçtim, kilometrelerce yürüdüm zihnimde. Cevapları biliyoruz. Düşüncelerin çarpışmasına kapılıyoruz. Ağaçların arasından geceyi izliyorum. Sakin. Kimse yok. Ne o ne de ben. Yalnız değilim. İşte tam da o karanlığın içinde. My Beautiful Darkness. Yolumu değiştiriyorum. Karanlığın içine doğru yürümeye devam ediyorum ve anlatıldığından daha parlak ve kusursuz bir çekim gücüne sahip olduğunu görüyorum. Karşıma sessizliği anlatmamı isteyenler çıkacak diye endişeleniyorum. Onu paylaşmak istemiyorum. Bencilce içime yerleştiriyorum. Her yere onu taşıyorum. Onun gözlerinden görmeye çalışıyorum dünyayı. İstekli gözler.

Bir süre daha hayalperest kaldırımların üstünde ilerliyorum. Öylece tamamlıyorlar yolu. Bir kaç fotoğraf çekiyorum. Zamanın kesikleri. Bütün hafızamın bana sunduklarına teslim oluyorum. Bu teslimiyet daha fazla yürümemi sağlıyor. Nefes alıyorum. Günlerdir içtiğim sigaradan vazgeçiyorum. Hiç başlamamıştım zaten. Yokuşu tırmanıyorum. Rüyalarda dolandıktan sonra kahve yapıyorum kendime. Tekrar onunla sarhoş ve sarmaş dolaş olmayı özlüyorum. Sessizliği dinliyorum. Odama geliyor, kokusu orada, hissediyorum. Bilmekten çok hissetmeyi sevmek. Söylemek istediklerimi bir tek o anlıyor. Onun eşsiz olduğunu hissediyorum. Uzun bir yolculuktan sonra yine beni bulmasını diliyorum. Hiç gitmemesini, gitmek istediğinde beni de götürmesini. O anda salonun ortasındaki fiziksel bedenimden sıyrılıyorum. Üst bir gerçekliğin dünyasında onunla sessizliği dinliyorum. Salon boş. Doğa canlı. Şehir ölü. Müziği başlatıyoruz. Sessizliğini bile tanıyorum. Geyikli evde kimse yok.

Nouela

Sessizliğin Sesi

merhaba karanlık, eski dostum

Seninle tekrar konuşmam gerekiyordu

çünkü yavaşça sürünmenin bir önsezisi

tohumlarını bıraktı ben uyurken

ve beynime yerleştirilmiş bir önseziydi

hâlâ duruyor sessizliğin sesinde

huzursuz rüyalarda yalnız yürüdüm

kaldırım taşlarından dar sokaklarda

sokak lambasının halesi altında

yakamı soğukluk ve kedere çevirdim

gözlerim geceyi ayıran bir neon ışığının flaşına saplandığında

ve dokunduğumda sessizliğin sesine

ve çıplak ışıkta

onbinlerce insan gördüm, belki daha da fazla

ses çıkarmadan konuşan insanlar

işiten ama dinlemeyen insanlar

seslerin asla paylaşılmadığı şarkılar yazan insanlar

kimse cesaret etmiyor

sessizliğin sesini rahatsız etmeye

“Aptallar,” dedim, “Bilmiyorsunuz

sessizlik bir kanser gibi büyür

dinleyin sözlerimi, belki size öğretebilirim

uzanın kollarıma, belki size ulaşabilirler

ama sözler sessiz yağmur damlaları gibi döküldüler

ve sessizliğin dalgalarında yankılandılar

ve insanlar boyun eğdiler ve tapındılar

kendi yaptıkları neon tanrıya

ve kehanet aniden parladı

uyarısı şeklini aldığı sözcüklerde

ve kehanet dedi ki, “Kahinin sözcükleri

yeraltı tünellerinin duvarlarında ve gecekondu meydanlarında yazılı

ve sessizliğin sesinde fısıldandılar

Nouela

The Sound of Silence

Hello darkness, my old friend

I’ve come to talk with you again

Because a vision softly creeping

Left its seeds while I was sleeping

And the vision that was planted in my brain

Still remains

Within the sound of silence

In restless dreams I walked alone

Narrow streets of cobblestone

‘Neath the halo of a street lamp

I turned my collar to the cold and damp

When my eyes were stabbed by the flash of a neon light

That split the night

And touched the sound of silence

And in the naked light I saw

Ten thousand people, maybe more

People talking without speaking

People hearing without listening

People writing songs that voices never share

And no one dared

Disturb the sound of silence

Fools, said I, you do not know

Silence like a cancer grows

Hear my words that I might teach you

Take my arms that I might reach you

But my words, like silent raindrops fell

And echoed in the wells of silence

And the people bowed and prayed

To the neon god they made

And the sign flashed out its warning

In the words that it was forming

And the sign said, the words of the prophets are written on the subway walls

And tenement halls

And whispered in the sounds of silence

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.