Salon 172

dirilten lezizceset Haziran 21, 2018
Salon 172

Kilometrelerce yürüyorum. Fiziksel bedenim tükenecek ama zihnim ona ulaşmak için yürümeye devam edecek. Yağmur yağacak -belki- ama yağmıyor. Yoğun bir nem var, gökyüzünde asılı duran yarım bir ay bana özlediğim kızı hatırlatıyor. Evet, ruhu olduğu için bütün boşluğa haykıran o kızı hatırlatıyor. Işığın bir frekans çılgınlığından başka bir şey olmadığını biliyorum. Yürüyorum. Düşünüyorum. Sonra eski bir şarkıyı mırıldanıyor Nouela, Hello darkness, my old friend. Karanlık taraflarda dolanmayı, karanlık taraftan tatlar almayı neden sevdiğimizi anlıyorum. Yoğun bir nem. Terleten ve bütün pisliği yok eden. Sonra gitarı elime alıyorum. Sadece şarkının akorlarına basıyorum. Canlılık piyanonun sesine katılıyor. Gece yarısının ortalarını geçtim, kilometrelerce yürüdüm zihnimde. Cevapları biliyoruz. Düşüncelerin çarpışmasına kapılıyoruz. Ağaçların arasından geceyi izliyorum. Sakin. Kimse yok. Ne o ne de ben. Yalnız değilim. İşte tam da o karanlığın içinde. My Beautiful Darkness. Yolumu değiştiriyorum. Karanlığın içine doğru yürümeye devam ediyorum ve anlatıldığından daha parlak ve kusursuz bir çekim gücüne sahip olduğunu görüyorum. Karşıma sessizliği anlatmamı isteyenler çıkacak diye endişeleniyorum. Onu paylaşmak istemiyorum. Bencilce içime yerleştiriyorum. Her yere onu taşıyorum. Onun gözlerinden görmeye çalışıyorum dünyayı. İstekli gözler.
Bir süre daha hayalperest kaldırımların üstünde ilerliyorum. Öylece tamamlıyorlar yolu. Bir kaç fotoğraf çekiyorum. Zamanın kesikleri. Bütün hafızamın bana sunduklarına teslim oluyorum. Bu teslimiyet daha fazla yürümemi sağlıyor. Nefes alıyorum. Günlerdir içtiğim sigaradan vazgeçiyorum. Hiç başlamamıştım zaten. Yokuşu tırmanıyorum. Rüyalarda dolandıktan sonra kahve yapıyorum kendime. Tekrar onunla sarhoş ve sarmaş dolaş olmayı özlüyorum. Sessizliği dinliyorum. Odama geliyor, kokusu orada, hissediyorum. Bilmekten çok hissetmeyi sevmek. Söylemek istediklerimi bir tek o anlıyor. Onun eşsiz olduğunu hissediyorum. Uzun bir yolculuktan sonra yine beni bulmasını diliyorum. Hiç gitmemesini, gitmek istediğinde beni de götürmesini. O anda salonun ortasındaki fiziksel bedenimden sıyrılıyorum. Üst bir gerçekliğin dünyasında onunla sessizliği dinliyorum. Salon boş. Doğa canlı. Şehir ölü. Müziği başlatıyoruz. Sessizliğini bile tanıyorum. Geyikli evde kimse yok.

Nouela
Sessizliğin Sesi

merhaba karanlık, eski dostum
Seninle tekrar konuşmam gerekiyordu
çünkü yavaşça sürünmenin bir önsezisi
tohumlarını bıraktı ben uyurken
ve beynime yerleştirilmiş bir önseziydi
hâlâ duruyor sessizliğin sesinde

huzursuz rüyalarda yalnız yürüdüm
kaldırım taşlarından dar sokaklarda
sokak lambasının halesi altında
yakamı soğukluk ve kedere çevirdim
gözlerim geceyi ayıran bir neon ışığının flaşına saplandığında
ve dokunduğumda sessizliğin sesine

ve çıplak ışıkta
onbinlerce insan gördüm, belki daha da fazla
ses çıkarmadan konuşan insanlar
işiten ama dinlemeyen insanlar
seslerin asla paylaşılmadığı şarkılar yazan insanlar
kimse cesaret etmiyor
sessizliğin sesini rahatsız etmeye

“Aptallar,” dedim, “Bilmiyorsunuz
sessizlik bir kanser gibi büyür
dinleyin sözlerimi, belki size öğretebilirim
uzanın kollarıma, belki size ulaşabilirler
ama sözler sessiz yağmur damlaları gibi döküldüler
ve sessizliğin dalgalarında yankılandılar

ve insanlar boyun eğdiler ve tapındılar
kendi yaptıkları neon tanrıya
ve kehanet aniden parladı
uyarısı şeklini aldığı sözcüklerde

ve kehanet dedi ki, “Kahinin sözcükleri
yeraltı tünellerinin duvarlarında ve gecekondu meydanlarında yazılı
ve sessizliğin sesinde fısıldandılar

Nouela
The Sound of Silence

Hello darkness, my old friend
I’ve come to talk with you again
Because a vision softly creeping
Left its seeds while I was sleeping
And the vision that was planted in my brain
Still remains
Within the sound of silence
In restless dreams I walked alone
Narrow streets of cobblestone
‘Neath the halo of a street lamp
I turned my collar to the cold and damp
When my eyes were stabbed by the flash of a neon light
That split the night
And touched the sound of silence
And in the naked light I saw
Ten thousand people, maybe more
People talking without speaking
People hearing without listening
People writing songs that voices never share
And no one dared
Disturb the sound of silence
Fools, said I, you do not know
Silence like a cancer grows
Hear my words that I might teach you
Take my arms that I might reach you
But my words, like silent raindrops fell
And echoed in the wells of silence
And the people bowed and prayed
To the neon god they made
And the sign flashed out its warning
In the words that it was forming
And the sign said, the words of the prophets are written on the subway walls
And tenement halls
And whispered in the sounds of silence

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.