kat 51

dirilten lezizceset Mart 9, 2018
kat 51

aynı masada yemek yemek

Endre

Mária

Endre ve Mária

Adamın kolunda bir problem vardı, kızınsa normal dünyanın beklentilerini karşılayamama durumu. Bir gün bir et kesimhanesinde karşılaştılar. Adam bütün normlara uyuyordu. Telefon kullanabiliyordu. Kızın da önce güneş ışığının dokunuşundan korkmaması, insanların cep telefonu sattığı dükkana girip bir cep telefonu alması gerekiyordu. Rüyalarında gezintiye çıkmış geyiklerle artık karşılaşılmıyordu. Hepsi güzel bir rüya mıydı, rüyanın gerçekliği öğretilmiş büyük kuralları yıkıp bir devrim yaratmıyor muydu?

bakış

karşılaşma

ormanda

korku

Etin normal bir şekilde ölümü çağrıştırması ve bütün vahşi yamyamlığımızla yaşamak zorunda oluşumuz. Bir rüya. Yan yana uyumamıza izin verilmiyor. Mükemmel bir hafızayı kullanabilirsin. İlk cümleden sonuna kadar hepsini aklında tutabilirsin. Birini anlamak için konuşmak gerekmez. sesini duyman yeterli. yürürken çıkardığı ses. soyunurken çıkardığı ses. dokunurken çıkardığı ses. Müzik. Müzik dinleme isteği.

Aşık insanlar için müzik.

müzik

karanlık taraf

Adam da kız da bu rüyanın gerçek olduğuna inandıklarında ne olur? On body and soul, sıklıkla karşılaşamayacağımız bir hikayeyi bize aktarıyor. Birbirimize ne kadar yaklaşmaya çalışırsak çalışalım. Etrafımızda o kadar çok uyarıcı var ki… bütün bu toplumsal şiddeti engelleyebilmek için kendi kabuğumuza kapanıyoruz. Kendi uyuşturucularımızı yaratmamıza yol açıyorlar. Oyundaki kusurlarımız herkes için bir alay konusu oluyor.

güneşin çizdiği çizgi

rastlantı

Kaçımız yalnızlığı anlayabiliyor ve kaçımız bu yalnızlığı gerçekten paylaşma yürekliliği gösteriyor. Büyülü anların olmadığını kanıtlamaya çalışıyorlar. Umutsuzca kıvranmamızı istiyorlar. Ölmemizi diliyorlar. Öfkemizi nasıl yönlendireceğimizi öğretmiyorlar. İşlerine geliyor. Kırılgan olan yanlarımız, birbirleriyle karşılaştıklarında. Bir ormandaki kusursuzluğu anlayabiliriz -belki-. Eğer hayattaysak ve henüz avlanmamışken bizim için hâlâ umut vardır. Kırıp dökmeden sarılabilmeyi öğrenebilecek miyiz? Bir film. Bedenimiz ve ruhumuz arasındaki kopukluğu bize hatırlatabilecek mi? Tuzluktaki tuzlar yere döküldüklerinde…

tuzluklar

yalnız

gece olduğunda.

Sabırsızca davranmayıp On body and soul’un karakterlerini izlemeliyiz Endre ve Mária. Onların yalnızlıklarını kabullenişlerine kapılıp gitmeliyiz. Bir televizyonun karşısında şeker yemek, bir pencerenin önünde uzaklara dalıp gitmek. Yüzümüze çarpan güneş ışığının dokunmasına izin vermek anın tadını çıkarmak. Tüketmeden, tükenmeden. Gölgelerin arkasından çıkıp güneşin yere çizdiği çizgiyi aşmak. Bir istasyonda farklı adreslerdeki evler. Bir bekleyiş aynı anın içinde saçlarımızı savuran.

uzaklık

yakınlık

dokunmak.

Macar kadın yönetmen Ildikó Enyedi’nin yazıp çektiği 2017 yapımı film. İçimizdeki dehşeti perdeleyen rüyalarının gizemine bir ağıt. Korkularımız ve birbirimize yakın olma isteğinin paradoksu. Korkmadan yeşil ormanın derinliklerine ilerleyeceğiz. Buz gibi bir hava sardığında etrafımızı, derenin aktığı su birikintilerinde soluklanıp su içeceğiz.

hissetmek

ışığı aşmak

Sıradan ayrıntılarla birbirinden bağımsız hareket eden rastlantılar. Yaşamın ölümünün neden kız kardeşi olduğunu açıklıyor. Genişleyen kaosun ortasında başında ya da sonunda nefesimizin kesilmesine yol açan konuşmalarımız, dokunuşlarımız ve geriye kalan hatırlarımız. Bir hafızanın kusursuzluğu sosyalleşemeyen insanı nadir bulunan bir bedene ve ruha dönüştürüyor. Yaşamın devam edebilmesi için eşleşmesi gereken canlıların karşılaşması bir rüyanın gerçekleşmesi kadar rastlantısal. Birbirimizi anlamak için giriştiğimiz yarışta, kazanan olmak istemediğimiz anda kendimizi bulduğumuz dünya. Kendimizi yere bırakırız, çimenlerin üzerine ve ıslanmak yeni bir şeylerin içimize doğmasına izin verir.

katılmak

yürüyüş.

uzanmak

uyanış.

Tuhaf değil mi her gece yalnız uyuyoruz. Uyanmak istemediğimiz rüyadan. Ve en tuhafı bu değil mi birlikte uyuduğumuz yataklardan başka rüyalara uyanmak istiyoruz. Böyle bir zıtlığın oluşmasına yol açan şartları görüyoruz.
Toplumun bizi dönüştürdüğü ürünler. Kesilmek için sıramızı bekleyen etlere dönüşmemek için. Atılıp yenen tüketilen ve dışkılanan artıklara dönüşmemek için. Kaçımız savaşıyoruz. Kendi kozamızı etrafımıza ördüğümüzde kaçımız o kozanın içinden çıkmasını başarıp kendisini başka bir şeye dönüştürebiliyor. Kaçımız sokak lambalarının yatak odamıza girmesine izin veriyor.

uyku

soluk

güven

aydınlık taraf

Tutkularımızın çoğu zan altında bırakıldı.

Oluşturulmuş semboller evrenin en uzağına savruluyor. Bedenimiz ve ruhumuz birbirinden vazgeçtiyse aşıklar için çalan şarkıları bulmamız mümkün olmuyor.
En yalnızken hangimiz rüyasında bir mutfağa girip hayalinde gördüğü kişiye kahve yapıyor. Ayrıntılara sarılıp uyumak bizi neden bu kadar güçlü yapıyor ve biraz uzaklaştığını düşündüğümüz karanlık anlar bizi neden bu kadar boğuyor.
On body and soul, zihninizde daha önce çıkmadığınız yolculuklara çıkarak sizi. Yönetmenin bir önceki filminden bu yana  on sekiz yıllık bir diğer yoluculuk da düşünüldüğünde… Beden ve ruh üzerine.

birbirimizi anlayabilmemiz için cesarete ihtiyacımız var.

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.