salon 192

dirilten lezizceset

Annemle konuşuyorduk geçen gün, bu şarkı seni anlatıyor, dedi. Bir kez daha karşılaştım kendimle, ne kadar sürem var bilmiyorum yeryüzünde ama içimdeki bir diğerini anlatayım sizlere, nasıl olsa hiç bir zaman tanışmayacağız. Sizin için tehlikeli biri olabilme ihtimalini de böylece ortadan kaldırmış oluyoruz. Kalp kırıklıklarını parçalanmışlıkları anlatmayacağım aşkı anlatırken. Onun görkemi zayıflıklarında değil. Aksine karanlığı parçalayan bir mutluluk olup bitenler. Acının hikayesini anlatmayacağım sizlere zaten. Bilindik. Zaten anlatılır. Size şöyle bir hikaye anlatacağım. Tıpkı eski zaman şövalyelerinin yaptığı gibi. Onu sonsuza dek sevmeyi bırakmadı. Modern gün batımlarına benzeyen bir romantizm değil bu. Güneşin doğmadan önce yeryüzünde uyuyanlara bıraktığı griliği seviyor o. Her ayrıntıyı saklıyor. Güneşe çıktığında toz olup gidecek bir vampir gibi. Karanlığa tercih ediyor aydınlığı. Güneşin ışığında yanıp kül oluyor. Yok oluşun bir diriliş olduğunu biliyor. Bir münzevi olarak yaşamaya devam edecek, aşkın sürgünü olacak, hangi zamana ait olduğunun bir anlamı yok, acı çekmeden, onu sevdiği gibi sevecek günleri, hatalarının altında ezilmeyecek, ne pişman olacak, ne de korkacak, farklı hissetmeyecek, değişmeyecek. Ahlaklı olmayı sevmeyecek. Fedakar olacak ki güvenebilsin bir kez. Öyle sanacaklar belki. Umrunda olmayacak, başkaları tarafından sevilmek istemiyor o. Bir çocuğun gökkuşağını sevmesi gibi, ona asla ulaşamayacak oluşu bu. Kendi aklının bir ürünü değil içindekiler. İskelede arkasını döndüğü an, iskelede ona sarıldığı an… Bu blog sitesi başkalarına şunu kanıtlayacak. Sevdiğine kanıtlaması gereken bir şey yok çünkü. Sevmek hakkında dijital bir ekranın gerçekliği. Sevmek yazmakla, okumakla, seslendirmekle, şarkı söylemekle, boyamakla, haykırmakla başlıyor. Acıdan güç almıyor. Aksine bir iç huzurun peşinden açılıyor uzaklara. Müzik bunu başarıyor. Sesi, anlattıkları, yazdıkları, dokunuşları olmadan ona müzik bunu anlatıyor. Parçalanmışlıkları anlatmayacak bu aşk.

Güçlü bir kadının onun karşısına çıkıp pusula olmak yerine bir arkadaş olmayı tercih etmesini anlatacak. Duvara çakılan her çivinin avuç içine batışı gibi bir teslimiyet bu. Çıkarılmayacak, sökülüp atılmayacak… Biraz korkutacak evet ama savrulup gideceğiz eninde sonunda, gerçek olan şeyleri korumaya gücümüz yoksa, düşlere devam. Rüzgarı geçecek gücün var mı?

Bir gün bir yol beni sana getirecek. İnancsız bir adamın sevgiye inancı bu. Tek bir sevgi, tek bir aşk. Hâlâ mümkün diye gülümseyecek sana. Hâlâ mümkün.

 

Fréro Delavega

Sirenlerin Şarkısı

Çocuk parkları, çocuk plajları.
Rüzgâr, parmaklarımla yapılmış,
Kumdan kaleleri tehdit ediyor.

Zaman kimseye ekstra süre vermiyor ne yazık ki.
Yıllar geçiyor, yankı sıvışıyor,
Pyla Kumulu’nda.

Mevsimlerin, fotokabinlerin merhametinde,
Geçmişin parıltılarına teslim oluyorum.
Mevsimlerin, kararların merhametinde,
Kendimi teslim ediyorum.

Anılar arap saçına döndüğünde,
Gözyaşlarıma hâkim olamam.
Ve deniz kızlarının şarkısı bana kışı hatırlatır.
Ah zalim kara sevda,
Yetersiz uyum,
Yalnız coşku.

Ne kadar şaka, ne kadar eşek şakası,
Ne kadar yara izi, ne kadar maske,
Arkada bıraktık?

Silahlarını indirmek, kaçmak,
Bu gürültüde barışı bulmak,
Ben orada boğulmadan önce.

Mevsimlerin, fotokabinlerin merhametinde,
Geçmişin parıltılarına teslim oluyorum.
Mevsimlerin, kararların merhametinde,
Kendimi teslim ediyorum.

Anılar arap saçına döndüğünde,
Gözyaşlarıma hâkim olamam.
Ve deniz kızlarının şarkısı bana kışı hatırlatır.
Ah zalim kara sevda,
Yetersiz uyum,
Yalnız coşku.

 

Fréro Delavega

Le Chant Des Sirenes 

Enfant des parcs, gamins des plages
Le vent menace les châteaux de sables
Façonnés de mes doigts

Le temps n’épargne personne, hélas
Les années passent l’écho s’évade
Sur la dune du Pyla

Au gré des saisons, des photomatons
Je m’abandonne à ces lueurs d’autrefois
Au gré des saisons, des décisions
Je m’abandonne

Quand les souvenirs s’emmêlent
Les larmes me viennent
Et le chant des Sirènes me replonge en hiver
Oh mélancolie cruelle
Harmonie fluette
Euphorie solitaire

Combien de farces, combien de frasques
Combien de traces, combien de masques
Avons-nous laissé là-bas?

Poser les armes, prendre le large
Trouver le calme dans ce vacarme
Avant que je ne m’y noie

Au gré des saisons, des photomatons
Je m’abandonne à ces lueurs d’autrefois
Au gré des saisons, des décisions
Je m’abandonne

Quand les souvenirs s’emmêlent
Les larmes me viennent
Et le chant des Sirènes me replonge en hiver
Oh mélancolie cruelle
Harmonie fluette
Euphorie solitaire

 

 

bi bak istersen

Lezizceset