salon 195

dirilten lezizceset

Uzun yürüyüşlere devam. Bazı geceler buzdolabının içinde yürüyormuş gibi hissediyorum ama bu nedense son zamanlarda beni mutlu eden tek eylem. Siyah beyaz bir yolculuğun içindeyim ve birileri kafama boya kalemi fırlatıyor, dönüp arkama baktığımdaysa kimseyi göremiyorum. Kış hiç ummadığım kadar hızlı geldi. Evden çıkma bahaneleri yaratmasam, hak ettiğim yalnızlıkta kafayı tırlatmak zorunda kalabilirim. Tırlatmış da olabilirim, boş verin normallik benim hamurumda yok. İnsanların tanımadıkları insanlar hakkında yorum yapması hala midemi bulandırıyor. Normal olması bekleniyor, bütün durum ve hareketlerin ve çoğu gece siktiri çekip gidiyorum. Kuşkusuz tuhaf bir vurdumduymazlık bendeki ve kimse kaldıramıyor. Doğru yorumlamam gereken hareketleri her seferinde gecikerek algılıyorum. Bendeki bu ritim bozukluğunu çözebilmiş değilim. Halbuki gitarda bir iki akor basabiliyorum. Dengede durmayı öğreneceğim ama… kafaya taktım bunu bir kez…

Vampire Weekend adlı grubun Step adlı şarkısı hakkında ne hissettiklerimi yazacaktım ki böyle tuhaf şeyleri tuşladım ekrana. Yağmurlu havalar insanları depresyona sokarmış, hadi be, ben düşünüyorum, aslında özür dilemek istiyorum, ama ben böyle bir anın güzelliğini bile elimden kaçırdım. Çünkü evet, gerizekalıyım. Bir çok ayrıntıyı beraberimde taşıyorum. Bir yük değil bu. Sonsuza kadar sevebileceğim detaylar. Her neyse kendi kendime konuşuyorum.

Yaşam da ölüm de aynı tempoda çalıyor. Hatta çok iyi bir rock grubu oluşturuyorlar.

Platon bir kaç hafta kuş cennetini boyladı, onu parka gömdüm soğuk bir kasım gecesi. Gecenin yarısı kitap okumayı sevdiğim parka muhabbet kuşum için bir mezar kazıyordum. Sanırım bir daha bu parka gelip bir şey okuyamam. Yeni mekanlar keşfetmeliyim. En azından Step ölen Platon’un şarkısı olsun. Bu şarkıyla uçsun.

Platon’u parka gömerken sevme konusunda başarılı olamadığımı kabul ettim.

Ne yüzsüz bir herifim ben. Kimseye zarar vermek istememiştim. Kimseyi kırmak istememiştim halbuki, bir günah çıkarma değil bu, en çok onu kırmaktan korktuğum için bir budalılığın içinde sürükleniyorum. Yaşatma kabiliyetimi yeniden kazanmalıyım. Pes etmemeliyim. Sözcükler bir boka yaramıyor. Benim iyisinden bir kaykay a ihtiyacım var, hareket etmeliyim. 

Benden daha iyisine layık. 

Neyse sokağa çıkıyorum, sonra görüşürüz… 

Vampire Weekend

Adım

Çok, çok, çok önceden
Ankgor Vat, Mechanicsburg
Anchorage ve Darüsselam gibi öncüydüm
New York’daki ev, şampanya ve diskoyken
LA&San Francisco’dan kasetden
Ama aslında Oakland ve Alameda değil
Senin kızın komünist eleştirmeniyle Berkeley’deyken
Benimki boombox ve walkmanle gömülüydü
Ben istifçiydim kızım ama, o çok öncedendi

Eldivenler çıkarıldı, 20lik dişler çıktı
Ne yapacaksın?
Kemiklerimde hissediyorum, kemiklerimde hissediyorum

Şimdi daha güçlüyüm, ev için hazırım
Tam mütevazı bir fare
Yalnız başına yapamıyorum, yalnız başına yapamıyorum

Atalarım bana onların kızlarının daha iyi olduğunu söyledi
O Karun’dan daha zengin, deriden daha sağlam
Geçmişin bütün hikayelerini takmadım sadece
Bayatlamış muhabbetler yalnızca ekmek bıçağını hakkeder
Ve bizi gördüklerinde serseriler gülecekler
Eh, onlar havaya göre nasıl giyineceklerini bilmiyorlar
Onları hala Astor’a sıkışmış şekilde görebiliyorum
Kar yavaşça Patronun(?) sesine düşüyor

Bilgelik bir armağan ama sen gençlik için takas ederdin
Yaş bir onurdur – bu hala doğru değil
Yıldızları dünyadan saklandığında gördük
Güneşe, kızına adım attığında küfür ettin
Belki de o gitmiştir ve ben onu diriltememişimdir
Doğru olan şudur ki, onun bana onu korumam için ihtiyacı yok
Doğru ölümü biliyoruz – bütün cesetlerin yolunu
Herkes ölüyor ama kızım – sen daha yaşlı değilsin

Vampire Weekend

Step

Back, back, way back
I used to front like Angkor Wat, Mechanicsburg, Anchorage and Dar es Salaam
While home in New York was champagne and disco
Tapes from LA&San Francisco
But actually Oakland and not Alameda
Your girl was in Berkeley with her communist reader
Mine was entombed within boombox and Walkman
I was a hoarder but girl, that was back then

The gloves are off, the wisdom teeth are out
What you on about?
I feel it in my bones, I feel it in my bones

I’m stronger now, I’m ready for the house
Such a modest mouse
I can’t do it alone, I can’t do it alone

Ancestors told me that their girl was better
She’s richer than Croesus, she’s tougher than leather
I just ignored all the tales of a past life
Stale conversation deserves but a bread knife
And punks who would laugh when they saw us together
Well they didn’t know how to dress for the weather
I can still see them there huddled on Astor
Snow falling slow to the sound of the Master

Wisdom’s a gift but you’d trade it for youth
Age is an honor – it’s still not the truth
We saw the stars when they hid from the world
You cursed the sun when it stepped to your girl
Maybe she’s gone and I can’t resurrect her
The truth is she doesn’t need me to protect her
We know the true death – the true way of all flesh
Everyone’s dying but girl – you’re not old yet

bi bak istersen

Lezizceset