salon 230

dirilten lezizceset

üniversitenin ilk yılları. yıl bilmem kaç. dışarıda deli gibi yağmur yağıyor ve biz evde bir kaç arkadaş sıkıntıdan patlıyoruz. o dönemlerde internet üzerinden film yayınları bu kadar yaygın değil. bir kaç gün önce çarşı girişinde vcd satan bir elemandan amelie adında bir film almışız. izlesek mi izlemesek mi diye düşünürken… vcd player’a takıp başlıyoruz ve o gün gök yarılsa dünya yok olsa sanırım o günkü mutluluğumuz her şeye değer oluyor… o zamanki arkadaşlar bir yerlere dağıldı ve her şeyin bir kez daha yerinde durmadan değiştiğini fark ediyorum. neyse en azından skate park’ı su birikintilerinden kurtarmak için çek pas ve arkadaşlarımız var. mutluluğun peşinde değil, anın içinde gülümsüyoruz ve biliyoruz güneş bulutların arasından sırıtıcak ve biz havuzun içinde dönmeye devam edeceğiz. bunu neden yaptığımızı da bilmeyecekler… sadece izleyecekler. oysa hep aklımda olacak. bazı şeyler değişir evet ama değişmeden kalan şeyler vardır. ruhumuz mesela… onun içindeki neşe ve hüzün, hepsini kabul ediyorum, seviyorum seni. sen beni her seferinde cezalandırsan da benden kaçıp gitsen bile…  ama sanırım artık biliyorum sen benden değil kendinden kaçıyorsun ve kendini bulmak istiyorsun. çok adil. senin peşinden koşturduğumun farkında bile değilsin. tutku bütün korkuna rağmen sessiz kalıp beklemektir çoğu kez. parktayım ağaçların altında… sense biliyorum çok güzel gülümsüyorsun… işte seni bana hatırlatan melodiler bunlarda… seni mutlu görmek sensizliğime yetiyor. 

bi bak istersen

Lezizceset