park 11

dirilten LezizCeset Şubat 10, 2018
park 11

Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma.

“Ne zaman,” demişti, “birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarınla gelmemiştir dünyaya.

F.Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby, sf. 7

Günü tuhaf hislerle yazılmış romanları sonlandırarak tamamlamayı seviyordu. Bu şekilde yaşamak yalnızlığın ona öğrettiği bir güç gösterisiydi. Parka doğru ilerledi ve o hep sevdiği ağacın altındaki banka oturdu.

Can Yücel’in çevirisinden Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sini okumak. Kitap orada burada dolandı durdu, kumsalda, ağaçların altında, unutulmuş bir ara sokak parkında, hınca hınç dolu bir teknede, işin yolunu tutmuş yokuşu zor çıkan servis aracında… Kelimeler dünyadan kopması için her zaman işe yaradı. Gatsby’nin Daisy’e olan kusurlu aşkı öyle muhteşem bir hikaye yaratmıştı ki… Gatsby’nin ne uğruna öldüğünü görmek, gözlerini kamaştırmıştı. Caz Devri’nin başlangıç romanı olarak kabul edilmesi çok doğaldı, Muhteşem Gatsby’nin…

bir şeyler okurken Fitzgerald.

Çok tuhaf şeylerde olmuştu roman bitene kadar rutin hayatın içinde bir İngiliz kızı çalıştığı otelin resepsiyonuna Muhteşem Gatsby’nin romanıyla uğrayıp geçmişti ve o anın içinde sadece onun fark edeceği rastlantı onu gülümsetmişti. Roman bir Hollywood uyarlamasıyla gündemdeydi o sıralarda. Filmden söz etmeyecekti, romanı yeğlerdi, hani filmini de izledi vasat değildi ama romanın yarattığı dünya beyaz perdeninkinden daha genişti.

Şaşalı yaşamlar, kariyer ve para kazanma hırsı tüm bu boşluğun karşısında derin bir aşk. Para kurtulmamız için yeterli değil. Kırık bir aşk hikayesi herkesi sarsmaz bu günlerde de o zamanlarda da… ama güzel bir iz bırakır, okunduğunda acısını zihninizde hissedersiniz. Bir vuruluş anının tasarısı bu. Gerçekleşmemiş tutkulu bir aşkın yaşamı eksik bırakışı. Gençlik aşkları ve olgunlaşan zamanın tüm yıkımı karşınızda belirecek olan.

Toplumun çağlar attıkça değişmediğinin kanıtı Fitzgerald’ın romanı. Farklısını yapmıyoruz, kariyer ve daha iyi bir yaşam için kazanç sağlamamız gerekiyor. İşin aslını da gözden kaçırıyoruz. Partiler, içkiler, uyuşturucular, yiyişmeler ve diğer bir sürü şeyin peşinde görkemli şovumuzu sunuyoruz. Caz Devri’den Dijital Devre kadar toplum denilen güruhta bir değişiklik yok. Bireysel kazanımlarla kendimizi bir diğerine kanıtlama yarışı var.

Batı’nın tükenmişliğinden Doğu’nun gizemine gelen Gatsby içinde durum böyleydi. Sevdiği kadına ulaşmak için gösterişin ve eğlencenin efendisine dönüşmüştü ve savaş yıllarında kaybettiği aşkına kovuşabilme umuduyla malikanesindeki partiler bütün şehre ün salmıştı. Hikayeyi bize anlatan Gatsby’nin sevgili arkadaşı Nick Carraway, Jay Gatsby’nin bir kadının ardından korkusuzca giden yüreğinin hikayesini aktardı. Sevmenin hiç de öyle yatak odalarımızda yaşadığımız basit aşk maceraları gibi olmadığını gösterdi.

Belki de Gatsby gibi yapıp iyi bir kitapla büyümek, sanıldığından daha önemli bir ayrıntıdır. Kim bilebilir…

Para ve eğlence toplumun gözü önünde bir gücün sembolüdür. Her toplum da basit zengin katman kendisine bunları sunana tapar. Gatsby, evet muhteşemliğin sembolü olur, sevdiği kadına ulaşmak için neyi kullanacağını bilir. Daisy’nin onunla değil de eski zengin bir züppeyle evli oluşu da sanırım durumun en doğal süreci olur. Züppeler paralarıyla değil ihtişamlarıyla ele geçirirler. Gatsby gerçekten Daisy’e aşık olsa da gerçek aşkın miti onu ele geçirmiştir aslında. Kendisini delice sevdiğini sandığı kadın onun ölümün ardından cenazesine bile gelmez. Ölüm herkesi korkutur, kilit altına alınmış bütün gerçek, tanıdığımız birinin, hikayenin tasarımcısı tarafından çürütülür.

Aşktan anlam beklemeyi bıraktı. Nedeni açıkça ortaya koyuluyordu. Her şeye sahip ol, bütün gücü elinde tut, basit bir trafik kazasıyla, bir başka çarpışmayla gerçekleşebilme olasılığı yüksek bir mucizenin bir anda dibe vurmasını yaşa. Sarı araba bunları yapacaktı işte. Bir kaza aynı anda birden fazla canını almayı başaracaktı. Kazançlı çıkacak olanın aşk olacağını sanıyorsanız, Fitzgerald’ın yazdıklarında bunu beklemeyin.

Büyülü olan her şeyin toplum tarafından bireyin mezarını nasıl açtığına dikkatinizi yöneltin. Toplum bize bir şey öğretmez. Göz kamaştırıcı olan her şeyi kıskanır ve ona anında sırtını döner.

Denize bakarken topluluklara neden değer biçmediğini biliyordu. Yalnız başına bankta oturup romanın sayfalarını çevirip denizden gelen serinlikle Jay’i biraz daha fazla anlıyordu. Hatta Daisy gibi kadınların neden bu kadar basitleşebildiklerini de kavrıyordu. Üzücü bir şeydi bu. Kim olduğunu anlamadan yaşamın sersemletici etkisiyle oraya buraya sürüklenen o kadar güzel kadınlar vardı ki… güzellikleri yanlış tercihleriyle bulanıklaşıyordu… bir yatak macerası bir günü diğerine bağlayan boş bir rutine dönüşebiliyordu. Yapabilecek bir şey yoktu.

Mutlu olduğunuz anları alt alta yazın. Gençlik aşklarını hatırlayınca yüreğiniz yanıyorsa şu anda hata yaptığınızı anlayın. Bir çok şey kabullendi ve sırada yüreğinizi pişirecek olan katilinizle yüzleşeceksiniz. Kendinizi birine sunarken bir et yığını olmaktan öteye geçemeyeceksiniz. İşte bu can yakıcı olacak.

Scott Fitzgerald’ı okursanız. Muhteşem Gatsby’i anlayamamış yarım kalbli bir kadını tanıyacak, Nick gibi iyi dostların varlığını kavrayacak ve toplumun nasıl kuduz bir köpek gibi uyutulmadan önce yırtıcılaştığını göreceksiniz ve evet yüreğinizin üzerine yağ döküp tavada kızartmaya başladınız bile…

Hadi bana eyvallah… Hava serinlemeye başladığında banktan kalktı ve sokaklarda yürümeye başladı.

Zelda Sayre ve F. Scott Fitzgerald bir fotoğraf için poz verirlerken Montgomery, Ala., evlenmeden önceki 1919 yılı.

Orda oturmuş o eski, o unutulmuş dünyayı kara kara düşünürken, Daisy’lerin rıhtımın oradaki yeşil ışığı Gatsby’nin ilk defa gördüğünde duyduğu hayranlık düştü aklıma. Bu gümrah çimene ta nerden kalkıp gelmişti ve öyle yamacında gibiydi onca zaman ardından koştuğu düş, uzatsa hani elini, tutacak. Ne çare, bilmiyordu o düşün çoktan gerilerde kaldığını, şehrin ötesinde zifiri cumhuriyet tarlalarının gecede dalga dalga yuvarlandığı o uçsuz bucaksız karanlıklar içinde bir yerde, ta gerilerde kaldığını bilmiyordu.

F.Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby, sf. 158

 

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.