slide 15

dirilten lezizceset

Kalabalığın içinde biranı yudumlarken bangır bangır müzik dinleyip şiir yazmayı seversin. Cumartesi gecesi bütün barlar ve publar doludur. Bu yüzden sokaklar bomboş ve çılgınca sana seslenir. Bir biranın ardından başın hafif hafif dönerken ayakların seni eve getirir, bir şeylere ihtiyaçları vardır ve kaykayı dayadığın duvardan çekip çıkarırsın. Gecenin içine karışırsın. Bu gerçekten karışmaktır. 

Ama bu hikaye o gece hakkında değil. Bir kaç gün öncesi hakkında…

Uzun zamandır İzmir’e uğramıyordum ve sıcağın tavan yaptığı bir gün otogarda otobüsten indim. Kaykayı yere fırlattım ve sırt çantam arkamda mutlu mesut insanların arasından geçtim. Servis aracı beni Karşıyaka’da bıraktı. Bir ozalitçiye girip asetat kağıdına bir kaç baskı aldım, pozlama yapmayı öğrenecek ve eğlenceli sürüşüme onlarla devam edecektim ama bir süre daha zamana ihtiyacım vardı. Herneyse… Karşıyaka’dan Bostanlı’ya öyle güzel beton zeminler var ki kaykayı fırlatıp üstüne atlamaktan kendinizi alamıyordunuz. Terlemek derler buna. Hava kaç derece kestiremiyordum. Duşa girdim ve evdeki en rahat koltuğun üzerinde uykuya daldım. Güneşin batışını yakalamak için uyandığımda hava hala sıcaktı, ama bir süre sonra sıcağı pek umursamadım. Şapkamı taktım, kaykayı kaptım ve zeminlerin üzerinde deneme yanılma ısınmaya başladım. Bostanlı parka girmedim, sahil kenarı ve Atatürk meydanı daha özgür hissetmeme yol açıyordu. Daha yeni… Çocukken sevdiğim yunus heykellinin yokuşunu denedim, ne mermerdi vesselam… güzel uçtum ama düşmedim, bir kaç sefer daha denedikten sonra tahtanın bana ihanet etmeyeceğini umuyordum. Şartları zorlamadım, meydana döndüm, raya zıplamaya uğraştım, beceremedim, üç basamaklı merdivenlerden bir kaç deneyişten sonra inmeyi başardım. Güneş arkamda batarken soğuk bir şeyler aldım, bir feribota atlayıp, öbür tarafı keşfetmeye devam ettim. 

Akşam karanlığında eve döndüm. Sokaklar doluydu. Şehir kalabalık ve gürültülü. Müziğin sesini açtım. Hayatta kalmayı başardım. 

bi bak istersen

Lezizceset