salon 60

dirilten LezizCeset Haziran 6, 2012
salon 60

Gecenin ilerleyen saatlerinde Paris’in arka sokak barlarında takılan, Finlandiyalı bir indie pop grubu olan The Do ile tanıştım. Müzikleriyle tanışma faslımı oldukça uzattım. Yarının bütün rutinini unutturdular bana. Solistleri Olivia Merilahti’nin sesinin sadeliği ve yaptıkları müziğin orjinalliği onları salona davet etmeme yol açtı. Salonun 60. konukları olarak onları selamladım ve iki şarkılarını tabuta koydum. Böylece başka kanallarla başkalarının odalarında dirileceklerini umut ettim. Kahvemi kupama boşaltıp zihnimi biraz daha ayın karanlık taraflarına yönlendireceğim. Her şeyin sığlığından biraz olsun kurtulacağım.

İki müzik videosuna göz atın derim: Wicked and Blind, Gonna Be Sick.

The Do

Günahkâr ve Kör

Sen teksin

Kıymetli taş

Güneş tarafından seçilmiş olansın

Seni dışarı alacağız

Yıldızları kapmak için

Nasıl kazanacağını sana öğretmek zorundayız

Zaman yok

Veda etmek için

İşte senin yeni ailen

Toparlanmaya ihtiyacın çok

Bir daha sorma

Nazikçe kim olduğunu öğrenmen gerekecek

Dostum, arkadaşım

Sahip olamayacağın herşeyi sana vereceğim

Bütün eşyalarımı ve

Bulduğum hazineleri

Kum ve su, tüm yapabileceğim sadece bu

Değişeceğim

Bize güven, sana yolu göstereceğiz

Başmadan önce

Öğrendiklerinden emin ol

Ezbere öğrendiğin her bir basit kuralı

Seni dans ederken gördük

Ve şarkı söylerken duyduk

Sesini çıkarmamalısın ve böyle sürdürmelisin

Ve tüm kitaplar

Ve tüm müzikler

Ateşin içine atılacak

Bilgi birikimini unut

Geçmişi unut

Her nasılsa sen bugün yeninden doğmuş olacaksın

Dostum, arkadaşım

Sahip olamayacağın herşeyi sana vereceğim

Bütün eşyalarımı ve

Bulduğum hazineleri

Kum ve su, tüm yapabileceğim sadece bu

Güç anlar ama

Ben değişmek zorundayım

İyi bir şeyler için değişmek

Zaman gösterecek

Neye layık olduğumu

Değişimi öp

Seni memnun etmek için

Yalan söyle ve nefret et

Görmek için

Öldür ve öl

Hafiflemek için

Hiç bir şey

Seni rahata kavuşturmayacak

Çeviri: LezizCeset

The Do

Wicked and Blind

You are the one

The precious stone

You’ve been chosen by the sun

We’ll take you out

To grab the stars

We shall teach you how to win

There is no time

To say goodbye

Here is your new family

No need to pack

Don’t ask again

Graceful you shall learn to be

My friend, my friend

I will give you all I never owned

All my belongings and

Treasures found

Sand and water is all I can offer

Fort the moment but

I will change

Trust us we’ll show you the way

Before we start

Make sure you learn

Every single rule by heart

We saw you dance

And heard you sing

You shall keep silent and still

And all the books

And all the music

Will be thrown into the fire

Forget your knowledge

Forget the past

You were somehow born today

My friend, my friend

I will give you all I ever owned

All my belongings and

Treasures found

Sand and water is all I can offer

Fort the moment but

I shall change

Change for good

Time will tell

What I’m worth

Kiss the change

To please you

Lie and hate

To show you

Kill and die

To fit you

Anything

To reach you

The Do

Hastalanacağım

Gecenin köpekleri, bir dövüşe hazırlan

Kemikten iskelet, tadını al

Parmak sıkılmış, bir kabloyu yakala

Binlerce volt

Yani çok inatçı bir çene

(Neyi saklayabilirim

Neyi geri alabileceksin?

Benden geriye ne kaldı ki?

Oh bunu ne zaman yapmaktın ki?

Fırlatıp atacağım, atacağım,

atacağım, def edeceğim

O cesur birisiydi ve beni kurtardı

Okyanuslara atladı denizlere sürdü

Ciğerlerimi oksijenle doldurdu

O zaman böyle bir batıktım ben

Ayaklarımı geri verin bana

Bana nasıl yürümem ve konuşmam gerektiğini öğretti

Teşekkür edecek şansım vardı ama

Orada sadace bir siluet bıraktı

Tehlikeli bakışlar, gizlenecek hiçbir yer yok

Neden gece için bir çadır kurmadın

Korku boğazımda, şok edici ve isyankar

Ortaya çıkardığım yolları biliyor

Neyi saklayabilirim

Neyi geri alabileceksin

Benden geriye ne kaldı ki?

Ne zaman yaptın?

Def edeceğim

Terziydi ve benim için dikerdi

Neyi saklayabilirim

Neyi geri alabileceksin

Benden geriye ne kaldı ki?

Ne zaman yaptın?

Olacağım, olacağım,

Olacağım, hasta olacağım

O cesur birisiydi ve beni kurtardı

Okyanuslara atladı denizlere sürdü

Ciğerlerimi oksijenle doldurdu

O zaman böyle bir batıktım ben

Ayaklarımı geri verin bana

Bana nasıl yürümem ve konuşmam gerektiğini öğretti

Teşekkür edecek şansım vardı ama

Orada sadace bir siluet bıraktı

Fırlatıp atacağım, atacağım,

atacağım, def edeceğim

The Do

Gonna Be Sick

Pitbulls at night, put up a fight

Skeleton bone, tasting alright

Fingers are stuck, caught in a plug

Thousands of volts

So stubborn a jaw

(What can I keep

What will you take back?

What’s left of me

Oh when you do that?) X2

I’m gonna throw, gonna throw,

gonna throw, gonna throw up

He was brave and rescued me

Jumped in oceans raging seas

Filled my lungs with oxygen

I was such a wreck back then

Put me back up on my feet

Taught me how to walk and speak

When I got the chance to thank

There was just some shadow left there

Danger at sight, nowhere to hide

Why don’t you build a tent for the night

Fear in my throat, choke and revolt

You learn their ways while I excavate

What can I keep

What will you take back

What’s left of me

When you do that?

I’m gonna throw up

He was tailor-made for me

What can I keep

What will you take back

What’s left of me

When you do that?

I’m gonna be, gonna be,

gonna be, gonna be sick

He was brave and rescued me

Jumped in oceans raging seas

Filled my lungs with oxygen

I was such a wreck back then

Put me back up on my feet

Taught me how to walk and speak

When I got the chance to thank

There was just some shadow left there

I’m gonna throw, gonna throw,

Gonna throw, gonna throw up.

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.