Salon 173

dirilten lezizceset Haziran 26, 2018
Salon 173

Çocukken hep bir hayalet olmak istemiştim. Yani bazen. Doğaüstü güçler. Gerçekliğin sıkıcılığı. O gece geç saatlerde Opera’daki Hayalet vardı, Star tv’nin Pazar Gecesi Sineması’nda. Opera’daki Hayaleti izlemek için gece geç saatlere kadar ayakta kalmam gerekiyordu. Çok uykum vardı. Dayanamazdım, biliyordum. Çok şanslı veledimdir, annem yorulmamam için filmi vHs videoyumuza kaydedecekti ve sabah uyandığımda televizyonun karşısına çöreklenip Opera’daki Hayaleti izleyecektim. Bir hayalet filmi. Ufak bir çocuk daha ne ister!

Ama o da ne? Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Bir hayalet filmi istemişken karanlık bir aşk filmiyle karşılaşmıştım. Aşkın ne olduğunu bilmezdim bile. Yani kızlar da kim oluyordu? Çocuk aklımda anlamakta zorlanıyordum. Ne yapmaya çalışıyordu bu insanlar. Bir korku filmi istiyordum ben. Çok fazla duygu. Anlamadım. Uykumu almış olmama rağmen koltukta uyuyakaldım. Filmi yıllar sonra ergen bir dönemimde izleyecektim. Korku filminden daha fazlasını istediğim dönemler… Karanlığı anlamadım. Belki biraz olsun hayaleti anladım ama.

Ve yine yıllar sonra bir müzik videoyusu karşıma çıktı, digital dünyanın sıkıcılığında dolanırken. Kulaklıkları kulağıma geçirdim. Önce gözlerim açık dinledim Phantom of the Opera’yı sonra da gözlerimi kapadım, bütün sahne önümdeydi, bir hayalettim, bir tiyatro salonun içinde, yazmaya çalışan bir insan, bir karartı, o an aldım ki karanlığı değil aslında aydınlık olanı anlatmaya çalışıyordum. Kahretsin.
İzleyin, acırsa da kaşıyın. Hissedin.

bi bak istersen

bir iz bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.