monoton 23

dirilten lezizceset

Charles Bukowski

beethoven son senfonisini tamamen sağır yönetti

kulağını kesip 

o paçavrayı başına sardıktan sonra

mısır saplarının arasında

işini bitirmeseydi

resimleri bu kadar 

değerli olmazdı.

 

ve şu ötekinin şiirleri,

o kadar ünlenir miydi

19’unda Afrika’da altın

aramak için oyundan kaçıp

frengiden ölmesiydi?

 

ya şu yolda

İspanyol faşistleri tarafından 

öldürülen?

bu sözcüklerini daha mı

anlamlı kıldı?

 

ya da şu ulusal kahramanı

alalım ele,

bütün o buzdağı senfonileri

dimdik yükselip

gökyüzünü ikiye yaran

büyük besteciyi,

mesleğinin doruğundayken

yaşlılığı kafasına taktı, 

kafasını usturaya vurdu, 

evine kapandı

ve kimseyle görüşmedi.

 

ne tuhaf bir davranış biçimi, dememiş miydi

biri?

 

sanatçının sanatı kadar dayanıklı

olması, istedikleri bu, imkansızı

istiyorlar: yaratanla yaratının 

aynı olmasını,  çağların 

en pis numarası

bu.

bi bak istersen

Lezizceset